10 Ekim 2014 Cuma

E-Ticaret Savaşları: Uçanlar vs. Kaçanlar – 1. Bölüm

E-Ticaret-690x350


Yüzlerce e-ticaret sitesi açılıyor aynı hızda yüzlercesi kapanıyor. Online alışveriş ve ödemeler dijital reklamların payının artmasından daha hızlı büyüyor. Sanal kredi kartlarını geçtik sanal para birimi rekor üstüne rekor kırıyor. Reklam savaşları kızışıyor ve tüketici hakları boyut değiştiriyor.  Her yazımda yaptığım tüketim hızı ve yorgunluğu eleştirisini bir kenara bırakıyorum bu sefer. Değişmeyen tek şey değişim.


Bu sisteme mobil ödemeler de eklenince kısa bir süre içinde bambaşka ekonomik bir sistem içinde yaşamaya başlayacağız. Başlayacağız diyorum çünkü henüz daha başındayız. Soluk alıp vermek bile online ya da mobil olursa şaşırmayacağım. Çiftlik hayatı veya savaşlar nasıl mobil ortamdaysa, insanlar çılgınlar gibi saat kurup uyanıyor ve mısırlarını topluyorsa gidişatı siz tahmin edin.  Tüketim hızı ve yorgunluğunu bu sefer eleştirmeyeceğim dedim ama teknolojinin bizi değil bizim teknolojiyi kontrol etmemize yine vurgu yapmak istiyorum. Evet online alışverişler daha avantajlı daha kolay olmaya başladı. Daha çok fırsat var ve en önemlisi zaman kazandırıyor. Ama o zamanı ne için kullandığımız çok önemli.


İşte kritik nokta bu.  Migros sanal markette kokmayan, akmayan ürünleri sipariş etmek ve taşıma derdinden kurtulmak acayip rahat. Koli koli içeçecek söyleyin. İstediğiniz saate gelsin. Taşıma derdi yok. Hem de 1 alana 1 bedava. O zaman neden markete gideyim. Ama meyveyi, sebzeyi markete gidip almak eğer sosyal aktivite niteliğinde rahatlıyorsa orası ayrı. İstanbul’un  çıldırtan ve her daim olan trafiği nasıl bir nüfus artışı olduğuna, plansız kentleşmenin hızla devam ettiğine somut bir örnek.


Hal böyle olunca eğer markete gitmek saatler sürüyor, otoparkta yer bulma ayrı bir dert oluyorsa online sanal market alışverişleri süper rahat. Artan zamanda arkadaşlarımızla evde pizza ziyafeti yapıp veya spor salonuna gidiyorsak bu noktada biz teknolojiyi kontrol ediyoruz.  Migros Sanal Market hem mobil hem web uygulamasıyla sektörün istisnasız uçanı.


Kaçanlara gelince başka uçan olmadı ki kaçan olsun Monopol oyuncu her zaman risk. Bu yüzden yeni rakiplerin bu sektöre gelmesi şart. Asıl rekabet ve koşuşturma satış sitelerinde. Markofoni  90 milyon dolara ulaşan değeri ile ilk olmanın avantajını akıllı yatırım stratejileri ile birleştirince birçok rakibi zorladı. Bu savaşta Trendyol en iyi direnen oldu. Ardından Morhipo Boyner gurubunun gücüyle yoluna devam ediyor.


Sermaye gücü olmadan artık ayakta tutunmak imkansız gibi. Vipdükkan’ın kapanması bunun en büyük örneği. Bu sebeple çok kaçan oldu ve daha olacak.  Asıl tatlı rekabet ve heyecan N11 ile Hepsiburada arasında. İkisinin kulvarı aynı.


Teknoloji sitelerinin çok şansı yok çünkü bu iki site onları da kapsıyor. Küme, Teknosa, Bimeks, Gold, Vatan gibi teknoloji firmalarını da kapsadığı için çok fazla hareket alanı vermiyor. Ama yine de hassas denge korunuyor. Teknoloji siteleri satışlarını fiyat avantajları yaratarak koruyor. Böyle devam eder mi emin değilim. Tüketici her şeyin farkında ve artık kral. Yaşasın!


Yazar : Onur Yurtsever



E-Ticaret Savaşları: Uçanlar vs. Kaçanlar – 1. Bölüm

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder