31 Temmuz 2014 Perşembe

Alibaba dev bir e-ticaret şirketine nasıl dönüştü

Alibaba halka açılma aşamasına doğru hızla yol alırken, filmi geriye sarıp bu e-ticaret firmasının adını nasıl aldığına bir bakalım.

Global çaptaki bir holding için nasıl bir ad seçersiniz? Internet girişimcisi Jack Ma, bir gün San Francisco’daki bir kafede otururken, garson kızı yanına çağırıp Ali Baba hakkında ne bildiğini sormuş.


alibabaGarson kız da “Açıl susam açıl” diye cevap vermiş. Bu yanıttan cesaret alan Ma, diğer insanların ne diyeceğini öğrenmek için sokak sokak dolaşmaya başlamış. Aynı soruyu Hindistan, Almanya, Tokyo ve Çin’deki insanlara da sormuş. Ve 2006 yılında CNN’e verdiği bir röportajda belirttiğine göre, bu kişilerin hepsinin Ali Baba ve “açıl susam açıl” hakkında bilgileri olduğunu görmüş. “Kolay – global – o zaman tamamdır” demiş ve şirketini bu adla kaydettirmiş.


Alibaba (birleşik yazılıyor) bugün klasik bir Binbir Gece Masalı olan “Ali Baba ve Kırk Haramiler”in bir kahramanı olmaktan çok, Çinli bir e-ticaret devi olarak tanınmakta.

O masaldaki Ali Baba, fakir bir oduncudur ve “Açıl Susam Açıl” sözcüklerini kullanarak altın ve mücevherlerle dolu gizli bir hazine sandığı bulunca büyük bir servete kavuşur. Günümüzdeki Alibaba da dünya üzerindeki alıcı ve satıcıları bir araya getirirken, şans eseri elde edilen bu hazineyi çağrıştırmayı umuyor.


Zaten şirketin web sitesinde de “platformlarımız, küçük işletmeler için servetin kapılarını açar” ifadesi yer alıyor.

Uluslararası markasını yeni zirvelere taşıyabilmek amacıyla geçtiğimiz günlerde borsaya açılmak için başvuruda bulunan Alibaba şirketinin, masal kahramanı Ali Baba ve gizemli hikayesi gibi dünyaca bilinir bir hale gelip gelmeyeceğini zaman gösterecek. Marka uzmanları, marka olarak kullanılacak adların dünya çapında nasıl algılanacağı konusuna çok dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor. Marka uzmanı ve danışman Rob Frankel, bu konuda en başarılı şirketlerden biri olarak Exxon’u gösteriyor. “Marka olarak kullanılan bu adın önceden gelen bir imajı veya yükü yoktu. Exxon yaptığı uzun araştırmalardan sonra, en az rastlanan harf kombinasyonunun çift X olduğunu gördü. Buldukları isim iki heceliydi, tek kelimeydi ve herkes kolayca telaffuz edebiliyordu” diyor.


Ama bu tür bir öngörü aslında sıra dışı bir şey olup, her zaman uygulanması mümkün olmayabiliyor. Genelde ünlü şirketlerin marka adları gayet sıradan olaylardan ve düz mantıktan doğmuştur. Örneğin Caterpillar şirketine bu ad 1905 yılında, prototip olarak üretilmiş olan bir traktörü gören şirket fotoğrafçısının “devasa bir tırtıla benziyor bu!” demesi üzerine verilmiştir. Google adı, matematikte 1.0 x 10100 işlemi için kullanılan “googol” teriminden gelir. Yahoo ise “Yet Another Hierarchical Officious Oracle” şeklindeki hiçbir anlamı olmayan ve Jonathan Swift’in “Gulliver’in Maceraları” adlı eserindeki hayali canlı türlerine gönderme yapan bir söz dizisinin baş harflerinden oluşmuştur. Eğer espriden hoşlanıyorsanız, bu adları eğlenceli hatta zekice bile bulabilirsiniz. Ama sıradan bir müşteri için pek de öyle sayılmazlar.


Alibaba adının masalsı kökeninden belki de daha ilginç olan ise, şirketin marka adıyla ilgili ileri sürdüğü “Hemen hemen tüm dillerde kolayca telaffuz edilebiliyor” şeklindeki bir diğer gerekçedir. Bu inandırıcı bir gerekçe gibi görünebilir, ama gerçekten öyle mi acaba? Bu konudaki görüşünü almak için Massachusetts Teknoloji Enstitüsünden dil bilimi profesörü Edward Fleming’i aradım. Aldığım yanıt, durumun hiç de öyle olmadığı şeklindeydi. “Alibaba” sözcüğündeki en büyük sorun, içinde bulunan ünsüz harflerin belli dillerde bir anlamı olmaması ya da hiç kullanılmamasıydı. Fleming, İngilizcedeki B sesini üreten vokal mekanizmanın, birçok dilde kullanılmadığını, bunun yerini P, T, ve K sesinin aldığını söyledi. L harfinin diğer dillerde telaffuzu ise çok daha sorunlu olup, genellikle R sesiyle karıştırılabiliyordu.


Fleming, “konuyu daha farklı bir açıdan değerlendirmek istiyorsanız, o zaman “telaffuz edilebilir” derken ne kastedildiğine bakmak gerekir” dedi. Alibaba sözcüğünün peş peşe gelen ve başka dillerde farklı telaffuz edilebilecek ünsüz harfler yerine, ünlü-ünsüz- ünlü- ünsüz şeklinde bir harf dizininden oluşması bir avantaj. Sözcükteki “L” ünsüzü ve ardından gelen “ii” sesi de birçok dil ve kültürde oldukça yaygın olarak rastlanıyor – bu nedenle de çoğu kişi sözcüğü doğruya yakın bir şekilde telaffuz edebiliyor. Bu anlamda, Alibaba markası global olarak kolayca kabul edilebilir olsa da, tüm dillerde doğru telaffuz edilebilmesi mümkün olmayabilir.

Kaynak: Inc



Alibaba dev bir e-ticaret şirketine nasıl dönüştü

Sanal POS nedir

Günlük yaşamda kredi kartlı alışverişlerde kullandığımız POS (Point of sale- ödeme noktası) cihazlarının, e-ticarete ve dolayısı ile Internet’e uyarlanmış şekline VPOS (Virtual point of sale- sanal ödeme noktası) denir. Bu sistem sayesinde müşteri-firma arasındaki alışverişler Internet üzerinden, elektronik ortamda on-line olarak yapılabilmektedir. Bu şekilde müşterinin yaptığı ödemeler, üye işyeri hizmetlerinden ve VPOS sisteminden yararlanılan bankadaki firma hesabına geçmektedir.


Firmanın kendi web sitesi yoluyla e-ticaret yapabilmesini sağlayan bir yazılım olan VPOS uygulamasına geçmek son derece kolaydır. Bunun için firmanın ticari hesap açtığı banka ile üye işyeri ve e-ticaret sözleşmelerini imzalaması, ardından da bankaya ait VPOS yazılımını kendi web sitesine kurması yeterlidir. Bununla ilgili süreci, ilerleyen bölümde inceleyeceğiz.


Sanal POS’ un işleyişi


Basit olarak VPOS’ un yaptığı, firmadan kredi kartlı alışveriş yapan bir müşterinin, kredi kartı bilgilerinin alınıp, firmanın web sitesi kanalıyla Internet üzerinden ilgili bankaya iletilmesi ve otorizayon sonucunun (onay veya ret) geri bildirimi sürecidir.


Bu süreç esnasında, gerekli kontrol işlemleri dijital olarak gerçekleştirilir. Banka ve üye işyeri arasında dijital imza, dijital sertifika yoluyla yapılan kontrol sonucu gelen teyit bilgisi, bankadan üye işyeri ödeme sistemine provizyon (nakte çevirme işlemi) sonucu olarak geri döner. Bu işlemin ardından müşterinin kredi kartından alışveriş tutarı düşülür ve üye işyerinin bankadaki hesabına geçirilir. Üye işyeri sistemi de (Yani firma web sitesindeki VPOS sistemi) provizyon sonucuna göre yapılan işlemlerin geri bildirimini web ortamına aktarır. Bu şekilde işlemin kontrolü ve takibi net bir şekilde sağlanmış olur. Tüm bu işlemler sadece birkaç saniye içinde tamamlanır. Bu işlemlerin tam bir güvenlik içinde yapılması için, bankalar sanal POS hizmeti verecekleri web sitelerinde SSL 128 bit’lik şifreleme şartını aramaktadırlar.


Sanal POS’ un avantajları


  • Internet üzerinden yapılan satışlar için bilinen en etkili yöntemdir.

  • Özellikle perakende (B2C) satışlarda %35-40 arasında artış sağlamaktadır.

  • Firmanın yerel bir pazardan daha geniş pazarlara, hatta yurtdışına açılmasına olanak sağlar.

  • Firma imajını ve rekabet gücünü olumlu yönde etkiler.

  • Geleneksel satış sürecinden çok daha kısa sürelerde alışveriş olanağı tanır.

  • Zamandan yapılan bu tasarruf, müşteri memnuniyeti ve bağımlılığını arttırır.

  • Satışlarla ilgili bilgileri veri tabanına aktarır ve saklar.

  • Sanal POS’ la yapılan alışverişlerde güvenlik son derece yüksektir.


Sanal POS nedir

30 Temmuz 2014 Çarşamba

Kosgeb nedir ?

KOSGEB; küçük ve orta ölçekli sanayi işletmelerinin teknolojik yeniliklere süratle uyumlarını sağlamak, rekabet güçlerini yükseltmek ve ekonomiye katkılarını ve etkinliklerini artırmak amacıyla 20 Nisan 1990 tarihinde kurulmuştur.


Temel Hizmetleri

Bilgilendirme ve İşletmelerarası İşbirliği Hizmetleri: Globalleşme sürecinin yaşandığı günümüzde büyük önem kazanan bilginin kullanımında KOS işletmelerinin payının arttırılması için KOSGEB, Avrupa Birliği’nin KOBİ’lere yönelik 1997-2000 yılları için hazırladığı Çok Yıllık Programda “KOBİ’lerin İlk Durak Noktası” tanımı ile en önemli destek programı olan Avrupa Bilgi Merkezleri (Euro Info Centre. EIC) Ağına AB’nin XXIII. Genel Müdürlüğü ile imzaladığı andlaşma ile katılmıştır.


KOSGEB Bilgi Sistemleri ve Elektronik Ticaret Süreçleri Grubu bünyesinde Eylül 1994′ de kurulan Avrupa Bilgi Merkezi; Ülkemizdeki KOS işletmelerinin özellikle AB ile ilgili olmak üzere her türlü bilgi ihtiyacını ve Yurtsdışındaki KOS işletmelerinin ülkemiz İş Dünyası ile ve KOS işletmeleri ile ilgili bilgi ihtiyacını karşılamanın yanısıra Avrupa Birliği’nin KOBİ’lerin uluslararası anlaşmalarına katkıda bulunmak için başlattığı destek programlarından İşletmelerarası İşbirliği Ağı (Business Cooperation Network; BC-NET), ve İşletmelerarası İşbirliği Merkezi (Bureau de Rapproachement des Enterprises; BRE) programlarında Türkiye temas noktasıdır.


Ülke çapında yaygın KOBİ kitlesine ulaşmak için oluşturduğu “AB Bilgi ve İşbirliği Danışmanları Ağı” ile birlikte hizmet veren KOSGEB Avrupa Bilgi Merkezi’nin bilgi ve işbirliği hizmetleri, KOS işletmelerinin Uluslararasılaşmaları için önemli bir destek sağlamaktadır.


İlgili Bağlantılar:


KOSGEB web sitesi
http://www.kosgeb.gov.tr/


Kobinet web sitesi
http://www.kobinet.org.tr/



Kosgeb nedir ?

Markalar İçin Sosyal Medya "yı Etkin Kullanma Rehberi

sosyal-medya-ikonSosyal medya son dönemin en popüler konularından biri. Bu popülerliğin markalar da farkında. Her geçen gün sosyal medyaya ayırdıkları bütçeler artıyor.


Amaçları müşterileriyle daha sağlıklı bir iletişim kurmak, markalarını tanıtmak ve iyi sonuçlar elde etmek. Bunu iyi yapabilen markalar olduğu kadar, başarısız girişimlerde bulunan markalar da var.


Sosyal medyada başarılı olmak için bu alanın özelliklerini iyi bilmeli, sık yapılan hatalardan uzak durmalısınız. Peki bunlar neler? Önce markaların sosyal medyada sıklıkla yaptıkları hatalar ile başlayalım:


MARKALARIN SOSYAL MEDYADA SIKLIKLA YAPTIKLARI HATALAR:


Amaçsız ilerlemek: Birçok firma bir rüzgara kapılmış durumda, nereye gittiklerini bilmeden hızla yol alıyorlar. Çünkü önlerinde yol haritası, yapılacaklar listesi ve doğru bir plan yok. Böyle olunca da markalar amaçsızca ilerliyorlar. Bu da hem yaptıkları kampanyalara hem de müşterileri ile olan iletişimlerine yansıyor.

Takipçi sayısı tuzağı: Markaların sosyal medyada yaptıkları en büyük hatadır. Marka yöneticileri bir yarış içine girmiş durumdalar. Amaç en kısa sürede, en çok takipçi sayısına ulaşmak. Çok takipçiye ulaşmanın marka için avantaj olacağını ve çok kişiye ulaşırlarsa daha etkili olacaklarını düşünüyorlar.

İletişimi tek yönlü yapmak: Bazı markalar, geleneksel medyadan kalma alışkanlıklarını sosyal medyaya da taşımaya çalışıyorlar.

Sürekli olarak tüketiciye kendilerini anlatmaya çalışıp, dinlemek yerine konuşmayı tercih ediyorlar. Markalarının gücünden, hizmetlerinden, yaptıklarından bahsediyorlar. Bu durum bazı markaların, yeni dönemi anlamadıklarını gösteriyor.

Şeffaf olmamak: İletişimde yeni dönemin en önemli sözcüklerinden biri, şeffaflık. Çünkü artık insanlar bilgiye çok hızlı ulaşabiliyorlar. Hiçbir şeyi saklayamıyorsunuz, saklamaya çalıştığınızda tüketiciler bunu kolaylıkla anlayabiliyorlar. Bu durum da markalara zarar veriyor. Çünkü insanlar şeffaf olmadığınızı görürlerse, size karşı duydukları güveni kaybediyorlar.

Markayı olduğundan farklı konumlandırmak: Sosyal medya markalar için yeni bir alan olsa da, aslında farklı davranmamaları gereken bir yer. Çünkü tüketiciler markaları sadece sosyal medyada değil, her yerde takip ediyorlar. Markanızı burada konumlandırırken, farklı bir yapıya bürünmeye çalışırsanız, tüketiciyle aranıza set çekmiş olursunuz. Ve tüketiciler zamanla markadan uzaklaşırlar.

Sosyal medyayı Facebook’tan ibaret zannetmek: Markaların sosyal medya yatırımlarını ve çalışmalarını incelediğimizde Facebook’un bariz şekilde önde olduğunu görüyoruz. Bunun nedeni, Facebook’a yatırım yapmanın hem marka yöneticileri hem de ajanslar için daha kolay olması. Ama iş böyle olunca ciddi bir risk de alınmış olunuyor. Marka, Facebook’a bağımlı hale geliyor. Böylece tüm yumurtaları aynı sepete koymuş oluyorsunuz. Facebook konusunda yaşanacak bir sıkıntı markanın yatırımlarını ciddi anlamda etkiler hale geliyor.

Genel hatlarıyla yapılan hatalar üzerinde durduk. Peki markalar sosyal medyayı etkin kullanmak için neler yapmalı? Şimdi buna bakalım…


MARKALAR SOSYAL MEDYAYI ETKİN KULLANMAK İÇİN NELER YAPMALI?


Strateji belirlemek: Sosyal medyada strateji oluştururken önemli olan nokta, markanın burada bulunma amacıdır. Markanın amacı ne ve nasıl bir geri dönüş bekliyor? Bu iki sorunun cevabına göre, markanın yapısına uygun bir strateji belirlenmelidir. Strateji belirlenirken, markanın genel yapısının dışına çıkılmamalıdır. Sosyal medya farklı bir alan ama bu markanızın olduğundan farklı davranmasını gerektirmez. Markanın yapısı ve özellikleri iyi tahlil edilip, bu alana uygun şekilde konumlandırılmalıdır.

Uzman insanlarla çalışmak: Sosyal medya yönetimi markaların dikkat etmeleri gereken önemli bir konu. Sosyal medya yönetimini bu alanda uzman ve tecrübeli insanlara yaptırmak gerekiyor. İyi bir sosyal medya uzmanının sahip olması gereken özellikler var. Bunlar, baskı altında sakin kalabilmek, hızlı düşünüp pratik cevap verebilmek, çok yönlü bakabilmek, insan ve toplum psikolojisi hakkında bilgi sahibi olmak. Bu özelliklere sahip, aynı zamanda markanın havasını teneffüs edebilen, markayı benimsemiş insanlarla çalışmak çok daha fazla verim sağlayacaktır.

Doğru hedef kitleye ulaşmak: Takipçi sayınızın çok olması, başarılı olduğunuzu göstermez. Önemli olan sizi takip eden insanların niteliğidir. Takipçilerinizin yüzde kaçı gerçekten sizle ve göndermiş olduğunuz içeriklerle ilgileniyor? Burada, etkileşimin önemi ortaya çıkıyor. Çok sayıda ilgisiz insan yerine, daha az sayıda ama ilgi gösteren insana sahip olursanız elde edeceğiniz verim artacaktır.

Sosyal medyada amaç, markanız için ihtiyaç duyduğunuz müşteriler ve potansiyel müşterilere ulaşmaktır. Hedef kitlenizde yer almayan her takipçi, sizin için yüktür. Yaptığınız çalışmalar onların ilgisini çekmeyecektir. Bu yüzden doğru hedef kitleye odaklanılmalıdır. Herkese ulaşma çabası, çoğu zaman başarısızlığın en kestirme yoludur.

Takipçi değil, destekçiler oluşturmak: Markalar kendilerini destekleyen ve markalarına inanan insanlar sayesinde güçlenirler. Bu yüzden takipçileri, destekçilere dönüştürmek gerekiyor. Bunu yapabilmek için, onlarla ilgilenmeli, görüşlerini dikkate almalısınız. Takipçilerinize ilgi gösterir, şikayetlerini dikkate alırsanız onlar da markanızı benimsemeye başlarlar. Belirli bir aşamadan sonra ise, sizi desteklemeye devam ederler. Başka insanlar sizi eleştirdiklerinde, sizden önce destekçileriniz cevap verirler. Bu durum özellikle kriz dönemlerinde çok işe yarar. Kriz dönemlerinde insanlar sizi eleştirdiklerinde marka olarak cevap verdiğinizde, eleştiriler kesilmeyebilir. Ama marka yerine, takipçiler markayı savunursa eleştiriler hızla kesilecektir.

Açık iletişim: İnsanların iletişim konusunda en sevdikleri şey, açık olmak. Markalar kendilerini ne kadar açık ve net ifade ederlerse o derece kabul görüyorlar. Tüketicisine samimiyetle yaklaşan markalar, onlar tarafından benimseniyorlar ve iletişimleri güçlenmiş oluyor.

Birlikte geliştirmek: Sosyal medyayı etkin kullanan markalar, tüketicisiyle birlikte gelişen markalardır. İnsanlar sosyal medyada, konuşmak, yorum yapmak istiyorlar. Eğer onlara bu imkanı sağlarsanız, iletişiminiz çok daha kuvvetli olacaktır. Ürün ve hizmetlerinizi takipçilerinizle birlikte geliştirmek size gereksiz araştırma maliyetlerinden kurtarıp, daha az hata yapmanızı sağlayacaktır.

İnsanları dinler, geri bildirimleri alır ve buna uygun çalışmalar yaparsanız markanız ciddi anlamda verim elde eder.


SONUÇ


Sosyal medya, markaların müşteri ilişkilerini geliştirmeleri, kendilerini tanıtmaları için çok önemli bir mecra. Bu alanı doğru kullanan markalar önemli geri dönüşler alıyor, doğru kullanmayanlar ise, marka imajlarına zarar veriyorlar.

Sosyal medyayı doğru kullanmak için markalar, hedeflerini iyi belirlemeli, uzman insanlarla çalışmalı ve yenilikleri takip etmeliler. Bu şekilde imajlarını güçlendirecek, gereksiz harcamalardan kurtulmuş olacaklar. Müşterileriyle sürekli iletişimde oldukları için, ihtiyaçları iyi anlayacak ve gelişmeye devam edeceklerdir. Bu da bir markanın ömrünü uzatan önemli bir faktördür


BİLAL TEMİZER



Markalar İçin Sosyal Medya "yı Etkin Kullanma Rehberi

29 Temmuz 2014 Salı

Türkiye"de E-ticaret 14 milyarı buldu

Türkiye’de internetten alışveriş yapan insan sayısı büyük bir hızla artıyor. Geçtiğimiz yıl, online satış pazarının ülke içindeki payı %1.3′le 14 milyar Türk lirasını buldu.Açılımı Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği olan TÜBİSAD, 2014 yılında ilk kez Elektronik Ticaret Derneği ile ortak bir proje geliştirdi. Deloitte yaptırılan araştırma raporunda “Türkiye e-ticaret pazarı-2013″ raporu kamuoyu ile paylaşıldı.


53d29374ae78490d30af8bc5


Elektronikten giyime her türlü online satışın araştırıldığı raporda, internetten ürün satan firmaların günlük, aylık ve yıllık trafik bilgileri yani ziyaretçi sayısı, alışveriş yapan kişi sayısı ve harcanan toplam tutar bilgilerine göre çıkarılan 14 milyar Türk Lirası payın sadece yüzde 1.3 ünü oluşturuyor.


Bu payın yaklaşık yarısını tatil-seyahat alıyor. Perakende satışın takip ettiği sıralamada üçüncü sırada ise online bahis yer alıyor. heradima.com ayakkabı/terlik e-ticaret sitesi olarak bu tür çalışmaların yanında olduğunu belirten kurucu ortak Banu Kaya : “Sektör gelişmeye devam ediyor, biz özellikle stoğumuzda bulunan ürünlerimizi görücüye çıkarıyoruz. Müşteri memnuniyeti ilk önceliğimiz. Müşterilerimiz satın aldıkları ürünün biran önce kendilerine ulaşmalarını istiyorlar. Bunun için bizde heradim.com ailesi olarak gün içinde 16:00′ ya kadar gelen tüm siparişlerimizi hemen kargoya teslim ediyoruz.” dedi.


İnternet satışlarında hukuki zorunluluk


İnternet satış pazarını uluslararası standartlarda ölçümleyen bir rapor olması bakımından önem teşkil eden bu rapora göre yorum yapan TÜBİSAD Başkanı, “Türkiye halen elektronik ticarette arzu edilen seviyede değil, ancak inanılmaz bir büyüme potansiyeline sahip. E-ticaretin gelişimi için sağlıklı bir hukuki zemine ihtiyaç var. ‘Kişisel verilerin korunması’ ve ‘Elektronik ticaret’ kanunlarının bir an evvel yasalaşması ve tüketicinin korunması kanununun ikincil düzenlemelerinin sektörün gelişimine yönelik yapılanması çok önemli olacaktır” dedi.



Türkiye"de E-ticaret 14 milyarı buldu

E-ticaret sektöründe hukuksal boyutlar


Ülkemizde her sene yüzde 50’nin üzerinde büyüme kaydeden e-ticaret sektörü, hem girişimcilerin hem de tüketicilerin gözdesi haline geldi. Sektöre ilişkin yapılacak hukuki düzenlemeler ise uzun zamandır gündemde…


Üye ağıyla Türkiye e-ticaret sektörünün yüzde 90’ını temsil eden Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD)’in Hukuk Danışmanı Av. Bora Gemicioğlu, e-ticaret şirketlerinin mevzuata uygun şekilde davranmaları gerektiğini hatırlatarak, bunlara uyulmadığı takdirde para cezaları gibi yaptırımların yanı sıra, oluşacak zaman ve nakit kaybının da üstünde durdu.


E-ticaret, büyüme hızı ve dinamik yapısıyla özellikle genç yatırımcıların son yıllardaki göz bebeği… Gün geçtikçe daha fazla kişiye ulaşan online alışveriş deneyiminde yer edinmek isteyen firmalar, farklı ürünleri tüketiciyle buluşturmaya devam ediyor. Bu denli hızlı değişen ve gelişen sektör, artık hukuki düzenlemelerle de kayıt altına alınıyor. Artık e-ticaret şirketlerinin pazara giriş yaparken yasal zorunlulukları bilerek ona göre hareket etmeleri gerekiyor.


Üye ağıyla Türkiye e-ticaret sektörünün yüzde 90’ını temsil eden Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD)’in Hukuk Danışmanı Av. Bora Gemicioğlu, e-ticaretin gelişimine ilişkin “Özellikle internetin hızla gelişmesinin insanlara sağladığı günlük iş hayatlarına verecekleri kısa molalarda ürün görsellerini görerek avantajlı ve tasarruflu alışveriş yapma olanağı, gerek sunulan hizmet ve ürünlerde gerekse büyümede sınır tanımayan bu pazarın aynı hızla büyümeye devam edeceği yolunda büyük bir beklenti yaratmaktadır.” şeklinde konuşuyor


ETİD Başkanı Hakan Orhun ise sektörün gelişiminde yasal düzenlemelerin önemine değiniyor.. Orhun, girişimcilerin önce hukuki yükümlülüklerini öğrenmesi gerektiğini belirtiyor ve “Ülkemizde e-ticaret her yıl ortalama yüzde 50 büyüme göstermekte. Bu kadar hızlı gelişen e-ticaretin önemli konularının başında kuşkusuz vergi düzenlemeleri geliyor. Kanuni düzenlemeler müşteri odaklı yapıldığında, müşteri memnuniyetinde en üst noktaya ulaşabiliyorsunuz. Sektör şu anda zaten kayıt altında, ancak yapılacak yeni düzenlemelerle genel tablo daha da iyileşecek ve ülke ekonomisine olumlu yönde katkı sağlayacaktır. ETID olarak biz de e-ticarete başlamadan önce vergi yükümlülüklerinin ve kanuni sorumlulukların en iyi şekilde öğrenilmesini tavsiye ediyoruz” diyor.


Gri alanlara dikkat


Av. Bora Gemicioğlu, e-ticaret gelişmekte olduğu için henüz düzenlemelerin yeterince açık olmadığını ancak şirketlerin özellikle gri alanlara dikkat etmesi gerektiğini de sözlerine ekleyerek, şunları söylüyor: “Gri alanların doğru okunup yorumlanması, kurulmuş ve kurulacak şirketlerin işleyişi açısından çok önemlidir. Mevzuattaki bu alanların yorumu çok önemlidir, çünkü aykırılık halinde işlem başına ceza uygulanmaktadır. İnternet üzerinde yapılan faaliyetin tespit kolaylığı da dikkate alındığında mevzuata aykırı işlemlerde cezanın kaçınılmazlığı tartışmasızdır.



  • İşlem başına para cezası (örneğin Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 9/A maddesine aykırı her bir işlem için 291 TL para cezası verilmektedir), ifadede küçük gibi algılansa da işlem yoğunluğu düşünüldüğünde uygulanan ceza miktarı yıpratıcı rakamlara ulaşmaktadır. Örneğin, başlangıçta ayda 100 satış gerçekleştirildiği ortamda 3 işlemde problem yaşanıyorsa, iki senenin sonunda satış sayısı 100.000’e ulaştığında problemli işlem sayısı da 3000’e çıkmış olacaktır.




  • Şirketlerin, kuruluş aşamalarından başlayarak, tacirlerle tüketiciler arasındaki işlemler (BtoC), tüketiciler arası işlemler (CtoC), ve tacirler arası işlemler (BtoB) bazlarında hukuka uygun bir altyapı oluşturmaları; sözü edilen gri alanların yorumunu doğru şekilde yapıp, doğru uygulamalar yapmaları, mevzuat değişikliklerini sürekli takiple güncel kalmaları büyük önem taşımaktadır.




  • Bu kendine has ve hızla değişen mevzuata sonradan adaptasyon çalışması ile süreçlerin uzun vadede yerleştirilmesi şirketlere enerji; vakit ve nakit kaybı olarak döneceği gibi, ciddi para cezaları başta olmak üzere çeşitli yaptırımlara maruz kalmaları sonucunu doğurabilecektir.”



E-ticaret mevzuatı kendine özgü


Sektörün hukuki düzenlemelere ihtiyaç duyduğunun altını çizen Gemicioğlu, “İnternet yoluyla yapılan satım ve hizmet sözleşmelerinin büyük oranda artması, bu sözleşmelerin karşı tarafı olan tüketicilerin yeterli oranda korunup korunmadığına dair endişeyi de beraberinde getirmiştir. Gelişen ihtiyaçlar doğrultusunda bu hukuki düzenlemeler de gelişmekte, dolayısıyla e-ticaret şirketlerine yüklenen yükümlülükler ile uygulanması öngörülen cezai yaptırımlar da sürekli olarak değişmekte ve gelişmektedir. Bu kapsamda e-ticaret şirketlerinin mal ve hizmet satış süreçleri ve sonrasına ilişkin düzenlemeler ve yükümlülükler, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, Mesafeli Satış Yönetmeliği, Fikir ve Saat Eserleri Kanunu, Markalar Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, İnternet Kanunu ve e-Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Tasarı’da yer almaktadır” şeklinde konuşuyor.



E-ticaret sektöründe hukuksal boyutlar

E-ticaret sitelerinin trafiğini arttıracak 100 SEO önerisi

E-ticarette rekabet her gün biraz daha çetinleşiyor. Yüz binlerce dolarlık bütçelerin savaştığı Adwords hesapları, yaratıcılığın sınırlarını zorlayan sosyal etkileşimler bir yana bu rekabet en önemli trafik kaynaklarından biri olan organik trafiği de etkiliyor.


Bir çok ürün yayıncısının tercih ettiği XML formatındaki ürünler çift sayfa ve içerik problemlerine sebep oluyorken, etkili olmayan e-ticaret yazılımları & site mimarileri,  halen 2009 yılından kalma taktikleri uygulamaya çalışan rekabetçiler sayesinde arama motoru sonuçlarında önplanda olmak tahmin edildiği kadar zor değil. Ülkemizde sadece SEO’ya yönelik sınırlı sayıda ajansın olması ve büyük ajansların yan ürün olarak bu danışmanlığı satmak için kurdukları küçük ekipler sebebiyle ajanslardan da tam randıman almak mümkün olmayabilir.


Bu noktada benim görüşüm, tüm start-up kurucularının ve şirket yöneticilerinin organik trafik konusunda bilinçlenmeleri ve kendi bilgi birikimleri doğrultusunda da buraya yatırım yapmaları yönünde. Günümüz rekabetçi dünyasında her start-up sahibi veya profesyonel yönetici, kendisini en kalıcı ve etkili trafiklerden birini sağlayacak SEO hakkında iyi kötü bir bilgi birikimine sahip olmalı. Bu durum sadece şirketlerin SEO’yu kendi içlerinde çözmeleri için değil, çalıştıkları ajanslarla ortak dili kullanabilmeleri ve onların yaptığı işleri takip edebilmek için de çok önemli. Lafı fazla uzatmadan, SEOzeo’daki tecrübelerimize göre şekillendirdiğimiz e-ticaret sitelerinin trafiğini arttıracak 100 SEO önerisini sizlerle paylaşalım! Bu yazıda mümkün mertebe site-içi SEO sınırlarında kalmaya çalıştım, fırsat olursa site-dışı SEO ve e-ticaret siteleriyle ilgili ayrı bir çalışma yapacağım.


10 farklı başlıkta incelediğimiz 100 ipucunu ve her ipucuna ilişkin detayları aşağıda bulabilirsiniz. Ayrıca yazıyı checklist mantığından çıkarıp, rehber haline getirebilmek için her madde hakkında kendi arşivimden çektiğim 100 farklı makaleyi sizin için linkledim. Aklınıza takılan ya da detaylı bilgi istediğiniz yerlerde, her yazının sağında bulunan soru eklerine tıklamanız yeterli olacaktır.


1) Hedeflerinizi ve Stratejinizi Belirleyin


Arama motoru optimizasyonuna başlarken, yol haritanızı en doğru biçimde çizebiliyor olmanız önemli. Uzun vadeli bir yatırım olan SEO, boş vakitlerinizi değerlendirerek büyük başarılar sağlayabileceğiniz bir pazarlama kanalı değil. Bu yüzden her şeyi en başından planlamak ve hedeflenen noktayı bilebilmek için mutlaka bir başarı kıstası koymak gerekiyor. İster kendi projenizi, ister bir müşterinizin projesini yönetin; iş dünyasının KPI (Key Performance Indicator) adını verdiği bu başarı kıstaslarına bağlı kalmanız çok önemli! Eğer bu işin gerçekten hakkını vermek istiyorsunuz, mutlaka İngilizce bilmeniz ve günceli takip etmeniz gerekiyor.


  • SEO’daki hedefleriniz ve beklentilerinizi net bir biçimde belirleyin. (nasıl?)

  • Size gerçekten özgür hareket alanı sağlayacak bir e-ticaret sağlayıcısıyla çalışın/taşının. (hangisi?)

  • Reel dünyadan farklı olarak SEO rekabetçilerinizin kimler olduğunu araştırın. (nasıl?)

  • Stratejinizi hangi doğrultuda ilerleteceğinizi kararlaştırın. (Whitehat/Greyhat/Blackhat) (hangisi?)

  • Google Webmaster Tools ve Google Analytics kurulumlarınızı tamamlayın. (nasıl?)

  • Kendi SEO’nuzu kendiniz yapacaksanız SEO araçları için ciddi bir bütçe ayırın. (ne kadar?)

  • Projenizin son tarihlerini kaçırmamak için bir proje yönetim yazılımı kullanın. (hangisi?)

seo-10


2) Anahtar Kelime & Pazar Araştırması


Hedeflerinizi iyi kötü kestirdiniz ve proje planınızı yapmaya başladınız! Peki ya gerçekten uğruna bunca emek vereceğiniz pazar buna değer mi? Bunu anlayabilmek için Google & Bing & Yandex gibi veri sağlayıcıları size bir çok veri sunuyor. Elbette bunları size organik trafikte harika başarılar yaratmanız için paylaşmıyorlar. Reklamverenler için hazırlanmış bu güzel alanlardan, biraz da SEO meraklılarının faydalanmasında sanırım bir sakınca yoktur. Eğer işi gerçekten ileri seviyeye taşırsanız, aylar sonra elde edebileceğiniz trafik hakkında tahminlerde dahi bulunabilirsiniz!


  • Hedef pazarınızla ilgili mümkün olduğu kadar fazla bilgi toplayın. (nasıl?)

  • Daha fazla anahtar kelimeye ulaşmak için Google Keyword Planner kullanın. (nerede?)

  • Yurtdışı pazarları için Bing & Yandex Keyword Tool araçlarından faydalanın. (nerede?)

  • Türkiye pazarına yeni giriş yapan araçlardan SEMrush’ın nimetlerinden faydalanın. (nerede?)

  • Yine yurtdışı pazarı için ücretli çözümlerden SEMrush ve Wordtracker’ı inceleyin. (nerede?)

  • Eğer video odaklı bir strateji izleyecekseniz Youtube Keyword Tool’u araştırın. (nerede?)

  • Etkili bir forecast için dünyadaki arama motoru tıklama oranlarını (CTR) öğrenin. (nasıl?)

  • İyi bir karar verin, kısa anahtar kelimelere değil long-tail kelimelere odaklanın. (neden?)

  • Hedeflediğiniz pazar hakkında sürekli bilgi sahibi olmak için sıralama takip yazılımı alın. (hangisi?)

seo-9


3) Site Mimarisi ve Bilgi Akışı


Hepimiz için web sitelerimiz harika kullanıcı deneyimi sunan efsane ürünler! Peki ya arama motorları bunu böyle görüyorlar mı? Bilgi akışını kullanıcılarınız için harika tasarladığınızı düşünüyor olabilirsiniz ama arama motorları bunu bu şekilde değerlendirmiyor olabilirler. Her sayfanın altına yazdığınız onlarca etiket bilgisi ziyaretçileriniz tarafından hiç tıklanmıyor ve değer görmüyorken arama motorları tarafından ciddiye alınmasını bekleyemezsiniz. Bu yüzden her şeyi kenara bırakıp, sitenize Google gözüyle bakın ve gereksiz her şeyi sitenizden çıkarın. Temizlik bittiği zaman aslında yaptığınız şeyin sadece arama motorları için değil, tüm kullanıcılar için de faydalı olduğunu göreceksiniz.


  • Etkili bir site mimarisi ve bilgi akışı için “link juice” terimini öğrenin. (nedir?)

  • Mümkün olduğunca yalın ve detaylardan uzak bir URL yapısı üzerinde çalışın. (neden?)

  • Aklınızdaki site mimarisini Lucid Chart ya da Balsamiq ile dijital ortamda kağıda dökün. (nasıl?)

  • Sitenize ait kategorileri ve diğer alanları subdomain yerine klasörlerle ayırmayı tercih edin. (nasıl?)

  • Flat site architecture mimarisini öğrenin ve e-ticaret sitenizde uygulamaya çalışın. (nedir?)

  • Kullanıcı aramaları sayfalarının Google tarafından indekslenmesini engelleyin. (neden?)

  • Kullanıcıların arayabileceği kelimeler için, kullanıcı dostu landing pageler yaratın. (nasıl?)

seo-8


4) Crawl Analizi ve Teknik Problemler


Bilgi mimarisini kurguladıktan sonra artık yola çıkmaya hazırız demektir! Aslında hayır. Daha yapılması gerekilen nice testler var. Siz tüm yapıyı kusursuz olarak kurguladığınızı düşünüyor olabilirsiniz ancak arama motoru örümcekleri bunu nasıl görüyorlar konusunda empati yapmanız gerekecek. İşte harika empati kuran biz SEO profesyonelleri bu duruma crawl analizi diyoruz. Crawl yazılımlarını kullanarak, sitenizde bir yazılımın dolaşmasını sağlıyorsunuz. Bu yazılımlar, tüm sayfayı Google’ın yaptığı gibi geziyor ve problemleri tespit ederek sizle paylaşıyor. Böylece projenizi yayına dahi almadan Google tarafından ne kadar ciddiye alınabileceğini kestirebilirsiniz. Harika bir yapı kurgulamak her zaman olduğu gibi sizin elinizde!


  • Site yapısını Google gözüyle incelemek için Screaming Frog benzeri crawl yazılımlarını kullanın. (nerede?)

  • Sitenizin Google tarafından taranıp taranmadığını anlamak için “site:alanadi.com” şeklinde arayın. (nasıl?)

  • 4XX hata kodlu sayfalara giden linkleri temizleyin ya da URL’ler için sayfalar yaratın. (neden?)

yigit-konur-seozeo


Yiğit Konur


  • Her ihtimale karşın 404 sayfalarınızı kullanıcıyı doğru bilgiye ulaştıracak biçimde optimize edin. (nasıl?)

  • 5XX hata kodlu sayfaları sistem yöneticinizle paylaşıp problemleri çözmelerini isteyin. (neden?)

  • 302 yani geçici yönlendirme kodlu sayfaları, 301 yani kalıcı yönlendirmelerle değiştirin. (neden?)

  • Parametrelerle türeyen bir URL yapısı varsa, sonsuz sayfa döngüleri olmadığından emin olun. (nedir?)

  • Sayfaların yükleme hızlarını Pagespeed ile kontrol edin. 70′in altında ise mutlaka optimize edin. (nerede?)

  • Resimlerin adlarının ve alt etiketlerinin ürün ya da kategori ile eşleşip eşleşmeidğini kontrol edin. (neden?)

  • Sizle aynı sunucuda kötü komşu olarak bilinen zararlı siteler olup olmadığını kontrol edin. (nereden?)

  • Tüm iyileştirmeleri yaptıktan sonra mutlaka kontrol amaçlı bir crawl test daha kurgulayın. (neden?)

  • Yayına çıktıktan sonra GWT aracılığıyla sayfanızın crawl performansını inceleyin. (nereden?)

seo-7


5) İçerik Problemleri


Teknik problemler sadece arama motorları için değil, kullanıcılar için de büyük bir problem yaratıyor. SEO’nun temel felsefesi gereği, hem arama motoru hem de kullanıcıları düşünmek zorundayız. Harika bir site yapısı kurguladık, hiç bir yerde hata bulmak dahi mümkün değil! Bu durum malesef arama motoru örümcekleri için yeterli değil. Örümcekler sayfada ne kadar rahat geziyor olursa olsun, onları besleyecek temel gıda maddesinin içerik olduğunu unutmamamız gerekiyor. Bu yüzden, hem arama motoru örümcekleri hem de kullanıcılarınız için içerik yönünde neler yapabileceğinizi anlatacağım:


  • Sayfaların <title> değerini hem anahtar kelime hem kullanıcı deneyimi açısından zenginleştirin. (nasıl?)

  • Google tarafından üç nokta ile kısaltılmamış başlıklar için 70 karakter sınırının altında kalın. (neden?)

  • Daha yüksek bir tıklama oranı sağlamak için, <meta description> değerlerini düzenleyin. (neden?)

  • Google tarafından üç nokta ile kısaltılmamak için, açıklamaları 150 karakterin altında tutun. (neden?)

  • Sayfalarınızda <hx> etiketleriyle başlıklandırmalar yapılıp yapılmadığını kontrol edin. (nasıl?)

  • Kullanıcı deneyimini unutmaksızın, <hx> başlıklarınızda hedef kelimelerinizi kullanın. (neden?)

  • Ana sayfanız için yaratıcı içerik alanları yaratmaya çalışın. SEOzeo’nun örneğini inceleyebilirsiniz. (neden?)

  • Kategori sayfalarınız için yaratıcı içerik alanları yaratın. SEOzeo’nun örneğini inceleyebilirsiniz. (neden?)

  • Aynı içeriği birden fazla sayfada tutmayın. Örnek: siteniz.com/apple/ipad4 ve siteniz.com/tablet/ipad4 (neden?)

  • Sitenizdeki içeriklerin orjinal olup olmadığını kontrol edin. Siteliner aracını kullanabilirsiniz. (nerede?)

  • İçerik yönünden en zayıf sayfalarınızı crawl sırasında tespit edip çözüm planları yaratın. (nasıl?)

  • Farklı renklerde/boyutlardaki ürünler ayrı sayfalar yaratıyorsa tek bir sayfaya canonical işaretleyin. (nasıl?)

  • Ürünleri fiyat/stok vb. parametrelere göre sıralayan sayfaları tek bir sayfaya canonical işaretleyin. (nasıl?)

  • Sayfalandırmanın olduğu alanlarda rel=prev/rel=next etiketlerini kullanın. Sayfaları Google’a tanıtın. (nasıl?)

  • Ürün karşılaştırma sayfalarını canonical işaretleyin. Örneğin: (iPhone 5 vs. Galaxy S4) + (Galaxy S4 vs. iPhone 5) (nasıl?)

  • Yazıcı çıktısını al vb. çift içerik problemi yaratan alanları canonical olarak işaretleyin. (nasıl?)

  • Bir blog yaratın. Sıkça aranan yani kullanıcının aradığı konularda kullanıcı dostu içerik yaratın. (mesela?)

  • Sitenin (www/non-www) ya da (HTTP/HTTPS) versiyonlarının doğru olanına yönlenmesini sağlayın. (neden?)

  • GWT’da yer alan parametreler bölümüne girerek Google’ın nasıl değerlendirmesi gerektiğini belirtin. (nasıl?)

seo-6


6) Dahili Linkleme Ağacı


Tüm site yapınız artık sorunsuz gezilebiliyor ve içerik yönüyle de zengin. Ancak bunu daha da mükemmel bir hale getirebilmek için Google’a içerikleri daha etkin biçimde sunmanız gerekiyor. Bu noktada dahili linkleme ağacı yapısını ele almalı ve geliştirmeliyiz. Genellikle hepimizin gözünden kaçan ancak kullanıcı deneyimi ve arama motoru dostu bir yapı yaratmak için olmazsa olmaz olan maddeleri derledik.


  • Ana navigasyon alanlarından çıkan linklerin, arama kelimeleriyle uyuşup uyuşmadığını kontrol edin. (mesela?)

  • Sayfalarınızda gereksiz link çıkışlarının varlığını denetleyin. Fazla olanları atın. (neden?)

  • Breadcrumb yapısını uygulayın ve ön yüzde schema.org’da tarif edildiği biçimde eklemeye çalışın. (nasıl?)

  • Ürün açıklamaları ve blogdan kullanıcı deneyimini gözeterek site içerisine linkler verin. (mesela?)

  • Çok fazla kategoriye sahip olabilir misiniz? Kategorilemeleri gözden geçirin, gereksizleri eleyin. (neden?)

  • Etiketleme taksonomisi gibi eski tip sayfaları gerekli olmadığı sürece yaratmaktan kaçının. (neden?)

  • Sayfada görünmeyen ancak kaynak kodda listelenen footer navigasyonları varsa bunları kaldırın. (neden?)

  • İlgili ürünleri mutlaka aynı sayfadan bağlantılayın. Örneğin: iPhone 4 ve iPhone 4 kılıfları. (neden?)

seo-5


7) Kullanılabilirlik


Arama motorlarını, doğru yönlendirip istedikleri içerikle buluşturduktan sonra, daha etkili biçimde bağlayabilmek için dahili linkleri inceledik. Tüm bunların sonucunda aslında temelde istediğimiz şey, kusursuz kullanıcı deneyimini oluşturabilmek. Bunun en önemli parçalarından birisi de kuşkusuz kullanılabilirlik! Hem arama motorlarının, hem de kullanıcıların sitenizde daha etkili zaman geçirmesi ve elbette daha fazla satın alma yapması için bazı detaylara dikkat etmemiz gerekiyor.


  • Kullanıcı dostu e-ticaret sitelerini inceleyerek kendi tasarımınız için ilham almaya çalışın. (nasıl?)

  • Site-içi aramanıza güvenmeyin. Kullanıcı olarak aradığınızı bulup bulamadığınızı kontrol edin. (ne önerirsin?)

  • XYZ kullanarak tasarımınız hakkında bağımsız kullanıcılardan görüş isteyin ve düzenlemeler. (nerede?)

  • AJAX/Flash/JS gibi arama motorlarınca çok daha zor okunan teknolojileri kullanmaktan kaçının. (neden?)

  • Bedensel engelliler ve görme engelliler için uygun bir kullanıcı deneyimi sağlamaya çalışın. (nasıl?)

  • Yazı içeren resimleri font-face / Typekit vb. teknolojilerle örümceklerce okunabilir bir hale getirin. (nasıl?)

  • Çalışmalarınızı bitirdikten sonra içeriğinizin görünüp görünmediğini SEO Browser’lar ile test edin. (nasıl?)

  • Crazyegg gibi ısı haritası sağlayan sistemlerle kullanıcınızın odaklandığı yerleri tespit edin. (nereden?)

  • Sosyal sinyallerden tam anlamıyla faydalanmak için paylaşım butonlarınızın konumunu tekrar değerlendirin. (nasıl?)

  • Yeni tasarımınız hakkında insanlardan geri bildirim alın. Kahve ısmarlayın, geri bildirim alın. (mesela?)

seo-4


8) Yardımcı SEO Enstrumanları


Arama motorlarına tamamen uyumlu bir siteyi neredeyse oluşturduk! Şimd bazı yardımcı enstrumanlar kullanarak, arama motorlarının sitemizi daha doğru tanımasını sağlayacağız. Bunun için SEO’nun temel mantığı olan kullanıcı deneyimini sağlamanın ötesine çıkan bazı teknik düzenlemeleri de yapmamız gerekecek. Böylece olması gereken en ideal yapıya ulaşabileceğiz.


  • Üye girişleri/kayıt olma sayfaları vb. değer içermeyen alanları robots.txt kullanarak engelleyin. (nasıl?)

  • Google Shopping servisi için gerekli olan RSS beslemesini yaratın. Uzun vadede fayda sağlayabilir. (nasıl?)

  • Mutlaka site haritaları yaratın ve Google & Bing Webmaster Tools aracılığıyla sistemlere yükleyin. (nasıl?)

  • Site haritalarının “priority” ve “changefreq” değerlerini bilgi mimarisine göre optimize edin. (neden?)

  • Resim/video/haber dikeylerinde içerik üretiyorsanız, ilgili site haritalarını mutlaka yaratın. (nasıl?)

  • Daha iyi bir tarayıcı uyumluluğu için HTML sayfa yapılarınızın W3C uyumluluğunu denetleyin. (nereden?)

  • Bir adım daha ileriye gitmek için CSS’lerin W3C uyumluluğunu kontrol edin. (nereden?)

  • Microdata ve schema teknolojilerini araştırın. En ince detayına kadar sitelerinize entegre edin. (nereden?)

seo-3


9) Uluslararası SEO


SEO için gerekli olan bir çok değişikliği tamamladık. Peki ya siteniz sadece bir dile ya da bir ülkeye hizmet etmiyorsa? Onlarca kopya içerik problemine ve tanınamayan sayfa yapılarına hazırlanmalısınız! Ancak Google bunları öngörerek bizler için bazı hazırlıklar yapmış. Aşağıda bahsettiğim ipuçlarını uyguladığınız sürece uluslararası SEO kampanyası için korkmanıza gerek kalmayacak.


  • Dil ayrımını hangi seviyede yapacağınıza karar verin. Örneğin: Alan adı/subdomain/klasör/parametre. (mesela?)

  • Eğer bir site için spesifik bir bölge hedefleniyor, Google Webmaster Tools’ta tanımlanmalıdır. (nasıl?)

  • Farklı dil ve bölgeler için hreflang yapısını kullanın. İlgili sayfalar için doğru adresleri tanımlayın. (nasıl?)

  • Farklı dil ve bölgeler için özel hazırlanan site haritalarını kullanın ve Google’a gönderin. (nasıl?)

  • Çevirilerin doğru olup olmadığını anlamak için uygun fiyata proofreading servislerinden faydalanın. (mesela?)

  • Her ülke sayfasından, diğer dildeki ülke sayfalarına bağlantıların yönlendiğinden emin olun. (nasıl?)

  • Aynı dili konuşan farklı ülkeleri hedefliyorsanız (ABD vs. Kanada) içerik özgünlüğünü tekrar düşünün. (mesela?)

seo-2


10) Başarının Ölçümlenmesi


SEOZEO’da inandığımız en temel değerlerden birisi de, ölçümlenmeyen bir şeyin asla geliştirilemeyeceğidir! Bu yüzden yaptığımız tüm çalışmalarda ölçümlemeyi esas olarak almaya çalışıyoruz. SEO başarısını SERP düzeyinde ve Analytics düzeyinde iki farklı biçimde ölçümleyebilirsiniz. Başarıyı ölçmek için doğru metrikleri ve araçları kullanmak çok önemli. Bu yüzden sizin için hazırladığımız listeyi incelemelisiniz.


  • Çalışma başından sonuna kadar hedeflerinizi takip edin. Gerektiği zaman pivot etmekte cesur olun. (nasıl?)

  • Genel SEO gidişatını izlemek için SearchMetrics’in SEO görünürlüğü değerlerini takip edin. (nereden?)

  • Rakiplerinizin SEO görünürlüğünü ulaşabileceğiniz potansiyelin sınırlarını keşfetmek için kullanın. (nasıl?)

  • SEO başarısını takip etmek için Positionly vb. sıralama takip yazılımlarını kullanın. (nereden?)

  • Link inşaası çalışmalarının etkililiğini ölçmek için Positionly’nin notlar bölümünden faydalananın. (nasıl?)

  • Anahtar kelimelerinizi mutlaka gruplandırın. Örneğin “dekorasyon” ve “dekorasyon_mobilya” gibi. (nasıl?)

  • Tüm sayfalarınızda Google Analytics entegrasyonunun yapıldığından olduğundan emin olun. (nasıl?)

  • Google Analytics veya Omniture ile sürekli olarak organik trafiğinizi takip edin. (nasıl?)

  • Daha etkili bir analiz ve takip için Universal Analytics’e geçiş yaptığınızdan emin olun. (nasıl?)

  • Organik trafiği takip ediyorken ilizyona kapılmamak için markanızla ilgili aramaları dışarıda tutun. (nasıl?)

  • PPC ile organik trafiğinizi karıştırmamak için Analytics ve Adwords hesaplarınızı bağlayın. (neden?)

  • Sitede kalma süresi, gezilen sayfa sayısını artırmayı ve hemen çıkma oranını azaltmayı hedefleyin. (neden?)

  • Analytics için e-ticaret kurulumun yapın. Siz de organik aramanın ne kadar kârlı olduğunu keşfedin! (nasıl?)

seo-1


SEO gerçekten kafa yorduğunuz sürece oldukça keyif alabileceğiniz bir alan! 8 yıllık SEO tecrübem dahilinde gördüğüm en temel şey, SEO’nun her geçen gün daha çok kullanıcı deneyimine yaklaştığı.


Yukarıda listelediğim 100 maddede de kullanıcı deneyiminden kopmamaya çalıştım. Buna karşın maddeler hakkında eleştirilerinizi okumak ve yorum alanında da tartışmak isterim. Umarım faydalı bir çalışma çıkarabilmişimdir. Bu çalışmayı hazırlarken bana destek olan SEOzeo’daki tüm ekip arkadaşlarıma teşekkür ederim.


Kaynak : WebrazziKonuk Yazarımız Yiğit KonurSEOzeo şirketinin kurucusudur.



E-ticaret sitelerinin trafiğini arttıracak 100 SEO önerisi

28 Temmuz 2014 Pazartesi

E-Ticaret İşlevi hızla artıyor.

e-ticaret-mevzuatDijital ve mobil araçlar, yaşamlarımıza entegre biçimde ihtiyaçlarımızın çoğunu hızlı, kolay ve ucuza karşılayan e-ticaret giderek yaşamlarımızdaki hakimiyetini arttıran, dolayısıyla iktisadi davranışlarımızı etkileyen önemli mecralar haline geliyor. Bir önceki jenerasyon mağazalardan satın alacağı ürüne bakıp pazarlığını yaparak ihtiyaçlarını karşılıyordu. Oysa, teknolojiyi sıklıkla takip eden, yaşamlarına sürekli yeni teknolojik ürün ve hizmetler pompalanan internet gençliği e-ticaret siteleri arasından güvenilir hizmeti bularak, haklarını bilerek, bilinçli bir tüketici algısıyla internet üzerinden alış-veriş yapar hale geldi.


Kuşkusuz bu araçların en büyük etkisi sosyolojik yaşam biçimindeki değişim ile özetlenebilir. Bilgi çağı, günümüz post-modern ekonomik yapısını oluşturuyor. Her tür bilgiye ulaşmak artık çok daha kolay, dolayısıyla tüketiciler çok daha akıllı… Pazarlar hiç olmadığı kadar rekabetçi, çünkü insanlar internet sayesinde tüm dünya üzerinden alış-veriş yapabilir kapasiteye sahip, rekabetçi tekliflerden hemen haberdar olan, fiyata karşı çok daha hassas müşteriler haline geldiler.


Dünyanın her yerinde bu artan satın alma davranışı araştırmacılar tarafından farklı farklı örneklem ve hipotezlerle anlaşılmaya çalışılıyor. Yine bu araştırmalardan biri İngiltere’de Perakende Satış Araştırmaları Merkezi tarafından yapılmış. Bu araştırmaya göre sokaklardaki mağazaların yüzde 20’si internet alışverişinin yaygınlaşması nedeniyle kapanmak zorunda kalacak. Bu mağazaların başında eczanelerle, sağlık ve güzellik malzemeleri, müzik, kitap, kart, kırtasiye ve hediyelik eşya satanlar olacak.


ABD için yapılan ekonomi analizleri yapan Goldman Sachs 2013 raporları içinde, 2015 yılında 279 milyar dolara ulaşacak olan e-ticaretin toplam perakende satışlarının yüzde 11’ini oluşturacağını ön görüyor. Ülke ekonomileri sıkıntı çekerken e-ticaret her yıl çift haneli rakamlarla büyüyor.(Ülkemizde de geçen yıla oranla yüzde 19,5’lik bir artış kaydetti.)


Hepimizin bildiği gibi e-ticaret normal satış kanallarından daha az maliyetli… (İngiltere’deki araştırmanın verdiği örneğe göre İngiltere’nin orta bölgesi Midlands’de küçük bir mağaza açmanın maliyeti ayda 10 bin sterlin dolayında iken, bir depo tutmanın aylık maliyeti 650-1800 sterlin arasında.) Bu nedenle satış kanalları arasında fiyat farkları rekabeti arttırıyor.


Ancak tabiki de her şey sadece fiyat değil. Marka olarak müşteriye güçlü algı aşılamak, 5 duyu organına hitap edecek kaliteli bir mağaza deneyimi ile mümkün. Marka imajını yansıtan bir atmosfer sunmak ve “sen buna değersin” algısı yaratmak hala mağazadan satın alma kararı vermenin en önemli nedenleri arasında. Diğer yandan internet site deneyimi tasarımsal başarı ve görsel ürün/hizmet anlatımı ile sağlanırken, kanal olarak tek başına bir marka etkisi yaratması mağazanın sunduğu deneyimine göre daha zor gibi gözüküyor…


Dolayısıyla, toparlayacak olursak, yaşamlarımızdaki teknolojik değişimlerin pazarlara büyük etkisi olmaya başladı. İnsanlar bilgiye çok daha rahat erişebiliyor. Bu nedenle geç olmadan, markaların, pazarlamacıların, yönetici adaylarının eğitim alarak ve araştırmalar yaparak dijital dünyayı bir kanal olarak kullanacak donanıma sahip olmaları gerekiyor. Mağazalar dolup taşsa da müşteriyi elde tutmanın ve yeni müşteriler kazanmanın yolu bütünsel mecra deneyimi ile mümkün oluyor.



E-Ticaret İşlevi hızla artıyor.

E-Ticaret sitenize checkup hizmeti

PlatinMarket & İkidilim Ajans işbirliği ile e-ticaret checkup hizmeti


platin-ikidilim


E-Ticaret Check-Up Nedir?


Online ortamda faaliyet gösteren işletmelere özel olarak hazırlanan ve projenizin hakkında geri bildirim almak ve gerekli müdahaleleri görebilmek için sunulan bir raporlama hizmetidir.


Check-Up raporunda neler bulunuyor?


- Check-Up Epikriz Raporu

- Hız Testi

- Hız Arttırma Tavsiyeleri

- Tasarım Raporu

- Uzman Yorumu

- Adwords Verimlilik Raporu

- SEO Verimlilik Raporu

- Sosyal Medya Raporu

- Realistik Yük Testi


Raporun Ne faydası var?


- Satış ve pazarlama planlarına ışık tutacak profesyonel yorumlar,

- İşletmenin bulunduğu pazar dinamiklerine göre projenin incelenmesi,

- Rakiplerinin dijital stratejilerine göre projenin incelenmesi,

- Yerel ve global online trendler ışığında sektörün öncülerinden olma şansını yakalamak,

- Sosyal medya hesaplarının online görünürlük raporu ve tavsiyeler,

- Projenin hedeflediği kitlenin görmek istediği renkler ve kullanılabilirlik ışığında oluşturulan tasarım kriterleri,

- Hedef kitlenin detaylı analizine bağlı olarak somut verilere dayanan Adwords ve SEO raporu,

- Dışarıdan profesyonel bir göz olarak projenin detaylı epikriz raporu ve uzman yorumu,


Rapor gerçekten gerekli mi?


ikidilim_teknoloji_logoİşletmelerin değişken dinamiklere ve gelişen kullanıcı ihtiyaçlarına yönelik kendini sürekli yenilemesi ve geliştirmesi gerekmektedir.


Özellikle, işletmenin mutlak müşteri memnuniyeti için göstereceği özen bir kenara, kendi beğeni ve istekleri doğrultusunda yapılan yatırımların yanlış hedefleme ile para ve vakit kaybı yaşandığı tecrübe edilmiştir.


Hedef kitlenin tanınması yani müşterilerinizin neye ihtiyacı olduğunun ve ne istediklerinin tespiti, rakiplerin arasından kolaylıkla sıyrılmak ve zamanı geldiğinde doğal seleksiyona uğramadan gelişen e-ticaret dünyasında ayakta kalmak isteyen işletmelere yönelik hazırlanmıştır.


PlatinMarket müşterileri bu hizmetten % 25 indirimli olarak yararlanabilmektedir. CheckUp paketleri için tıklayınız.




E-Ticaret sitenize checkup hizmeti

27 Temmuz 2014 Pazar

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Mesajı

1379742_696591093707486_435423392_n


Genel Müdürümüz Sn. Fatih BALKAN’ ın 29 Ekim 2013 Cumhuriyet Bayramı Mesajı;


Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından Türk milletine armağan edilen Cumhuriyetin 90.yılına ulaşmanın gururu ve sevinci içerisindeyiz.Cumhuriyet, her şeyini kaybetmiş olan bir milletin ulusal bağımsızlığını kazanabilmek için giriştiği milli mücadelenin sonucunda elde ettiği büyük bir zaferin sonucudur.


Bu nedenle yüce milletimiz, kendine emanet edilen Türkiye Cumhuriyeti’ ni, huzur ve refah dolu yarınlara ulaştırmak için hiç şüphesiz ki el birliği ile çalışacaktır.


Bu şerefli günde başta Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi minnetle anıyor, milletimizin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramını ve Cumhuriyetimizin 90. yılını candan kutluyorum.



29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Mesajı

Amazon Twitter Üzerinden Satışa Başladı

Amazon satıcılara özel olarak geliştirdiği mobil uygulamasını tanıtmıştı. iPhone’a özel olarak geliştirilen uygulama ile Amazon üzerinden devamlı olarak satış yapan satıcılar ürünlerini mobil cihazları ile listeleyebiliyorlardı. İnternet satışlarında yüzde 20 büyüyenşirket, yeni bir uygulamaya imza atarak Twitter üzerinden alışveriş yapma olanağı sunuyor.


Yeni uygulama ile Amazon ve Twitter hesaplarını eşleştiren kullanıcılar, Amazon’un ‘Your Social Setting’ sayfasında perakende sitesine ‘Hesap Seçeneği’ ile bağlanabiliyor. Kullanıcılar, ABD’de Amazon ve Twitter hesapları aracılığıyla #AmazonCart hastag’ini kullanarak Amazon.com’un ürün sayfasından alışveriş yapabiliyor. İngiltere’de ise #AmazonBasket başlığını kullanarak istenilen ürünler Amazon.co.uk üzerinden satın alınabiliyor. Türkiye’de son dönemde sosyal medya yasaklarıyla gündeme gelen Twitter bu yeni özelliğini Amazon.com ile birlikte sunuyor. Böylece Twitter üzerinden de trafik sağlanıyor.


Şimdilik sadece ABD ve İngiltere’de kullanıcıların kullanıma açılan uygulamanın, diğer ülkelerdeki satıcılar için ne zaman kullanıma açılacağı da henüz bilinmiyor.


Kaynak: Eticaretmag.com



Amazon Twitter Üzerinden Satışa Başladı

26 Temmuz 2014 Cumartesi

Ramazan Bayramınız Kutlu Olsun

bayram_gorsel



Ramazan Bayramınız Kutlu Olsun

E-ticaret sitesi kurmak için neler yapılmalı

platinmarketE-ticaret, günümüzün en göze yatırım alanı. Girişimciler, yatırımcılar, kobilerden holdinglere herkes e-ticaret ile ilgili bir çalışma yapmakta yada planlamakta. Ülkemizde birkaç sene öncesine kadar kobiler için gereksiz bir satış kanalı, girişimciler için zor bir yatırım alanı ve büyük sermaye şirketleri için ise potansiyeli düşük bir sektör olarak görülen e-ticaret çok kısa sürede tüm bu ön yargıları alt üst etti. Genç nüfus ve yüksek bilgi erişimi sayesinde e-ticaretin aslında satış için olmazsa olmaz, girişim için oldukça makul  bir sektör olduğu ve doğru yapıldığı takdirde ise büyük potansiyele sahip olduğu artık kabul edilen bir gerçek.


Bu kadar gözde bir alan olunca hakkında konuşulan, yazılıp çizilen de hayli çok oluyor. Ve bu bilgi kalabalığı yatırımcıların bazen e-ticaret operasyonunu küçümsemesine neden olabiliyor. E-ticaret başarı e-ticaretin gerekleri doğru yapıldıkça büyük yada küçük her bütçe için mümkün. E-ticaretin gerekleri başlığını açmak gerekirse başarıya ulaşmak için altyapı, işletme ve pazarlama konularındaki plan ve stratejimiz bizi başarıya ulaştıracaktır,


Altyapı bir e-ticaret yatırımı için çözülmesi gereken ilk noktadır. Bir ticaret yatırımı için mağaza ne demekse altyapı da e-ticaret için aynı anlamı taşımaktadır. Yatırım planımız doğrultusunda ihtiyaç duyulacak özelliklere sahip olan bir altyapı bizi başarı yolunda kesintisiz taşıyabilmelidir. E-ticaret yatırımının en bilinmeyen ve teknik bilgi birikimi ve bilgisayar teknolojileri hakkında bilgi gerektiğine inanıldığı için en korkulan aşaması altyapı çözümüdür. Ancak günümüzde bu işi firmalar adına, istenilen ölçekte altyapı hizmetini, yazılımından donanımına har yönüyle çözen servis sağlayıcılar mevcut. Bu sayede en ufak bir teknik bilgi sahibi olmayan kişiler bile rahatlıkla e-ticaret sitesi kurabilmektedir. Burada başarının anahtarı iş planınızda geçerli olan ölçekte bir çözümün tercih edilmesi çünkü şuan ki imkanlarla bir ev hanımı rahatlıkla evde yaptığı el işi ürünlerini e-ticaret sitesi ile satabilir fakat servis sağlayıcılar günde binlerce ürün ve sipariş işleyebilen altyapılarda sunabilmektedir. İhtiyaçtan fazla yatırım yada az altyapı yatırımı e-ticarette bize zarar olarak dönecektir.


Bir diğer önemli konumuz işletme. E-ticaret yatırımında işletme maliyetlerine etki eden birçok parametre olabilir bunların iyi planlanması başarıdaki temel etkenlerimizden olacaktır. Çünkü işletme stratejisinde yapılacak olan bir hata karlılığımıza direk etki eder. Bazı durumlarda yapılan hatalar sipariş başına zarar yaşanmasına ve çok sipariş toplamanın yarardan çok zarar getirdiği görülebilir. İşletmemizde banka, kargo, tedarikçi gibi diğer kurumlarla yapılacak olan anlaşmaların girişimimize yarar sağlaması gözetilecek ilk nokta olmalı bunun yanı sıra hizmet verilecek sektördeki pazar ve rakip analizini de iyi yapmalıyız. Şunu unutmamak gerekir hizmet verilecek sektörde büyük sermayeli rakiplerin olması hiçbir zaman bir handikap değildir. İş ortaklıkları konuşunda anlaşmalarımız makul olduğu müddetçe e-ticarette herkes kazanabilir.


Son önemli aşamamız pazarlama. Öncelikle internetin artık eskisi gibi olmadığını ve çok hızlı genişlediğini bilmemiz gerekli. Artık her konuda birçok alternatif mevcut. Buda tüketiciye ulaşmayı zorlaştırmakta. Ancak güzel olan bilişimde her zaman sorunlara çözüm bulunmuş olması. Altyapı ve işletme planlamalarımızı yaptıktan sonra koltuğumuza oturup para saymaya başlama gibi bir durum maalesef söz konusu değiş. Nihayetinde bir satış söz konusu ve satılan her şeyin pazarlaması da yapılmalıdır. Pazarlama tüketiciye ulaşmamızı sağlayan temel operasyondur. E-ticaretin pazarlama konusunda ki avantajı ise dijital dünya. Araştırmalar gösteriyor ki e-ticaret pazarlamasında en yüksek geri dönüş dijital pazarlamadan geliyor. Dijital pazarlama ise bize istediğimiz kişiye ulaşma imkanı sunuyor. Dijital pazarlama ürünleri sahip oldukları yapay zeka ve çalıştıkları algoritmalarla tüketicinin neye ihtiyacı olduğunu biliyor ve ilgili reklamı ilgili kişiye sunuyor. Buda işletme sahibine tam kontrol ve etkili bütçe kullanımı imkanı veriyor.


Şu anda Türkiye’de sayıları 14 bini aşan e-ticaret sitelerinin toplam cirosu 2013′te yüzde 60 yükselerek 35 milyar liraya ulaştı, 2015′de ise 250 milyar liraya ulaşacağı tahmin ediliyor. Açık ve net olan Türkiye e-ticaret alanında henüz doyum noktasına ulaşmadı hatta beklentilere göre yolun çok başında. Bu kadar büyük bir potansiyele sahip olan bir alana yatırım yapmak için çok fazla düşünmeye gerek yok.



E-ticaret sitesi kurmak için neler yapılmalı