30 Nisan 2014 Çarşamba

2013"te e-ticaret hacmi yüzde 40 arttı!

Türkiye’de e-ticaret sektörü hacmi geçen yıl, bir önceki yıla göre yüzde 40 artarak 35 milyar liraya ulaştı.


shopping_cartElektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) Başkanı Hakan Orhun, sektörün Türkiye’de her yıl yüzde 30-50 arasında büyüme gösterdiğini belirterek, pazarın henüz doygunluk aşamasına ulaşmadığını söyledi. Sigorta işlemleri çıkarıldığında 2012′de 25 milyar liraya ulaşan sektör hacminin 2013′ü 35 milyar lira düzeyinde kapattığını dile getiren Orhun, “2013′ün ilk yarısında birçok yeni e-ticaret oluşumu gözlemledik. Bunlar sektörün hareketlenmesini sağladı. Mevcut oyuncuların birçoğunda da önemli büyümeler gözlemledik” dedi. Yurt dışından Türkiye’ye gelen yatırım ve satın alma haberlerinin sektörde dinamizme yol açtığını anlatan Orhun, belirli ürünler satane-ticaret sitelerinin ve işini geliştirmek isteyen KOBİ’lerin, e-ticaret dünyasında giderek daha çok yer almaya başlamasıyla sektörün zenginleşmeye devam ettiğini kaydetti.


“DAHA YUMUŞAK YAPILMALI”

Kredi kartına taksit sınırlandırmasının sektöre olası etkilerini de değerlendiren Orhun, kararın fiziksel perakendeciler kadar olmasa da e-ticaret sektörü için kısa vadede olumsuz etki yaratacağını ifade etti. “Taksit, Türk halkı için önemli bir alışkanlık. Bu tarz geçişler daha yumuşak yapılmalı” diyen Orhun, yine de bu gibi dönemlerde e-ticaretin, daha fazla avantaj sunması nedeniyle kullanıcılar nezdinde önemini artırdığını kaydetti. Yeni Tüketici Kanunu’nuna ilişkin görüşlerini de paylaşan Orhun, perakendenin her alanı gibi e-ticaretin de kanunun bazı maddelerinden etkileneceğini dile getirdi.


Müşteri odaklı yaklaşımın e-ticaretin ruhunda olduğuna işaret eden Orhun, şöyle devam etti: “Bu nedenle bizler zaten müşterilerimizi mutlu etmek için büyük gayret gösteriyoruz. Bu nedenle müşteri lehinde yapılacak düzenlemeler bizim açımızdan olumlu. Ancak, burada dikkat çekilmesi gereken bir nokta var. Ürünlerin yetkili servis hizmetlerini vermekle yükümlü firmaların da işlevlerinin daha net tanımlanması sektörümüz açısından önemlidir. Örneğin ilgili düzenlemelerle gelen ürün iadesi durumunda, ürünün üreticisi ya da yetkili servisinin işlevlerinin daha net düzenlenmesi, daha hızlı hizmet ve daha yüksek müşteri memnuniyetini getirecektir.”


“BU YIL PATLAMA BEKLİYORUZ”

Bu yıla ilişkin sektörün beklentileri hakkında da konuşan Orhun, 2014′ün “ne olursa olsun büyük bir patlama bekledikleri” bir yıl olduğunu ifade etti. Sektördeki oyuncuların önemlibüyüme planları bulunduğunu bildiren Orhun, herkesin sektöre ilgiyi artırmak için çalıştığını belirtti.


e-ticaretin, yeni oyuncuların patlamalar yaptığı bir mecra olduğunun altını çizen Orhun, “Pazarın gelecek yıl yine alıştığımız yüzde 50′ler seviyesinde büyüyeceğini ve e-ticaret kullanan kişi sayısının 12 milyona yaklaşacağını söyleyebiliriz” diye konuştu. Henüz yüzde 2′ler civarında olan e-ticaret/perakende oranının gelişmiş ülkelerdeki yüzde 10 seviyelerine yaklaşacağı tahmininde bulunan Orhun, “Bu da e-ticareti kullanan kişi sayısının 2 katına çıkması, sepet büyüklüğünün 1,5 kat artması ve alışveriş sıklığının 2,5 kat artması ile gerçekleşecektir. Örneğin şu anda sitelerimize gelen her 100 kişiden ortalama 3′ü alışveriş yapıyor, bu oran da giderek yükselecektir” değerlendirmesinde bulundu.



2013"te e-ticaret hacmi yüzde 40 arttı!

E-Ticaret İşinde Satışları Artırmanın Yolları

eticaret-satis-arttirma-yollariİşini tamamen internet üzerinden yürütmeye ve pazarlamaya başladığında, güçlü iletişimin başarındaki önemi çok daha fazla artar. Yüz yüze iletişimin bitmesiyle birlikte kişisel karşılaşmalardaki o “müşterinin tepkisine bak ve karşılık ver” durumu ortadan kalkmış olur.


Bir insanın yüzüne bakıp, ona işini anlatmak yerine, herşeyi internet üzerinden, telefonla ve e-mail ile yapıyor olmak, web sitende satış yaptıran metinler oluşturmak, işinle ilgili bloglar yazmak, internet reklamları ve Google Adwords denemeleri yapmak, standart e-mailler yaratmak…


Aşağıda işini sadece internet üzerinden yürütürken geliştireceğin iletişim yöntemleriyle ilgili bir kaç madde var…


KENDI HIKAYENI ANLATARAK SAT


Sürekli seyahat halindeysen, işini %100 internet üzerinden yürütüyorsan ve müşterilerin bir kaç ülkeye dağılmışsa, kendi “hikayeni” potansiyel müşterilerinle paylaşırken çok net olmalısın.


İnternet üzerinden çalışma son zamanlarda çok popüler hale gelmiş olsa da, bir çoğunun ‘gerçek’ hayatta bunun nasıl işlediğiyle ilgili pek bilgisi yok. Yerden bağımsız olduğumuz ve işimizi tamamen internet üzerinden yaptığımız gerçeği ne yazık ki karşılaştığımız bir çok ‘offline’ insan için kavranması zor. Bu nedenle bizimle neden çalışmayı isteyebileceklerini anlatmadan önce onların bu doğal endişelerini yok etmeli ve öncelikle kendi hikayemizi tam olarak anlatarak işe başlamalıyız. Ancak bu şekilde her şeyi bir mantık çerçevesine oturtabilirler.


Bu herhangi bir müşterinin ‘seni ve yaptığın işi tanıma’ döngüsünün bir parçası, ancak insanların kafasında ek olarak oluşabilecek şu konulara dikkat etmek gerekiyor:


  • Saat farkları

  • Ödeme kolaylığı & uluslararası havale masrafları

  • Bağlantıya geçme kolaylığı & seyahat ederken iletişimi korumak

  • Sana güvenip güvenmeyecekleri ve onları nasıl ikna edeceğin

NE SÖYLEMELI…


Hedef pazarın için özel içerik üretmek


Tüm iyi pazarlama materyallerinde olduğu gibi web sitenin ve blogunun içeriği, hedef pazarın için özel olarak yaratılmış olmalı. Biri sitene geldiğinde – adwordsten, bıraktığın blog yorumlarından, forum mesajlarından vb – siteni buldukları yerdeki içerik onlara ilginç gelmiş demektir ve bu konuda onlara daha fazla ne sunabileceğini görmek istemişlerdir.


O yüzden bir ziyaretçi /potansiyel müşteri sitene geldiğinde, aradığı şeyi sunduğundan emin olmalısın.


Kültürel farklılıklara dikkat et


İnternet üzerinden iş yapmanın çok net bir faydası da, tam anlamıyla dünya kadar yeni potansiyel müşteriye ulaşma imkanının olmasıdır. Aynı kolaylıkla istersen dünyanın öteki ucundaki, istersen de sadece kendi bulunduğun şehirdeki müşterileri hedefleyebilirsin.


Web siteni temel pazarlama aracın olarak kullanarak yabancı bir ülkedeki müşterileri hedefliyorsan, aşağıdakileri kontrol etmeni tavsiye ederim:


  • Kullandığın görsellerin uygunluğu

  • Kullandığın dilin ve içeriğin konuyla ilgili ve o pazar için anlaşılır olması

  • Konuşma diliyle oluşturulmuş ve muhtemelen anlaşılmayacak içerikten uzak durman

  • Fiyatlandırmanın hedef pazara uygunluğu (yani fiyatların doğru para biriminde yazılması, ‘yerel’ pazar fiyatlarına uygun fiyat aralıkları belirleme ve hizmetlerinin neden diğerlerinden farklı olduğu, tabii eğer farklıysa)

Potansiyel müşterinin karar vermesi için gereken tüm bilgiyi ver


Birisi sitene kulağa ilginç gelen bir çözüm sunduğun için geldiyse, ne hakkında okumak istiyor olabilir? En büyük ihtimalle temel sorularına yanıt arıyordur: kim, ne, neden, nasıl, ne zaman ve nerede.


Hepsinden öte, en azından senin sunduğunun aradığı şey olup olmadığını bilmek isteyecektir. Bu da iki konuyu gündeme getirir:


  1. Ne aradıklarını bilmen gerekir

  2. Bunu onlara iletebildiğinden ve gösterebildiğinden emin olman gerekir.

Pratikte bu ne demektir?


Bu demektir ki potansiyel bir müşterinin satın alma kararı vermesi için bilmek istediği her şeyin web sitende bulunması gerekir… buna fiyatlar da dahil.


Fiyatları koymak hakkında bir kaç söz: Firmaların çok büyük bir bölümü insanları vazgeçireceğini düşünerek web sitelerinde fiyat yayınlamaz. Biri gereçekten kendileriyle ilgilenirse soru sormak için telefon edeceğini veya e-mail göndereceğini düşünürler.


Bazı durumlarda bu doğrudur ancak çoğu durumda sunduğunuz çözümün kendileri için uygun olup olmadığını anlamaları için müşterilerinizin önüne çok fazla engel koyuyorsunuzdur.


Eğer belli bir fiyat koyamıyorsanız veya koymayacaksanız, en azından bir değer aralığı belirleyin ( “1.000 TL’den başlıyor” veya “ x ile y arasında” gibi). Böylece gelen müşteri sunduğun çözümün kendi fiyat aralığında olup olmadığını anlayabilir.


NASIL SÖYLEMEK GEREKIR…


Yazı dilin basit ve açık olsun


İster web sitendeki yazı, ister blogunun içeriği ya da networking yaptığın profil/forum mesajların olsun, kullandığın dilin olabildiğince basit ve açık olmasına çalış.


Kelimeleri akıllıca kullanmaktan çok, sadece demek istediğini söyle.


Çok ilginçtir ki bunu yaptığını zannettiğin bir çok zaman aslında yapmıyorsun! Eğer web siten senin temel portföyün/pazarlama aracın ise, her zaman yazdıklarını bir başkası okusun ve gözden geçirsin – ideal olarak senin hedeflediğin pazardan biri, olmuyorsa kararlarına güvendiğin biri – ve o kişiye yazdıklarının açık ve anlaşılması kolay olup olmadığını sor.


Bir parça NLP (Nöro Linguistik Programlama) çok işe yarar


Bir kaç yıl önce NLP uygulayıcısı kursumu tamamladığımda, web sitelerimi deli gibi NLP’ye uygun bir dil kullanarak çekici tanımlamalarla doldurmaya başladım. Aldığım geri dönüşler müthişti (“Web siten çok çekici” – oley!!) ama yazılar kulağa ne benim tarzım gibi geliyordu ne de benim genelde konuştuğum gibi.


Yine de NLP hakkında bir kaç temel bilgiyi anlamak yazılarını bir anda geliştirecektir. Bunun en önemli nedeni, yazdıklarının ve söylediklerinin bir kişinin sahip olduğu düşünceyi değiştirebilmesidir.


Aşağıda NLP tipi tamlamalara dair bir kaç basit örnek var:


  1. Çoğu insan hem hayal ettiği yaşamı yaşayıp, hem de para kazanarak dünyayı dolaşabilmeyi ister, sence de öyle değil mi?- Buradaki “sence de öyle değil mi?” kelimelerini eklemek, okuyucuyu cümleyi okurken kendi kendine “evet” demesini sağlar. Bu, karşındaki kişinin aklını “evet” durumunda bırakmak için küçük bir örnek.

  2. Bir palmiye ağacının altında oturduğunu hayal et, hafif bir tropik esinti saçlarında dolaşıyor, uzaktan okyanustaki dalgaların sesi duyuluyor ve ellerindeki hindistan cevizli güneş yağının kokusunu alıyorsun. Bu hissi hatırlayabilir misin?- NLP, insanların değişik seviyelerde iletişim kurduklarını söyler – görsel (imajlar), işitsel (sesler), kinestetik (dokunma), tadımla ilgili (tatlar), koklamayla ilgili (kokular) – ve de birisiyle daha başarılı bir iletişim kurmak için, onun temel iletişim metodunu belirlemek gerekir. Ben mesela görsel bir insanım, podcast ve ses dosyalarını dinleyemem. Bir şeyi okumam veya izlemem gerekir. Yukarıdaki cümle birden fazla duyuya hitap ediyor ve okuyucuyu o hisse ‘geri’ döndürmeyi sağlıyor.

NLP’ye giriş için Neuro-linguistic Programming for Dummies – Yeni Başlayanlar için Nöro Linguistik Programlama şaşırtıcı derecede güzel bir rehberdir.


NASIL GÖSTERMEK GEREKIR…


Websitendeki bilgi hiyerarşisini planla


Verilen bilgilerin karman çorman olduğu kaç web sitesi gördün? Ya çok çok fazla bilgi vardır, gitmek istediğin yere ulaşabilmek için çok fazla sayıda tıklaman gerekir ya da basitçe aradığını bulamazsın.


Sitendeki/blogundaki/internet profillerindeki/protföyündeki bilgi akışını planlarken, bunu potasiyel müşterilerinin anlayacağı ve aradıkları şey bulmalarına yardımcı olacak şekilde yapılandırmayı amaçla.


Kelimeler kadar diyagramları da kullan


Ben bilgiyi gösterirken veya paylaşırken görsellerin, diyagramların, tabloların, ilüstrasyonların ve süreç haritalarının kullanılmasından yanayım. Böylece söylemek istediklerini sadece bir yazı grubu yerine daha derli toplu, düzgün ve daha okunabilir bir formatta sunabilirsin.


Farklı seçenekler sun


Ziyaretçilerinin görsel veya işitsel insanlardan oluşacağını göz önüne alırsak, içeriğini ses veya video dosyası olarak birden fazla şekilde sunabilirsin.


Satış anı geldiğinde, satışı kapatmak için potansiyel müşterinle bir telefon konuşması yapma seçeneğini de düşünebilirsin – bu seçenek genelde yüksek değerdeki ürün/hizmetler için daha uygundur.


ÖZETLERSEK…


İnternet üzerinden çalışan biri olarak, işini sadece online olarak yürütmek ve pazarlamak sana benzersiz fırsatlar yaratır, ancak yeni işler alma konusunda benzersiz zorlukları da beraberinde getirebilir.


İnternet üzerinden çalışırken etkili iletişim daha da hayati bir hale gelir. Öncelikli hedefin, müşterinin güvenini kazanmak olmalı. Yeni iş kazanma konusunda web siten, blogun ve online profillerinin çok desteği olsa da, unutma ki kişisel ilgiyi gösteren bir telefon konuşması ve şartlar müsait olduğunda yüz yüze görüşme (internet üzerinden olabilir), yine de harikalar yaratır!



E-Ticaret İşinde Satışları Artırmanın Yolları

29 Nisan 2014 Salı

E-Ticaret te B2B ve B2C Nedir

B2B: Business To Business
B2C: Business To Consumer


Bu iki terimin arasındaki fark, müşterinin kim olduğudur. Genel olarak müşteriler şirket olduğunda B2B yani Business To Business (şirketten şirkete), müşteriler şahıs olduğunda ise B2C Business To Costumer (şirketten müşteriye) terimi kullanılır. Örneğin bireylere kitap satan bir internet sitesi B2C tarzında, sanayi şirketlerine kimyasal malzeme satan bir şirket ise B2B tarzında çalışır.


Kaynak: Bu yazı, Kolay İletişim tarafından, KobiFinans için derlenmiştir.



E-Ticaret te B2B ve B2C Nedir

E-mail Marketing Stratejileri İle Satışlarınızı Arttırın.

email-integration-2Web sitenize gelen ziyaretçilerin %99′u ilk gelişlerinde sitenizden alışveriş yapmadan ya da online satışınız yoksa alışveriş kararı almadan ayrılma eğilimindedir. Ancak sitenizde ilgi çekici yöntemlerle müşteriyi form doldurmaya yönlendirdiğinizde, ziyaretçileri database’inize ekletebilir; e-mail marketingi yeni oluşan ilişkilerinizi sürdürmek ve güçlendirmekte kullanabilir ve en nihayetinde bu üyelerinizi alışveriş yapan aktif müşterilere çevirebilirsiniz.


Müşterilerinizle iletişim halinde olmak ve sağlam ilişkiler kurmak için, böylelikle sadık bir şekilde hep sizden alışveriş yapmalarını sağlamak için en iyi ve en ucuz yöntem e-mail marketing’dir.


E-mail marketing her koşulda işe yarar. PostFuture’in yaptığı araştırma sonuçlarına bakalım: Dünyada 1 MİLYAR’dan fazla, Türkiye’de ise 30 milyona yakın Internet kullanıcısı var ve kullanıcıların %90′ı e-posta kullanıyor. Bunlardan %70′i ticari firmalardan izinli e-posta gönderimleri alıyor. Online alışveriş yapan kullanıcıların %82′sine gönderilen e-posta ile ulaşan en az bir satış kampanyasının sonucu satışa dönük olurken, %32′si bir e-postaya cevaben, anında ilgili siteden satın alma geçekleştiriyor.


Bu rakamlar incelenince, hala e-mail marketing stratejilerinin sunduğu avantajlardan yaralanmaya başlamamış şirketlerin olduğuna şaşırmamak elde değil. Email marketingi kullanarak karınızı yükseltecek fikirlere ihtiyacınız varsa, işte size iyi bir başlangıç sağlayacak ve faydası ispatlanmış 10 e-mail marketing taktiği


1. Düzenli kampanya gönderimleri hazırlayarak üyelerinizi sık ziyerete teşvik edin:


En temelde e-posta adreslerini toplamaya başladığınızda, müşterilerinize ve üyelerinize kampanyalarınız ile ilgili sık sık e-posta gönderebilirsiniz. Düzenli bir şekilde gönderilen indirim duyuruları, müşterilerinizin size ve sitenize ısınmalarına ve kalıcı müşterilere dönüşmelerine yardımcı olacaktır.


2. Hatırlatma maillerinizde promosyonlara da yer verin


Eğer perakende değil de servis sektöründe faaliyet gösteriyorsanız, randevularınız için müşterilerinize hatırlatma gönderileri yaparak e-mail marketing’in gücünden faydalanabilirsiniz.


Örneğin bir tango hocasısınız. Yeni öğrencilerinizin ilk derslerinden 3 gün önce onlara bir hatırlatma mesajı atıp, kursun yerini ve dersin saatini bildirebilirsiniz. Aynı mesajda, müşterinize yanında bir arkadaşını getirip kursa kaydettirirse ders ücretinde %25 indirim alacaklarına dair bir kupon da ekleyebilirsiniz!


3. Potansiyel müşterilerin peşini bırakmayın


E-mail gücünüzü kullanarak yüz yüze konuşma fırsatı bulup e-posta listenize kaydettiğiniz ancak henüz müşteriye dönüştüremediğiniz kişileri takip edebilirsiniz. Bu insanlara, soruları varsa cevaplayabileceğinizi, ne zaman isterlerse onlarla iletişim kurabileceğinizi bildirin. Böylelikle, takip ettiğiniz bu potansiyel kitleye beklemedikleri ekstra bilgiler sunarak onlari gerçek müşterilere çevirmedeki şansınız artacaktır.


4. Müşterilerinize elektronik hediye çekleri gönderin


Bu yöntem, hali hazırdaki müşterilerinizin sizden devamlı alışveriş yapmalarını sağlamada çok etkilidir. Müşterilerinize e-posta yoluyla bir kupon gönderip bunu basıp kasada göstermelerini isteyebilir ya da sanal bir kupon ileterek websitenizden indirimli alışveriş yapabileceklerini söyleyebilirsiniz. Bu kuponlara son kullanım tarihi eklemek, müşterinin satın alımını en kısa zamanda yapmasınıı sağlamada etkili olacaktır.


5. İlişkinin kurulması: Küçük sanal hediyelerle güvenirlik kazanın


Üyelerinize belli bir değeri olan, orjinal bir e-kitap gibi sanal hediyeler göndermeniz, sizi tanıyıp size güven duymalarını sağlayacaktır. Bu güvenirliği sağladığınız anda, e-posta listenizdeki üyelerinizin kalıcı müşterilere çevrilmesi konusunda şansınız çok büyük ölçüde artacaktır. E-posta ile gönderdiğiniz bu hediyeler, özel bir rapor dan bir yazılımın demo sürümüne kadar, üyelerinizin seveceğini düşündüğünüz herhangi bir şey olabilir.


6. Müşterilere özel etkinlikler düzenleyin


Diyelim ki bir restoran işletiyorsunuz ve müşterileriniz size e-posta adreslerini veriyor. Her bir müşterinize bir e-mail göndererek onları sadece özel müşterilerin katılacağı bir şarap tadım gecesine davet edebilirsiniz. Bu gibi ödüller müşterileriniz ile sürdüreceğiniz uzun ömürlü ilişkinin sağlanmasında büyük rol oynayacaktır.


Eğer online bir şirkete sahipseniz, sitenizde sadece müşterilerin kullanabileceği özel bir bölüm hazırlayıp, sonra da müşterilere, bu özel sayfalardaki indirimler ve ayrıcalıklar ile ilgili ayrıca bildirim mesajları gönderebilirsiniz.


7. Müşterileinize takip mailleri gönderin


Bir satışın arkasından yapılan takip mailleri en çok geri dönüş alınan e-marketing kampanyalarının başında gelir. Bu tip mailer tek serferlik müşterilerinizi düzenli müşteriler haline getirir. Özellikle takip mailinde ilk aldıkları ürünün tamamlayıcı başka ürünlerini tanıtırsanız geri dönüş çok başarılı olacaktır.


8. “Arkadaşıma Yolla” iletimlerini destekleyin


‘Önerilmek’ istiyorsanız, e-posta gönderimleri bu konuda harika bir aracı olacaktır, zira insanların e-postaları ailelerine, arkadaşlarına ve iş çevrelerine iletmesi çok kolay bir işlem. Göndediğiniz e-bültenlerin ya da kampanya gönderimlerinin üyelerinizin mesajı forward etmek isteyecekleri türde olmalarına dikkat edebilirsiniz.


Hatta üyelerinize, “Paylaş” özelliği ile çevresine ilettiği mesajlardan her biri için bir ödül verebilirsiniz.


Euro.message sistemindeki “Arkadaşınla Paylaş” ve “Sosyal medyada Paylaş” özelliği sayesinde yaptığınız tüm email gönderilerinin, 100′ün üzerinde farklı sosyal medyada iletilemesini sağlayabilirsiniz. Ayrıca bu yolla yeni üyeler toplayabilir, kaç üyenin sosyal medyadan geldiği bilgisini de raporlayabilirsiniz.


9. Ürününüzü elektonik yoldan gönderebilirsiniz


Bir kitap yazdığınızı ve websitenizden tanesini 20 TL’ye sattığınızı varsayalım.


Kitabınız için dijital bir sürüm yaratarak -ki bu düşündüğünüzden ÇOK daha basit bir iş- bu dosyayı müşterilerinize e-posta aracılığı ile gönderebilirsiniz. Elbette baskı masrafları, depo kirası, ambalaj, sevkiyat gibi dertleriniz de olmayacağından, karınızı bu maliyet azaltıcı yöntem sayesinde büyük oranda artırmış olacaksınız.


10. E-mail yolu ile bilginizi satın ve sürekli bir gelir oluşturun


Belirli bir konuda uzmansanız, öyleyse ayrıcalıklı bir e-bülten oluşturabilir ve bu özel gönderimler karşılığında üyelerden üyelik ücreti alabilirsiniz.



E-mail Marketing Stratejileri İle Satışlarınızı Arttırın.

28 Nisan 2014 Pazartesi

E-Ticaret Yapacaklara Öneriler 3

E-Ticaret Yapacaklara Öneriler 3;


eticaret-sepetE-Ticaret ürün odaklı işler yapmak isteyen tüm girişimcilerin aklına mutlaka gelen bir çok girişimcinin tercih ettiği pek çoğununda başarılı olabildiği bir ürün pazarlama yöntemidir.


Pazarlama yöntemi diyorum çünkü ürünlerinizi bir dükkan açarak ya da kapı kapı dolaşarak da satabilirsiniz ama E-Ticaret siteleri ya da kendi E-Ticaret siteniz ile ulaşabileceğiniz insan sayısı ile klasik pazarlama yöntemleri ile ulaşabileceğiniz insanların hem sayısında hemde pazarlama maliyeti açısından ciddi farklar vardır.


E-ticaret pazarlama sistemi doğru planlandığı zaman klasik pazarlama yöntemlerinden hem daha az maliyetli hemde daha geniş kitlelere hitap edebilir.


E-ticarette başarılı olmak için öncelikle satışını yapmayı düşündüğünüz ürünün e-ticaret’e yani internet üzerinden talep görüp görmeyceğinden emin olmalısınız. Örnek verecek olursak internet kullanıcılarının bir çoğu internet üzerinden kitap veya cd alırken toz bezi veya benzeri çok kolay ulaşabileceği ürünleri almıyor.


Sağlam ve güvenli bir altyapınız olsun eğer böyle bir altyapıyı kuracak düzeyde bilginiz yoksa mutlaka profesyonel yardım alın müşterilerinizin ödeme bilgilerinin başkalarının eline geçmesi hem size olan güveni sarsar hem de başınıza hukuki sorunlar açılmasına yol açabilir.


E-ticaret sitenizin tasarımı potansiyel müşterilerilerinizin dikattini çekecek şekilde ve kullanımı kolay olmalı yani sitenizi ziyaret edenler aradıkları ürünleri hemen bulabilmelidir.


Müşterilerinizle ilişkileriniz sadece satmak istediğiniz ürün satılana kadar olmamalı satış sonrası kargo ve iade gibi durumlarda da müşterlerinizi memnun etmelisiniz ki hem tekrar sizden alışveriş yapmak istesinler hemde sizi arkadaşlarına tavsiye edip önersinler.


Sattığınız ürünlerde ki kar marjınızı piyasa da ki benzeri ürünlerle karşılaştırın fiyatlarınız ne çok ucuz olsun ne de çok pahalı. Sattığınız ürün çok ucuz ise muhtemelen kar marjınızdan feda ediyorsunuz demektir buda ilerisi için ekstra maliyetleri karşılayamama ya da beklenen oranda kar edememenize sebep olur. Sattığınız ürünler çok pahalı olmasın ki müşteri sizi tercih etsin. Ürün fiyatı ve kar marjı dengesini çok iyi kurmalısınız.


Son olarak ürün fotoğraflarınız ve ürün bilgileriniz ne kadar güncel olursa o kadar ilgi çeker. Size bu konuyla ilgili bir anımı yazmak istiyorum lise son sınıfta iken yaz tatilinde bir süre bir mobilya mağazasında çalışmıştım hemen her hafta en fazla 10 günde bir patronumuz mutlaka mağazadaki ve vitrindeki mobilyaların yerini değiştirirdi sebebin sorduğumda ise bana şöyle demişti ‘insanların gözü alışmasın’ bu çok önemli siz ne kadar çok müşterinizin dikkatini çekebilirseniz o kadar çok ürününüzü satma ihtimaliniz artar.



E-Ticaret Yapacaklara Öneriler 3

E-Ticaret Ve Sanal Pos Geniş Bilgi

Sanal POS (Vpos) Nedir?


Günlük yaşamda kredi kartlı alışverişlerde kullandığımız POS (Point of sale- ödeme noktası) cihazlarının, e-ticarete ve dolayısıyla internet’e uyarlanmış şekline VPOS (Virtual point of sale- sanal ödeme noktası) denir. Aynı zamanda Sanal POS olarak da adlandırılan VPOS, internet’te alışveriş yaptıran işyerlerinin kredi kartından tahsilat yapabilmelerini sağlayan bir POS yazılımıdır.


Bu sistem sayesinde, müşteri-satıcı arasındaki alışverişler internet üzerinden, elektronik ortamda online olarak yapılabiliyor. Bir siteden alışveriş yapan müşteri, kredi kartı bilgisini sitenin formuna girdikten sonra, bu bilgiler, internet üzerinden güvenli bir şekilde bankaya ulaşır ve provizyon alınır. Bu yazılım provizyonun güvenli bir şekilde alınmasını sağlar, yani internet üzerinden transfer edilen bilgilerin 3’üncü şahısların ellerine geçmesini önlemek için kullanılan SSL şifreleme tekniğine uyumlu çalışır. Banka, siteden alışveriş yapan kişilerin yaptığı, daha önce provizyonu alınmış işlemlerin alışveriş tutarlarını kredi kartı limitlerinden düşerek üye işyerinin banka hesabına geçirilmesini sağlar.


Şirketin kendi web sitesi yoluyla e-ticaret yapabilmesini sağlayan bir yazılım olan VPOS uygulamasına geçmek son derece kolaydır. Bunun için firmanın ticari hesap açtığı banka ile üye işyeri ve e-ticaret sözleşmelerini imzalaması, ardından da bankaya ait VPOS yazılımını kendi web sitesine kurması yeterlidir.


Sanal POS’un Avantajları Nedir?

* Internet üzerinden yapılan satışlar için bilinen en etkili yöntemdir.


* Özellikle perakende (B2C) satışlarda yüzde 35-40 arasında artış sağlamaktadır.


* Firmanın yerel bir pazardan daha geniş pazarlara, hatta yurtdışına açılmasına olanak sağlar.


* Firma imajını ve rekabet gücünü olumlu yönde etkiler.


* Geleneksel satış sürecinden çok daha kısa sürelerde alışveriş olanağı tanır.


* Zamandan yapılan bu tasarruf, müşteri memnuniyeti ve bağımlılığını arttırır.


* Satışlarla ilgili bilgileri veri tabanına aktarır ve saklar.


* Sanal POS’ la yapılan alışverişlerde güvenlik son derece yüksektir.


Sanal POS Nasıl Çalışır?

Basit olarak VPOS’ un yaptığı, firmadan kredi kartlı alışveriş yapan bir müşterinin, kredi kartı bilgilerinin alınıp, firmanın web sitesi kanalıyla Internet üzerinden ilgili bankaya iletilmesi ve otorizayon sonucunun (onay veya ret) geri bildirimi sürecidir.


Bu süreç esnasında, gerekli kontrol işlemleri dijital olarak gerçekleştirilir. Banka ve üye işyeri arasında dijital imza, dijital sertifika yoluyla yapılan kontrol sonucu gelen teyit bilgisi, bankadan üye işyeri ödeme sistemine provizyon (nakte çevirme işlemi) sonucu olarak geri döner. Bu işlemin ardından müşterinin kredi kartından alışveriş tutarı düşülür ve üye işyerinin bankadaki hesabına geçirilir.


Üye işyeri sistemi de (yani firma web sitesindeki VPOS sistemi) provizyon sonucuna göre yapılan işlemlerin geri bildirimini web ortamına aktarır. Bu şekilde işlemin kontrolü ve takibi net bir şekilde sağlanmış olur. Tüm bu işlemler sadece birkaç saniye içinde tamamlanır. Bu işlemlerin tam bir güvenlik içinde yapılması için, bankalar sanal POS hizmeti verecekleri web sitelerinde SSL 128 bit’lik şifreleme şartını arar.


Sanal POS Kurulumu İçin Gerekli Başvuru ve Prosedürler

Türkiye’deki bazı bankaların sunduğu sanal POS sistemlerinin, firma tarafından kurulumu ve işletilmesi için belli başvuru aşamaları ve prosedürleri vardır. Genel olarak tüm bankalarda benzer bir başvuru kabul süreci mevcuttur. Farklılıklar ise daha çok detaylarda (Sanal POS kullanım eğitimi verilmesi, bakım hizmetleri olanağı, uygulama yardımı ve ek sözleşmelerle verilen ek hizmetler vs.) söz konusudur.


Başvuru ve bununla ilgili genel prosedürleri şöyle sıralayabiliriz:


Öncelikle şirketin, bu sistemi tercih ettiği bankada, ticari bir hesap açtırması. Bu hesap açtırma süreci, şirketin ticari ve kurumsal konumuna göre alt prosedürlerde değişiklik gösterebilir. 2’inci aşama ise, bankada ticari hesap açtırmış, ya da halihazırda hesabı bulunan şirketin, Sanal POS hizmetinden yararlanmak istediği bankayla imzalayacağı “Üye İşyeri Sözleşmesi”dir. Bu sözleşme içinde genel olarak şu aşamalar izlenir:


* Üye işyeri başvuru formunun doldurulması,


* Bankayla üye işyeri sözleşmesinin imzalanması,


* E-ticaret yapılacağına dair, sanal POS kullanım sözleşmesi,


* Onaylanma sonucu, sanal POS yazılımının, şirketin web sitesine kurulumu,


* Banka ve firma tarafından sistemin test edilmesi ve uygulamaya geçiş.

Bunlar, genel olarak bankalar tarafından uygulanan prosedürlerdir. Ancak bankanın politikasına göre, ek olarak istenen belgeler veya ek verilen hizmetlerde söz konusu olabilir. Örnek olarak ek e-ticaret sözleşmeleri, sanal POS’un kullanımı için bankanın vereceği ek hizmetlere ve bunlar için ödenecek ücret ya da komisyonlara dair sözleşmelerin yanında; web sitesinin alışveriş kartı, dijital güvenliği, e-ticarete uygun bir tasarım, stok, muhasebe sistemi yardımı, sistemin belli aralıklarla kontrolü ya da bakımı ve şirket çalışanlarına sanal POS kullanım eğitimi hizmetleri verilebilir.


Sanal POS Yazılımının Etkinliğini Belirleyen Unsurlar

Konuya uzak biri için, bir VPOS ’un etkinliği onun güvenli olup olmaması ile ilgilidir. Oysa bütün sanal POS’lar zaten son derece etkin bir güvenlik ağına sahiptir ve bu hizmeti veren bankalar, güvenlik konusunda en ufak açığa tahammül etmezler. Güvenlik yönünden VPOS sistemleri, bu konuda hizmet veren bankaların kontrolü altındadır. Bu nedenle güvenlik, sanal POS’lar açısından belirleyici, daha doğrusu farklılaştırıcı bir unsur değildir.


Genel olarak, herhangi bir sanal POS yazılımının etkinliğini ve işlerliğini belirten unsurları, kullanım rahatlığı, farklı işletim sistemlerine uyumu, yabancı paralarla işlem yapabilme olanakları, bankalara ödenecek işletim bedeli ve komisyon oranları, ödeme veya tahsilatlarda geçerli olan kredi kartları çeşitliliği müşteri-satıcı arasında işlem kolaylığı sağlayan Türkçe ara yüz (Türkçe kullanım desteği) olarak sıralayabiliriz.


Firmalar, kendi ihtiyaç ve olanaklarına göre bankaların verdiği bu hizmetleri değerlendirip, kendilerine uygun bir VPOS yazılımını web sitelerine kurabileceklerdir. Ülkemizdeki kimi bankaların verdiği VPOS hizmetlerini, yukarıda saydığımız unsurlar açısından karşılaştıracağımız tabloyu yazımızın devamında inceleyebilirsiniz.


Kaynak: Bu yazı, Kolay İletişim tarafından, KobiFinans için derlenmiştir.



E-Ticaret Ve Sanal Pos Geniş Bilgi

27 Nisan 2014 Pazar

Türkiye’de hangi şirketler evden çalışmayı destekliyor

Yenibiris.com’un yaptığı son ankete göre; Türkiye’de çalışanların yüzde 81′i evden çalışmaya olumlu bakıyor.


Yenibiris.com’un son anketi, evden çalışma modeline yönelik oldu. Ankete katılan çalışanların büyük bir kısmı evden çalışmak istiyor. Maliyet tasarrufu, iş verimi ve çalışan bağlılığında artış gibi sebepler ve teknolojinin getirdiği imkanlarla evden çalışma modelini uygulayan şirket sayısında da artış söz konusu. Türkiye’de de pek çok şirket evden çalışılmasını destekliyor.


Yenibiris.com’da yayınlanan ve ‘Çalıştığınız şirket izin verse evden çalışır mıydınız?’ sorusu yöneltilen katılımcılar da evden çalışmaya sıcak bakıyor. Ankete katılan 3480 kişinin yüzde 81’i evden çalışmaya olumlu yaklaşıyor.


Türkiye’de mesainin tümünde veya büyük bir kısmında evden çalışma modeli uygulayan global şirketler ise şöyle:


Cisco Türkiye: Evden çalışma, bütün çalışanlara yönelik uygulanıyor. Kişinin ne zaman evden, ne zaman ofisten çalışacağı konusunda yöneticiyle birlikte plan yapması gerekiyor. Web-video konferans, uzaktan erişim gibi şirketin kendi teknolojileri kullanılarak verimli çalışma ortamı sağlanıyor.


HP: Evden çalışma yaygın olarak kullanılmakla birlikte finans, muhasebe, insan kaynakları gibi operasyonel görev yapanların dışındaki çalışanlar bu imkandan faydalanabiliyor. Zaman konusunda herhangi bir sınırlama yok. Çalışanlar kendi programları doğrultusunda zamanlarını evden veya internet erişimi olan herhangi bir yerden çalışacak şekilde planlayabiliyor.


Intel: ‘Çalışanların fiziki olarak işte oluş saatinden çok, işi nasıl yaptıklarıyla ilgileniyoruz’ düşüncesinden yola çıkarak ofiste sürekli birileriyle birlikte çalışmak gerekmiyorsa dışarıdan çalışma olanağı var. Örneğin, çalışanları farklı ülkelerde olan bir yönetici ya da saha operasyonlarından sorumlu çalışanlar, işlerini tamamen telefon, bilgisayar ve internetten yapıyor. Ancak pazartesi ve cuma günleri, koordinasyon için çalışanların ofiste olması bekleniyor.


Microsoft Türkiye: Herhangi bir kısıtlama olmaksızın, uzaktan ve evden çalışma destekleniyor. Uzaktan şirket sistemlerine güvenli bir biçimde erişim ve toplantı yapabilme imkanı ile çalışanlar her an, her yerden diledikleri şekilde çalışıyor.


PepsiCo: İşinin yapısı gereği fiziken işyerinde bulunması zorunlu olanlar (üretim, saha satış ekibi vb.) haricindeki bütün çalışanlar, ajandalarının uygunluğuna göre evden ya da şirketin farklı lokasyonlarından çalışabiliyor. Uzaktan çalışma, çalışanın iş yoğunluğuna göre kendisi ve yöneticisinin mutabakatı ile kullanılabiliyor.


P&G: Departman veya seviye gözetmeksizin herkese açık olan evden çalışma, kişilerin özel hayatla iş hayatını dengelemesinin öneminden yola çıkarak oluşturulan esnek çalışma programı kapsamında yer alıyor. Kişi, yöneticisi ile belirlediği günlerde, ev veya başka yerden çalışabiliyor.


Turkcell Global Bilgi: 2010’da evden çalışmaya yönelik ‘Home Agent’ projesini hayata geçirerek çağrı merkezlerinde evden hizmet dönemini başlattı. 8 kişiyle başlayan proje kapsamında bugün 148 kişi evden çalışıyor. Bu kişilerin 2’si engelli, 128’si kadın, 18’i de erkeklerden oluşuyor. Evden çalışma için en az 1 yıl satış deneyimi, telefonda etkili iletişim yeteneği, zaman yönetimi ve en az lise mezuniyeti gibi kriterler aranıyor.


Unilever: ’İş bir aktivitedir, yer değildir’ sloganıyla geçen yıldan beri iş paylaşımı, esnek çalışma, evden çalışma, yarı zamanlı çalışma ve 2014’ten geçerli olarak yaz saati gibi uygulamalar sözkonusu. İş gerekleri karşılandığı sürece herkes istediği yer ve zamanda çalışabiliyor. Çalışanlara nerede, ne zaman ve nasıl çalışacakları konusunda kontrole sahip olma, bireysel zindeliklerini koruma ve iş-yaşam dengesi konusunda imkan veren sistemin, bağlılık ve performansa da büyük etkisi olduğu düşünülüyor.



Türkiye’de hangi şirketler evden çalışmayı destekliyor

Müşteriler e-ticaret sitelerinden ne istiyor?

Promosyonu kim sevmez!  Görünüşe göre  Türkler, online alışverişlerinde promosyonu biraz daha fazla seviyor.


E-ticaret şirketlerinin güvenlirliğini değerlendiren GüvenRehberi.com internetten alışveriş yapan müşterilerin memnuniyetini analiz ettiği bir infografik  yayınladı.


100′ün üzerinde online mağaza ve 4200′den fazla kullanıcının katılımıyla yaptığı ankete göre, online alışverişte promosyonlar müşteri memnuniyetini artırma oranı yüzde 15′e kadar çıkabiliyor. Ama Türklerin e-ticarette en hassas oldukları konu, siparişi tamamlama kolaylığı. Kullanıcıların yüzde 82′si için bu memnuniyeti belirleyen en önemli faktör.


Peki müşteriler e-ticaret sitelerinden ne istiyor? İlk sırayı ücretsiz veya indirimli kargo imkanı alıyor. Online alışverişçilerin yüzde 58′i bu konuda hemfikir. Bunu iade ve değişim kolaylığı izliyor.


GüvenRehberi’nin yazının devamında görebileceğiniz infografiği müşteri beklentilerinin detaylı bir analizini sunuyor. Kaçrımamanızı tavsiye ederiz.


guven_rehberi_online_alisveris_infografik


 


Kaynak : webrazzi.com



Müşteriler e-ticaret sitelerinden ne istiyor?

Müşteriler e-ticaret sitelerinden ne istiyor?

Promosyonu kim sevmez!  Görünüşe göre  Türkler, online alışverişlerinde promosyonu biraz daha fazla seviyor.


E-ticaret şirketlerinin güvenlirliğini değerlendiren GüvenRehberi.com internetten alışveriş yapan müşterilerin memnuniyetini analiz ettiği bir infografik  yayınladı.


100′ün üzerinde online mağaza ve 4200′den fazla kullanıcının katılımıyla yaptığı ankete göre, online alışverişte promosyonlar müşteri memnuniyetini artırma oranı yüzde 15′e kadar çıkabiliyor. Ama Türklerin e-ticarette en hassas oldukları konu, siparişi tamamlama kolaylığı. Kullanıcıların yüzde 82′si için bu memnuniyeti belirleyen en önemli faktör.


Peki müşteriler e-ticaret sitelerinden ne istiyor? İlk sırayı ücretsiz veya indirimli kargo imkanı alıyor. Online alışverişçilerin yüzde 58′i bu konuda hemfikir. Bunu iade ve değişim kolaylığı izliyor.


GüvenRehberi’nin yazının devamında görebileceğiniz infografiği müşteri beklentilerinin detaylı bir analizini sunuyor. Kaçrımamanızı tavsiye ederiz.


guven_rehberi_online_alisveris_infografik


 


Kaynak : webrazzi.com



Müşteriler e-ticaret sitelerinden ne istiyor?

Markalar İçin Sosyal Medya "yı Etkin Kullanma Rehberi

sosyal-medya-ikonSosyal medya son dönemin en popüler konularından biri. Bu popülerliğin markalar da farkında. Her geçen gün sosyal medyaya ayırdıkları bütçeler artıyor.


Amaçları müşterileriyle daha sağlıklı bir iletişim kurmak, markalarını tanıtmak ve iyi sonuçlar elde etmek. Bunu iyi yapabilen markalar olduğu kadar, başarısız girişimlerde bulunan markalar da var.


Sosyal medyada başarılı olmak için bu alanın özelliklerini iyi bilmeli, sık yapılan hatalardan uzak durmalısınız. Peki bunlar neler? Önce markaların sosyal medyada sıklıkla yaptıkları hatalar ile başlayalım:


MARKALARIN SOSYAL MEDYADA SIKLIKLA YAPTIKLARI HATALAR:


Amaçsız ilerlemek: Birçok firma bir rüzgara kapılmış durumda, nereye gittiklerini bilmeden hızla yol alıyorlar. Çünkü önlerinde yol haritası, yapılacaklar listesi ve doğru bir plan yok. Böyle olunca da markalar amaçsızca ilerliyorlar. Bu da hem yaptıkları kampanyalara hem de müşterileri ile olan iletişimlerine yansıyor.

Takipçi sayısı tuzağı: Markaların sosyal medyada yaptıkları en büyük hatadır. Marka yöneticileri bir yarış içine girmiş durumdalar. Amaç en kısa sürede, en çok takipçi sayısına ulaşmak. Çok takipçiye ulaşmanın marka için avantaj olacağını ve çok kişiye ulaşırlarsa daha etkili olacaklarını düşünüyorlar.

İletişimi tek yönlü yapmak: Bazı markalar, geleneksel medyadan kalma alışkanlıklarını sosyal medyaya da taşımaya çalışıyorlar.

Sürekli olarak tüketiciye kendilerini anlatmaya çalışıp, dinlemek yerine konuşmayı tercih ediyorlar. Markalarının gücünden, hizmetlerinden, yaptıklarından bahsediyorlar. Bu durum bazı markaların, yeni dönemi anlamadıklarını gösteriyor.

Şeffaf olmamak: İletişimde yeni dönemin en önemli sözcüklerinden biri, şeffaflık. Çünkü artık insanlar bilgiye çok hızlı ulaşabiliyorlar. Hiçbir şeyi saklayamıyorsunuz, saklamaya çalıştığınızda tüketiciler bunu kolaylıkla anlayabiliyorlar. Bu durum da markalara zarar veriyor. Çünkü insanlar şeffaf olmadığınızı görürlerse, size karşı duydukları güveni kaybediyorlar.

Markayı olduğundan farklı konumlandırmak: Sosyal medya markalar için yeni bir alan olsa da, aslında farklı davranmamaları gereken bir yer. Çünkü tüketiciler markaları sadece sosyal medyada değil, her yerde takip ediyorlar. Markanızı burada konumlandırırken, farklı bir yapıya bürünmeye çalışırsanız, tüketiciyle aranıza set çekmiş olursunuz. Ve tüketiciler zamanla markadan uzaklaşırlar.

Sosyal medyayı Facebook’tan ibaret zannetmek: Markaların sosyal medya yatırımlarını ve çalışmalarını incelediğimizde Facebook’un bariz şekilde önde olduğunu görüyoruz. Bunun nedeni, Facebook’a yatırım yapmanın hem marka yöneticileri hem de ajanslar için daha kolay olması. Ama iş böyle olunca ciddi bir risk de alınmış olunuyor. Marka, Facebook’a bağımlı hale geliyor. Böylece tüm yumurtaları aynı sepete koymuş oluyorsunuz. Facebook konusunda yaşanacak bir sıkıntı markanın yatırımlarını ciddi anlamda etkiler hale geliyor.

Genel hatlarıyla yapılan hatalar üzerinde durduk. Peki markalar sosyal medyayı etkin kullanmak için neler yapmalı? Şimdi buna bakalım…


MARKALAR SOSYAL MEDYAYI ETKİN KULLANMAK İÇİN NELER YAPMALI?


Strateji belirlemek: Sosyal medyada strateji oluştururken önemli olan nokta, markanın burada bulunma amacıdır. Markanın amacı ne ve nasıl bir geri dönüş bekliyor? Bu iki sorunun cevabına göre, markanın yapısına uygun bir strateji belirlenmelidir. Strateji belirlenirken, markanın genel yapısının dışına çıkılmamalıdır. Sosyal medya farklı bir alan ama bu markanızın olduğundan farklı davranmasını gerektirmez. Markanın yapısı ve özellikleri iyi tahlil edilip, bu alana uygun şekilde konumlandırılmalıdır.

Uzman insanlarla çalışmak: Sosyal medya yönetimi markaların dikkat etmeleri gereken önemli bir konu. Sosyal medya yönetimini bu alanda uzman ve tecrübeli insanlara yaptırmak gerekiyor. İyi bir sosyal medya uzmanının sahip olması gereken özellikler var. Bunlar, baskı altında sakin kalabilmek, hızlı düşünüp pratik cevap verebilmek, çok yönlü bakabilmek, insan ve toplum psikolojisi hakkında bilgi sahibi olmak. Bu özelliklere sahip, aynı zamanda markanın havasını teneffüs edebilen, markayı benimsemiş insanlarla çalışmak çok daha fazla verim sağlayacaktır.

Doğru hedef kitleye ulaşmak: Takipçi sayınızın çok olması, başarılı olduğunuzu göstermez. Önemli olan sizi takip eden insanların niteliğidir. Takipçilerinizin yüzde kaçı gerçekten sizle ve göndermiş olduğunuz içeriklerle ilgileniyor? Burada, etkileşimin önemi ortaya çıkıyor. Çok sayıda ilgisiz insan yerine, daha az sayıda ama ilgi gösteren insana sahip olursanız elde edeceğiniz verim artacaktır.

Sosyal medyada amaç, markanız için ihtiyaç duyduğunuz müşteriler ve potansiyel müşterilere ulaşmaktır. Hedef kitlenizde yer almayan her takipçi, sizin için yüktür. Yaptığınız çalışmalar onların ilgisini çekmeyecektir. Bu yüzden doğru hedef kitleye odaklanılmalıdır. Herkese ulaşma çabası, çoğu zaman başarısızlığın en kestirme yoludur.

Takipçi değil, destekçiler oluşturmak: Markalar kendilerini destekleyen ve markalarına inanan insanlar sayesinde güçlenirler. Bu yüzden takipçileri, destekçilere dönüştürmek gerekiyor. Bunu yapabilmek için, onlarla ilgilenmeli, görüşlerini dikkate almalısınız. Takipçilerinize ilgi gösterir, şikayetlerini dikkate alırsanız onlar da markanızı benimsemeye başlarlar. Belirli bir aşamadan sonra ise, sizi desteklemeye devam ederler. Başka insanlar sizi eleştirdiklerinde, sizden önce destekçileriniz cevap verirler. Bu durum özellikle kriz dönemlerinde çok işe yarar. Kriz dönemlerinde insanlar sizi eleştirdiklerinde marka olarak cevap verdiğinizde, eleştiriler kesilmeyebilir. Ama marka yerine, takipçiler markayı savunursa eleştiriler hızla kesilecektir.

Açık iletişim: İnsanların iletişim konusunda en sevdikleri şey, açık olmak. Markalar kendilerini ne kadar açık ve net ifade ederlerse o derece kabul görüyorlar. Tüketicisine samimiyetle yaklaşan markalar, onlar tarafından benimseniyorlar ve iletişimleri güçlenmiş oluyor.

Birlikte geliştirmek: Sosyal medyayı etkin kullanan markalar, tüketicisiyle birlikte gelişen markalardır. İnsanlar sosyal medyada, konuşmak, yorum yapmak istiyorlar. Eğer onlara bu imkanı sağlarsanız, iletişiminiz çok daha kuvvetli olacaktır. Ürün ve hizmetlerinizi takipçilerinizle birlikte geliştirmek size gereksiz araştırma maliyetlerinden kurtarıp, daha az hata yapmanızı sağlayacaktır.

İnsanları dinler, geri bildirimleri alır ve buna uygun çalışmalar yaparsanız markanız ciddi anlamda verim elde eder.


SONUÇ


Sosyal medya, markaların müşteri ilişkilerini geliştirmeleri, kendilerini tanıtmaları için çok önemli bir mecra. Bu alanı doğru kullanan markalar önemli geri dönüşler alıyor, doğru kullanmayanlar ise, marka imajlarına zarar veriyorlar.

Sosyal medyayı doğru kullanmak için markalar, hedeflerini iyi belirlemeli, uzman insanlarla çalışmalı ve yenilikleri takip etmeliler. Bu şekilde imajlarını güçlendirecek, gereksiz harcamalardan kurtulmuş olacaklar. Müşterileriyle sürekli iletişimde oldukları için, ihtiyaçları iyi anlayacak ve gelişmeye devam edeceklerdir. Bu da bir markanın ömrünü uzatan önemli bir faktördür


BİLAL TEMİZER



Markalar İçin Sosyal Medya "yı Etkin Kullanma Rehberi

26 Nisan 2014 Cumartesi

Büyük markalar, Twitter’da Facebook’a oranla daha hızlı büyüyor.

Sosyal medya pazarlamasının en güçlü iki mecrası Twitter ve Facebook. Toplamda 1 milyarı aşkın aktif kullanıcıya sahip olan Facebook’un Twitter’a göre bir adım daha önde olduğunu söylemek mümkün. Bunun tek nedeni daha geniş bir kitleye ev sahipliği yapması değil, aynı zamanda Facebook’un markalar için daha uzun zamandır ve daha geniş tanıtım seçenekleri sunuyor olması bu farkı yaratıyor.


Fakat sosyal reklam ve ölçümleme firması Optimal’in son araştırmasına göre büyük markalar takipçi sayılarını Twitter’da Facebook’a göre çok daha hızlı artırabiliyorlar. 4.330 markaya ait verilerin değerlendirildiği araştırma süresince bu markaların takipçi sayılarının Twitter’da, Facebook’a göre daha yüzde 55 daha hızlı artış gösterdiği gözlemlendi.


Peki bu ne anlama geliyor?


Aslında bu veriden tek başına çok büyük anlam çıkartmak pek mümkün değil. Çünkü bir yandan hem Facebooki hem de Twitter birer sosyal ağ sitesi olsa da markalar için sundukları iletişim seçenekleri birbirinden oldukça farklı. Yani ideal olan Facebook ve Twitter’ı marka iletişimi açısından birbirlerini bütünleyici iki farklı araç olarak kullanabiliyor olmak. Birinde takipçilerin diğerine göre daha hızlı büyüyor olmasının bu anlamda çok büyük bir etkisi yok.


Ayrıca büyüme oranlarında Twitter daha önde görünse de toplam rakamlara bakıldığında aslında Facebook’un hala daha fazla kişiye ulaşmayı sağladığını görebiliyor. Araştırma başlarken bu 4.330 markanın Facebook sayfaları 3,49 milyar kez beğenilmişti. Aynı markaların Twitter hesaplarını takip edenlerin sayısı ise 595 milyon kişiydi.


Bir hafta sonra toplam Facebook beğenisi sayısı 18,5 milyon artarken, Twitter’da markalar ancak 4,5 milyon yeni takipçi kazanabildiler. İlk rakamlarla karşılaştırıldığında büyüme hızlarında Twitter lehine yüzde 55 artış olmasına rağmen, Facebook’taki toplam yeni beğeni sayısı Twitter’daki takipçi sayısından 14 milyon adet daha fazla.


Bu verilerden çıkartılabilecek daha gerçekçi sonuç sizin kendi pazarlama stratejiniz ve bu stratejiniz içerisinde Facebook ve Twitter’ın kapladığı alan ile ilgili. Sizin için daha yüksek dönüşüm oranını hangi sosyal ağın sağladığını ölçebiliyorsanız, bu rakamlarla beraber pazarlama yatırımınızı da optimize edebilirsiniz.


Diğer yandan eğer Twitter üzerinde pazarlamanız, Facebook’taki çalışmalarınıza göre daha geride kalmış durumdaysa buradaki daha hızlı büyümeyi kaçırmamak adına sosyal medya pazarlamanızda dengeyi sağlamak gerektiği bu araştırmadan çıkartılabilecek diğer bir ders olabilir.


Kaynak: Webrazzi



Büyük markalar, Twitter’da Facebook’a oranla daha hızlı büyüyor.

Online Alışverişte Türkiye’nin Dünyadaki Yeri

online-alisveris-930x360


Vivaki Business Intelligence Global Web Index Araştırması verileri ile hazırladığıTürkiye’de ve Dünyada Online Alışveriş Alışkanlıkları’ raporunun bu bölümünde; internetin ticari amaçlı kullanımının yaygınlaştığı bu dönemde, Türkiye’de yeni nesil online alışveriş yolculuğu ele alıyor. Tüketicilerin online satın alımlarının cihaz bazında değişimleri, en çok aranan ve en çok satın alınan ürün kategorileri Türkiye bazlı olarak inceleniyor.


Raporun tamamına Campaign Türkiye Dergisi Nisan 2014 sayısından ulaşabilirsiniz.


Hızla ilerleyen teknoloji, offline yaşam alışkanlıklarımızı online platformlara taşımaya devam ediyor. Son dönemlerde, online platformlara kayan davranışlarımızın başında internetten alışveriş yapma olgusu geliyor. İnternet üzerinden alışveriş yapma, dijital dünyanın sınırsız seçenekleri, maddi ve zamansal avantajları ile tüketiciler arasında hızla yükselen trendler arasında yerini alıyor. Bununla birlikte online alışverişte mobil cihazların yükselişi de dikkat çekiyor.


Online Alışverişte Türkiye’nin Dünyadaki Yeri


Dünya’daki aktif internet kullanıcılarının son bir ay içinde internet aktiviteleri arasında, ‘online alışveriş yapma’ oranları incelendiğinde ise, Türkiye’nin GWI tarafından raporlanan 32 ülke arasında %62’lik oran ile cihaz farklılığı gözetmeksizin 13. sırada geldiği görülüyor. Bu listede Çin %82’lik online alışveriş oranı ile birinci sırada yer alıyor. Almanya ve İngiltere gibi internet pazarının en yaygın olduğu ve yerleştiği ülkelerde, online satın alma %78 ve %76’lık oranlar ile internet davranışlarının başında geliyor.


Türkiye’de online alışverişte fırsat ve indirim sitelerinden yararlanma oranı %43 olarak ortaya çıkıyor. Bu rakam ile Türkiye GWI tarafından raporlanan 32 ülke arasında 8. sırada geliyor. Tüketiciye çeşitli kazançlar sağlayan bu fırsat ve indirim siteleri, online alışverişi Türk insanı için daha cazip kılıyor.


dunyada1


Online Alışverişte Tercih Edilen Cihazlar


Türkiye’deki aktif internet kullanıcılarının cihaz sahipliği bazında gerçekleştirdikleri online aktiviteler incelendiğinde, masaüstü ve dizüstü bilgisayar kullanıcılarının %57‘sinin cihazlarından online alışveriş yaptıkları görülüyor. Bu oran tablet kullanıcılarında %47, akıllı telefon kullanıcılarında ise %48 olarak ortaya çıkıyor. Dizüstü ve masaüstü bilgisayarlar online alışverişte favori cihazlar olarak görülse de, artan akıllı telefon ve tablet kullanıcı sayısına bağlı olarak, mobil alışveriş de hızla yükselen bir trend haline geliyor. 2012 yılına göre online alışveriş amaçlı kullanımda en çok artışı gösteren cihaz %20’lik artış oranı ile tablet olarak ortaya çıkıyor. Bu durum, mobil pazarın hakimiyetinin online alışveriş dünyasında da varlığını göstermeye başladığını kanıtlıyor.


cihaz-bazinda1


Online Satın Almada İlk Sırada Giyim Kategorisi Geliyor


Türkiye’deki aktif internet kullanıcısı tüketicilerin online olarak satın aldıkları ürünler, kategori bazlı incelendiğinde ilk sırada giyim kategorisinin geldiği görülüyor. Türk tüketiciler internet üzerinden %36’lık oran ile kıyafet satın alırken, ayakkabı alıcılarının oranı %30.  Ardından ise hazır yemekler ve kitaplar geliyor. Giyim, ayakkabı, kitap, yemek gibi tüketicilerin günlük hayatlarında her daim yer alan, tüketicinin önceden bildiği, karşılaştığı ve satın alma kararını verdiği ürünler, sağladığı çeşitli avantajlar dolayısıyla online platformlardan alınıyor.


Yüksek değerli ve teknolojik ürünler hakkındaki bilgiler daha çok online platformlarda araştırılıyor. Online olarak daha çok araştırılan, fakat  daha az satın alınan ürünlerin başında gelen araba için Türkiye’de online araba araştırması yapan her 2.42 kişiye karşılık, 1 online alıcı olduğu görülüyor. Hazır yemek, kişisel bakım ürünleri ve sosyal eğlence araçları ise online platformlarda daha az araştırılan fakat daha çok online satın alınan  ürünler içinde yer alıyor.


kategori


Kaynak : sosyalmedyaport.com



Online Alışverişte Türkiye’nin Dünyadaki Yeri

25 Nisan 2014 Cuma

Yazıcı: Tüketici Kanunu Elektronik Ticareti Artıracak

0011516001326546540Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, Tüketici Kanunu’nun mobil alışveriş yapmaktan çekinen tüketicilere cesaret vereceğini söyledi.


Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, BKM Kart Monitör Araştırması’nda yayınlanan röportajında teknolojideki değişimin ticaret hayatına yansımalarını ve bu alanda bakanlık olarak yapılan düzenlemeleri paylaştı:
“Teknoloji geliştikçe tüketiciye sunulan mal ve hizmetlerde de önemli artışlar oluyor. Örneğin bundan 20 yıl önce kredi kartı kullanımı ülkemizde çok sınırlı iken bugün ülkemizdeki kredi kartı sayısı yaklaşık 57 milyona, banka kartı sayısı da yaklaşık 98 milyona ulaştı. Bu durum tamamen teknolojik gelişimin bir sonucu.”


YENİ TEKNOLOJİLERİ DESTEKLİYORUZ

Teknolojideki gelişime paralel olarak ödeme sistemlerinde de tüketicilerin hayatını kolaylaştıran yeni hizmet türlerinin ortaya çıktığını ifade eden Bakan Yazıcı, “mobil ödeme, e-ticaret, dijital cüzdan uygulamaları yeterli güvenlik önlemleri ve hukuki koruma sağlandığı takdirde tüketicilerin hayatlarını kolaylaştıran hizmetler olduğu için tüketicinin korunması ve ticaretin geliştirilmesinden sorumlu bir Bakanlık olarak bu hizmetlerin yaygınlaştırılmasını destekliyoruz” şeklinde konuştu.


KANUNLARDA GEREKLİ REVİZYONLAR YAPILIYOR
“Bakanlık olarak teknolojideki bu gelişime mevzuat olarak ta uyum sağlamak amacıyla sorumlu olduğumuz Kanunlarda gerekli revizyonları yapıyor ve hayata geçiriyoruz. Ticaret alanında iki önemli yasa olan Türk Ticaret Kanunu ve Tüketicinin Korunması hakkında Kanunda gerekli değişiklikleri yaptık ve yapmaya da devam ediyoruz” diyen Yazıcı, özellikle mesafeli satış diye de tabir edilen e-ticaret ile ilgili önemli hükümler içeren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun 28 Kasım 2013 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlandığını ve 28 Mayıs 2014’te de yürürlüğe gireceğini belirtti. Yazıcı bu yasanın yürürlüğe girmesi ile normal mal ve hizmetlerin yanı sıra finansal mal ve hizmetlerin mesafeli olarak satılması durumunda tüketicilerimize yeni haklar ve tüketicilerimize mal ve hizmet sağlayanlar ile bu mal ve hizmet sağlamasına aracılık edenlere önemli yükümlülükler getirileceğini ifade etti.  Bakan Yazıcı, bu yasanın yeterli hukuki koruma sağlandığı için elektronik veya mobil alışveriş yapmaktan çekinen tüketicilerimize de cesaret vereceğini ve bu sektörün ticaret hacminin artmasına katkı sağlayacağını söyledi.


MOBİL ÖDEMELER 721 MİLYAR DOLARA ULAŞACAK

ABD merkezli bir araştırma firmasının yayımladığı raporda yer alan sonuçlara göre; 2013 yılı sonunda dünya genelinde mobil ödeme büyüklüğünün 235,4 milyar dolara, kullanıcı sayısının ise 245,2 milyona ulaşacağı öngörülüyor. Bu durum, 2012 yılı rakamları temel alındığında işlem hacmi açısından yüzde 44 gibi oldukça önemli bir büyümeyi işaret ederken yine aynı yıla göre kullanıcı sayısının yüzde 25 oranında arttığı anlamına da geliyor. 2017 yılına kadar gerçekleşmesi beklenen ortalama büyüme oranı ise, yapılan araştırmalara göre farklılık göstermekle birlikte, yaklaşık yüzde 35 olarak tahmin ediliyor. Bu veriler ışığında, 2017 yılı için yaklaşık olarak 721 milyar dolarlık bir işlem hacminin 450 milyon kullanıcı tarafından yönetileceği öngörüsünde bulunuluyor.



Yazıcı: Tüketici Kanunu Elektronik Ticareti Artıracak

PageRank Değerini Arttırmak

Google PR Değerini Yükseltmek İçin Web Siteniz İçin 38 Maddelik Çek Listesi


Aşağıdaki liste, sayfanızın arama motoru optimizasyonunu yaparken elinizin altında bulunması gereken bir checklist (kontrol listesi)’dir. Burada belirtilen öğelerin hepsi, sayfanızın Google nezdindeki değerini (PR) artıracak özelliklerdir. Yazarının da belirttiği üzere, suistimal edilerek kullanıldıklarında, sitenizin değerini olumsuz etkileyeceklerdir.


Sayfanızı optimize ederken kullanabileceğiniz kontrol listesi


Anahtar Kelimeler


1. -Önemli- URL’de anahtar kelimelerin bulunması


En baştaki kelime en önemlidir. Sonraki kelimeler sırayla daha az önem arzeder.


2. -Önemli- Alan adında anahtar kelimelerin bulunması


Anahtar kelimeler sayfa adında kısa-çizgiyle-ayrılmış şekilde bulunmalıdır.


Header alanındaki anahtar kelimeler


3. Title alanında anahtar kelimelerin bulunması


Anahtar kelimeler başlangıçta bulunmalıdır. Title tag’i 10-60 karakter olmalı ve özel karakterler içermemelidir.


4. Description Meta Tag alanında anahtar kelimelerin bulunması


Bu alan sitenin ana teması hakkında fikir verir. 200 karakterden kısa olmalıdır. Google her ne kadar bu alana güvenmese de, sıklıkla kullanmaktadır.


5. Keyword Meta Tag alanında anahtar kelimelerin bulunması


Bu alan sitenin ana teması hakkında fikir verir. 10 kelimeden az olmalıdır. Bu alanda yer alan her kelime sitenin body alanında en az bir kez yer almalıdır. Yer almazsa Google tarafından alakasız içerik olarak algılanır.

Bu alanda herhangi bir kelime, bir sözcük grubu içinde yer alsa bile iki kereden fazla Keyword Meta Tag’i içinde iki kereden fazla yer almamalıdır. Aksi durumda spam olarak algılanır. Google dışındaki arama motorları bu alanı kullanmaktadırlar.


Body alanında anahtar kelimeler


6. Body alanında kelime yoğunluğu

%5-20(tüm anahtar kelimelerin sayısı/tüm kelimelerin sayısı). Bazı arama motorları bunu konu duyarlılığı olarak raporlamaktadırlar. Anahtar kelimelerin yoğunluğunun spam olarak algılanma eşiği konudan konuya değişmektedir.


7. Tekil kelime yoğunluğu

%1-6 (her kelime/toplam kelime sayısı)


8. -Önemli- H1, H2, H3 ile işaretlenmiş anahtar kelimeler

Hx şeklindeki etiketler uygun şekilde kullanılmalıdır.


9. Anahtar kelimelerin Font Büyüklükleri

Strong etiketi bold etiketi gibi, italik yazılar üzerinde vurgu yapılmış gibi algılanır.


10. Anahtar kelimelerin yakınlığı (2′den fazla anahtar kelime varsa)

Anlam olarak en yakın kelimeler en iyi kelimelerdir.


11. Kelimelerin cümle içindeki sırası

Kelimelerin sayfa içindeki sıralanışı, aramalarda listelenen kelime sıralanışı ile aynı olmalıdır. Uygun sıralanışı bulmak için aranması muhtemel kelime gruplarını tahmin edin, ve anahtar kelimelerinizi buna göre sıralayın.


12. Anahtar kelimelerin önceliği (sayfa içinde anahtar kelimeler hangi sırada geliyor)

Anahtar kelimeler sayfanın en üst kısımlarında, bold (koyu) etiketiyle, büyük fontlarla yazılmalıdır.


Diğer alanlardaki anahtar kelimeler

13. Resimlerin Alt etiketindeki anahtar kelimeler

Buradaki anahtar kelimeler, resmi açıklar nitelikte olmalıdır. Bu alanda spam yapmamak gerekir. (Bu alanın etkisi, sayfanın toplam optimizasyon skoru içerisinde yer alır)


14. Sitenin alt sayfalarına olan bağlantılar içindeki anahtar kelimeler(anchor metni)

Sitenin diğer sayfalarına link verilirken, linkler içerisinde anahtar kelimeler kullanılmalıdır.


Navigasyon-Site içi linkler


15. Sitenin sayfalarının linklerindeki anahtar kelimeler


Site içi sayfaların linkleri anahtar kelimeler içermelidir. Linki verilen sayfanın dosya adı da anahtar kelimeler içerebilir. Kısa çizgilerle ayrılmış dosya adları kullanılmalıdır. Ancak dosya adları çok uzun tutulmamalıdır, dosya adında en fazla 3 kısa çizgi bulunmalıdır.


16. Site içi linklerin hepsi geçerli linkler mi?


Site içi tüm sayfalara verilen linklerin geçerli olup olmadıklarını mutlaka kontrol edin. Bu linkteki aracı kullanabilirsiniz.


17. Verimli – Ağaç Tipi Hiyerarşi


Site içindeki herhangi bir sayfaya 2 tıklama ile ulaşılabildiğinden emin olun. 4 tıklamadan daha derindeki sayfalar kabul edilemez.


18. Site içi linkleme


Alt seviye sayfalar arasında uygun şekilde linkler verilmesini sağlayın.


Navigasyon-Dışarı Linkler


19. Site dışına verilen linkler anahtar kelimeler içeriyor mu?


Google Patentli √- Sadece kaliteli sitelere link verin. Link çiftliklerine bağlantı vermeyin. Bu türlü linkler sitenizin değerini düşürebilir. Ne yazık ki dışarı verdiğiniz linklerin kalitesini kontrol etmek için gerekli zamanı ayırmalısınız. Bu linkler sizin sorumluluğunuzdadır.Sayfa üzerindeki Diğer faktörler


20. Dışarı verilen linkler için Anchor metni


Google Patentli √- Bu metinler konu ile alakalı ve açıklayıcı olmalıdır.


21. Linklerin zamanla sabit kalması


Google Patentli √- Dışarı verdiğiniz linkler zamanla kırık ya da ulaşılamaz hale gelmemelidir.


22. Dışarı verilen linkler geçerli mi?


Dışarı verdiğiniz linkleirn geçerliliğini zaman içerisinde düzenli olarak kontrol etmelisiniz.


23. Toplamda en fazla 100 dış link


Google, maksimum dış link sayısının 100 olması gerektiğini söylese de, bu sayının 2 ya da 3 katını da kabul ettiğini biliyoruz.


24. Alan Adı Uzantısı, En üst Seviye Alan Adı(Top Level Domain)


.gov uzantılı siteler, statüsü en yüksek sitelerdir.

.edu uzantılı siteler, yüksek statülü sitelerdir.

.org uzantılı siteler, yüksek statülü sitelerdir.

.com uzantılı siteler, spam ve suistimal siteleri için en çok kullanılan sitelerdir ve Google en çok bu siteleri tetkik eder.

Artık .info uzantılı siteler de gayet yüksek PR değerleri alabiliyorlar.


25. Sayfa Boyutu


Çok özel durumlar dışında sayfa boyutunun 100 Kb’ı aşmamasına özen gösterin. 40 Kb’dan daha küçük sayfalar en çok tercih edilen sitelerdir.


26. URL’de kısa çizgilerin bulunması


URL’de boşluk bulunamayacağı için, boşluk karakteri yerine kısa çizgi kullanmak en çok kullanılan yöntemdir.

1 ya da 2 kısa çizgi, anahtar kelimeleri ayırmak için idealdir.(örneğin pet-smart, pets-mart)4 ya da daha fazla kısa çizgi=KÖTÜDÜR. Spam yapılıyor gibi görünmesine yol açar. 10 kısa çizgi= Kesinlikle spamdir, sitenin değerini düşürebilir.


27. Sayfanın Tazeliği


Google Patentli √- Zamanla değişse de, daha taze olan daha iyidir. Bu bir haber sitesi, perakende satış yapan site ya da açık arttırma sitesi de olabilir. Google taze sayfalardan hoşlanır, tabi ben de


28. Tazelik – Değişen içerik oranı


Eski sayfaların yeni sayfalara olan oranıdır.


29. Linklerin Taze Olması

Google Patentli √- İyi ya da kötü sonuçlar doğurabilir, Çok güvenilen siteler için çok iyidir, yeni açılmış, çok güvenilmeyen siteler için iyi sonuçlar getirmez.


30. Sayfanın yenilenme sıklığı


Sık yapılan güncellemeler = sayfanın arama motorları tarafından daha sık taranması = sayfanın daha sık cache’lenmesi demektir.


31. Sayfanın Ana Teması


Sayfa kendi temasını sergileyebiliyor mu? Kendi içinde genel bir tutarlılığı var mı?


32. Anahtar kelimelerden türemiş kelimelerin kullanımı


Kazanmak, kazanç gibi.


33. Anlambilimin uygulanması


Eşanlamlı sözcüklerin kullanımı


34. Gizli anlama dayalı indeksleme


Şimdilik spekülasyondan ibaret, henüz bir kanıt yok.


35. URL Uzunluğu

URL’leri mümkün olduğu sürece kısa tutmaya çalışın.Internet Explorer maksimum 2000 karaktere izin verse de, 100 karakterden azı iyidir. Tabi daha azı daha iyidir.


Site üzerindeki Diğer faktörler


36. Sitenin büyüklüğü-Google büyük sitelerden hoşlanır.


Google milyonlarca sayfayı tarar ve yığar, ya da tamamlar. Daha büyük siteler daha iyi sitelerdir.


37. Sitenin yaşı

Google Patentli √- Daha yaşlı olan daha iyidir. Sitenin yaşı Google için altındır.

Kaynak : Samet Atdağ


38. Sayfanın yaşına karşılık sitenin yaşı


Eski bir sitedeki yeni sayfalar daha çabuk taranma şansına sahip olurlar.



PageRank Değerini Arttırmak

24 Nisan 2014 Perşembe

E-Ticaret te B2B Ne Yapar?

B2B’nin temeli, şirketlerin internet üzerinden birbirine mal ve hizmet satmasına dayanır. B2B’nin sözcük anlamı olan “şirketten şirkete ticaret (Business-to-Business)” de buna işaret eder. Ama B2B sitelerinin işlevi, bununla sınırlı değildir.


Elektronik pazaryeri olarak adlandırılan B2B sitelerini, gerçek hayattaki pazaryerlerinin internete aktarılmış halleri olarak düşünebilirsiniz. O nedenle de mal ve hizmet alım satımının yanı sıra, şirketlerin birbirleri arasında bilgi alışverişi yapmasını, finansal işlemler gerçekleştirmelerini de sağlarlar. Ama bütün bu işlevler internet üzerinden gerçekleştiği için, hem daha hızlı hem daha verimli bir şekilde işlerler.


Daha Hızlı Ticaret
B2B sitelerinin bir başka işlevi, internetteki ticaret sürecini kısaltmasıdır. Gerçekten de, on binlerce Türk şirketinin ve milyonlarca dünya şirketinin yer aldığı web’de, ticaret yapmak için en uygun şirketleri aramak, iğneyle kuyu kazmaya benzer. B2B siteleri, işte buraya devreye girerek, alıcı ve 2satıcıyı bir araya getirir ve böylelikle ’marketmaker’lik, ya da Türkçesiyle “pazar yapıcılığı” işlevini üstlenirler.


Daha Düşük Maliyet
B2B siteleri, alım satım sürecinde bütün işlemleri elektronik ortamda gerçekleştirmenize olanak tanıdığı için, maliyetlerinizi radikal biçimde azaltırlar. Ama B2B siteleri aracılığıyla maliyetleri azaltmanın asıl yolu, ürün ya da hizmet tedariğinde elektronik pazaryerlerini kullanmaktır. Ürün ya da hizmet tedariğini, bütün opsiyonları görerek, en düşük fiyatı sunan şirketleri inceleyerek gerçekleştirmek, tedarik zincirinizin yarattığı maliyetlerin, şaşırtıcı oranlarda azalmasına yol açar.


Kaynak: Bu yazı, Kolay İletişim tarafından, KobiFinans için derlenmiştir.



E-Ticaret te B2B Ne Yapar?