30 Eylül 2016 Cuma

E-Ticarette Güvenilir Marka Olmanın Sırları

E-Ticarette Güvenilir Marka Olmanın Sırları yazımız ile karşınızdayız.


E-Ticarette GüvenilirE-ticarete adım atmak, uzun bir yolculuğa çıkmak gibidir. Her adım özenle planlanmalıdır ve sırt çantanızda daima yedek bir plan bulunmalıdır. Elbette yolculuğunuza eşlik eden ortaklarınız ve müşterileriniz de olacak.


Ancak bir yolculukta hissedilmesi gereken en önemli şey güven duygusudur. E-ticarette güvenilir bir marka haline gelmek, insanların size güven duymasını sağlar. Şık tasarlanmış bir site, eşsiz ürünler ve uygun ödeme koşulları…


Bunlar elbette ki tüketicileri size çekecektir. Ancak uzun vadede önemli olan şey marka değeri oluşturup oluşturamadığınızdır. Peki e-ticarette güvenilir marka olmak uzak bir hayal midir? Hayır! Platin Market olarak sizler için hazırladık…


E-Ticarette Güvenilir Marka Olmanın Sırları


– Zaman değişti ve alışveriş kavramı cep telefonları ile bilgisayarlara sığdı. Fakat bu, karşınızdakilerin gerçek insanlar olduğu durumunu değiştirmez. Çalışmalarınızda insan duygularını baz almanız markanızın samimiyeti açısından makul olur. Tüketicilerde bir hissiyat oluşturabilmek, çoğu zaman onlara satış yapmaktan daha zor olabilir. Bu sebepten hem müşteri hizmetlerinize hem de sitenizde verdiğiniz mesajlara özen göstermelisiniz. Onları heyecanlandırmak, onlara güven vermek ya da onları şaşırtmak birincil hedefiniz olmalı.


– Belli bir alanda faaliyet göstereceksiniz. Ancak marka bilinci asıl olarak ana bir ürün oluşturmakla başlar. Yani kullanıcıların aklına ilk geleceği marka olabilmeniz için belli bir ürünle özdeşleşmeniz gerekir. Ana ürününüz üzerinde odaklanmalısınız ve kullanıcıların gözünde belirli bir mevki edinmelisiniz.


– Rekabet her zaman başarı doğurur. Kendinize ve sektörünüze uygun bir rakip belirlemek motivasyonunuzu artırır. Ama bunun anlamı hırs küpüne dönüşmek olmamalıdır. Aksine amacınıza giden yolda eksiklerinizi görmek ve bu alanları geliştirmek için bir rakibe ihtiyaç duymalısınız. Sonrasında rakibinizi geçmek hem işinizin gelişimini görmek hem de moral bulmak açısından faydalı olacaktır.


– Her iş yeni bir başlangıçtır. Her girişimci de başlangıçta oldukça heyecanlı davranır. İçerikler üretilir, sosyal mecralara dalış yapılır ve devamlılık sağlanır. Ancak daha sonra bu süreklilik sekteye uğrar. Oysa ki bu ciddi bir hata… Belli bir süre devam ettirdiğiniz çalışmaları bir anda sonlandırmak müşterilerinizin zihninde kaybolmanıza yol açabilir.


E-Ticarette Güvenilir Marka Olmanın Sırları yazımızı beğendiyseniz lütfen yorum ve paylaşımlarınız ile bizlere destek olunuz.


Paylaşmayı Unutmayın;


E-Ticarette Güvenilir Marka Olmanın Sırları

Geri Dönüşüm Oranını Artırma Yolları

Geri Dönüşüm Oranını Artırma Yolları yazımız ile karşınızdayız.


Geri Dönüşüm Oranını Artırma YollarıE-ticaret alanına gönül verdiyseniz, pek çok soruya da aynı anda yanıt aramanız gerekir. Bu sorulardan biri de geri dönüşüm oranını artırma yolları ile ilgili olandır. Çünkü geri dönüşüm oranını artırmak ve bunu kalıcı hale getirmeyi başarmak, şirket karını artırır.


Ayrıca kâr oranı artan şirketler daha hızlı bir şekilde büyüme sürecine ilerler. E-ticaret alanında rekabetin ve hızın önemli olduğu göz önüne alındığında, geri dönüşüm oranını artırma yolları büyük önem kazanır.


E ticaret sitenizde yapacağınız düzenlemeler hem müşteri memnuniyetini artırır hem de satışlarınızı katlar. Müşterilerinizi ne denli satın almaya teşvik ederseniz, sipariş sayfasına ilerlemelerini de o kadar hızlandırmış olursunuz. Peki  geri dönüşüm oranını artırma yolları nelerdir? Sizler için derledik…


Geri Dönüşüm Oranını Artırma Yolları


– Sınırlı sayıda olan ürünü kim kaçırmak ister? Bazen çok fazla ihtiyaç duyulmasa bile psikolojik olarak tükenen ürünü alma isteği doğar. Bu anlamda ürün stoklarınızı eticaret sitenizde belirtirsiniz. Müşterilerinize kaçıracakları fırsatı belirtmek, satın alma süreçlerini hızlandıracaktır. Bilhassa az stok bulundurduğunuz ürünler varsa ürün adedini girmek, karar vermelerine yardımcı olur.


– Stoklar tükenince alışveriş cazip gelir. Aynı şekilde tükenen stokların yenilenmesi de kullanıcıları heyecanlandıran bir durumdur. Stok yenilendiğinde haber verilmesini sağlayan sistemi kullanıcılarınıza sunabilirsiniz. Bu sayede beğendikleri ürün yeniden stoklara girince haberdar olabilirler. Aynı zamanda hangi ürünlerin revaçta olduğunu da bu yöntem sayesinde kolaylıkla analiz edebilirsiniz.


– Ürünlerinizin altına küçük notlar düşebilirsiniz. Örneğin ücretsiz gönderi sağladığınız ya da hızlı kargo seçeneği sunduğunuz ürünlerde müşterileri bilgilendirebilirsiniz. E-ticaret dünyasında kullanıcılar zamandan ve nakitten tasarruf etmek ister. Her üründe olmasa bile belli başlı ürünlerde bu sistemi sağlamak kullanıcıların geri dönüşüm oranlarını olumlu yönde etkiler.


– Ödeme bilgilerinizi kullanıcılarınızın görebileceği noktalara yerleştirin. Bu sayede alışveriş sonunda hangi ödeme seçeneklerine sahip oldukları hakkında bilgi edinebilirler. Pek çok kullanıcı kredi kartını tercih etse de; kapıda ödeme yöntemi, PayPal ya da farklı kart seçeneklerini kullanmak isteyen tüketiciler de mevcuttur. Ödeme seçeneklerinizi net biçimde belirterek kullanıcıların kafa karışıklığını giderebilirsiniz.


Geri Dönüşüm Oranını Artırma Yolları konulu yazımızı beğendiyseniz lütfen yorumlarınız ile renk katınız.


Paylaşmayı Unutmayın;


Geri Dönüşüm Oranını Artırma Yolları

29 Eylül 2016 Perşembe

Geri Dönüşüm Oranını Artırma Yolları

Geri Dönüşüm Oranını Artırma Yolları yazımız ile karşınızdayız.


Geri Dönüşüm Oranını Artırma YollarıE-ticaret alanına gönül verdiyseniz, pek çok soruya da aynı anda yanıt aramanız gerekir. Bu sorulardan biri de geri dönüşüm oranını artırma yolları ile ilgili olandır. Çünkü geri dönüşüm oranını artırmak ve bunu kalıcı hale getirmeyi başarmak, şirket karını artırır.


Ayrıca kâr oranı artan şirketler daha hızlı bir şekilde büyüme sürecine ilerler. E-ticaret alanında rekabetin ve hızın önemli olduğu göz önüne alındığında, geri dönüşüm oranını artırma yolları büyük önem kazanır.


E ticaret sitenizde yapacağınız düzenlemeler hem müşteri memnuniyetini artırır hem de satışlarınızı katlar. Müşterilerinizi ne denli satın almaya teşvik ederseniz, sipariş sayfasına ilerlemelerini de o kadar hızlandırmış olursunuz. Peki  geri dönüşüm oranını artırma yolları nelerdir? Sizler için derledik…


Geri Dönüşüm Oranını Artırma Yolları


– Sınırlı sayıda olan ürünü kim kaçırmak ister? Bazen çok fazla ihtiyaç duyulmasa bile psikolojik olarak tükenen ürünü alma isteği doğar. Bu anlamda ürün stoklarınızı eticaret sitenizde belirtirsiniz. Müşterilerinize kaçıracakları fırsatı belirtmek, satın alma süreçlerini hızlandıracaktır. Bilhassa az stok bulundurduğunuz ürünler varsa ürün adedini girmek, karar vermelerine yardımcı olur.


– Stoklar tükenince alışveriş cazip gelir. Aynı şekilde tükenen stokların yenilenmesi de kullanıcıları heyecanlandıran bir durumdur. Stok yenilendiğinde haber verilmesini sağlayan sistemi kullanıcılarınıza sunabilirsiniz. Bu sayede beğendikleri ürün yeniden stoklara girince haberdar olabilirler. Aynı zamanda hangi ürünlerin revaçta olduğunu da bu yöntem sayesinde kolaylıkla analiz edebilirsiniz.


– Ürünlerinizin altına küçük notlar düşebilirsiniz. Örneğin ücretsiz gönderi sağladığınız ya da hızlı kargo seçeneği sunduğunuz ürünlerde müşterileri bilgilendirebilirsiniz. E-ticaret dünyasında kullanıcılar zamandan ve nakitten tasarruf etmek ister. Her üründe olmasa bile belli başlı ürünlerde bu sistemi sağlamak kullanıcıların geri dönüşüm oranlarını olumlu yönde etkiler.


– Ödeme bilgilerinizi kullanıcılarınızın görebileceği noktalara yerleştirin. Bu sayede alışveriş sonunda hangi ödeme seçeneklerine sahip oldukları hakkında bilgi edinebilirler. Pek çok kullanıcı kredi kartını tercih etse de; kapıda ödeme yöntemi, PayPal ya da farklı kart seçeneklerini kullanmak isteyen tüketiciler de mevcuttur. Ödeme seçeneklerinizi net biçimde belirterek kullanıcıların kafa karışıklığını giderebilirsiniz.


Geri Dönüşüm Oranını Artırma Yolları konulu yazımızı beğendiyseniz lütfen yorumlarınız ile renk katınız.


Paylaşmayı Unutmayın;


Geri Dönüşüm Oranını Artırma Yolları

E-Ticarette Ürün İadeleri Nasıl Azaltılır ?

E-Ticarette Ürün İadeleri Nasıl Azaltılır ?


E-Ticarette Ürün İadeleri Nasıl Azaltılır


E-ticaret sitenizin başarısı satışlarınızla olduğu kadar, satışlarınızın netliği ile de alakalıdır. Çok satış yapıyor olsanız bile, o ürünlerin iade edilmesi hem bütçenizde hem de imajınızda pek de sağlıklı olmayan etkiler yaratır. Dolayısıyla ürün iadelerinin sebeplerine inmeli ve o sebepleri ortadan kaldırmak için stratejiler üretmelisiniz. Peki ürün iadeleri nasıl azaltılır ?


Depo yönetimini başarıyla sağlamak hayat kurtarır. Ürün iadelerine neden olan şeylerden en önemlisi depoda yaşanan karışıklıklardır. Depo yönetiminizi tam da bu sebepten özenli biçimde yürütmelisiniz. Depodaki çalışanlarınız siparişleri doğru takip etmelidir. Devamında doğru ürünleri paketlemeleri ve doğru kullanıcılara bu ürünleri göndermeleri gerektiğini de akıldan çıkarmamalısınız. Bu düzeni sağlamak için mantıklı bir depo yönetimi kurmanız gerekmektedir. Depo çalışanlarınızı da hizmet kalitenize uygun şekilde eğitmelisiniz. Onlara gerekli eğtimi vermemeniz ve ürün takip sistemini doğru bir şekilde belirtmemeniz, hem yanlış ürün gönderimine hem de iadelerin artmasına neden olacaktır.


– Sipariş sonrası zarar görmüş ürün paketleri göndermek muhakkak ki ürün iadelerine neden olur. Dolayısıyla ürün paketlemede ekstra özen göstermek şarttır. Kargo teslimatı sırasında paketlerin hasar almayacak şekilde olması ve kullanıcının eline sağlam bir şekilde ulaşması hayati önem taşır. Bu sayede tüketicinin güvenle ürünü kullanabileceği hissini vermek mümkündür. Hasarlı paketler, markaya duyulan güveni azaltacaktır. Aynı zamanda teslimat sırasında ürünün de hasar görmüş olabileceği düşüncesine neden olur. Böylesi riskleri almamak için ürün paketleme aşamasında hassasiyet göstermek faydalı olacaktır.


– Ürünleriniz hakkında açıklama yapmanız olumlu etki yaratır. Çünkü müşterilerinize ürün hakkında yeterli düzeyde bilgi sunmak görevlerinizden biridir. Ürün iadelerini minimum düzeyde tutabilmek için ürün açıklamalarınızın detaylı olması gerekir. Bu sayede kullanıcılar aradıkları bilgilere kolaylıkla ulaşacaktır.


– Ürünlerinizin defosuz ve aslına mümkün mertebe uygun olmasına dikkat etmelisiniz. Yanıltıcı ya da yıpranmış ürünler müşterinizde güven duygusu eksikliğine yol açar. Teşhir ürünleri çoğunlukla zarar görmüş ya da eskimiş ürünlerden oluşur. Bu ürünleri satışa sunmak prestijinizde ciddi hasarlar ve kayıplar yaratabilir. Ürünlerinizin eksiksiz, yeni ve aslına uygun olması sizi güven noktasına taşır.


Paylaşmayı Unutmayın;


E-Ticarette Ürün İadeleri Nasıl Azaltılır ?

28 Eylül 2016 Çarşamba

E-Ticaret Dünyasında Blog İçeriklerinin Faydaları

E-Ticaret Dünyasında Blog İçeriklerinin Faydaları


demo-arka-planİnternet evreninde her geçen başka bir mecranın kapıları aralanıyor. İşletmeciler de e-ticaret girişimleri ile bu farklı dünyada sağlam bir yer edinme çabasına giriyorlar. Herkesin asıl tutkusu, önde ve net bir çizgide kalabilmek. Fakat bunun için yalnızca ürün ve hizmetlerin parlatıldığı vitrin kısmına özen göstermek yeterli değil. Blog içerikleri artık neredeyse her web sitesinin ürettiği ve bu sayede değer kazandığı bir alan haline geldi. Blog içeriklerinin faydalarını sizin için sıraladık:


– Dikkat çekici blog içerikleri e-ticaret sitelerine gelen müşterilerin kalıcı olmasını sağlar. Hem site üzerinde hem de sosyal medyada paylaşılan ilginç başlıklarla, potansiyel kitlenizin sizi keşfetmesini sağlayabilirsiniz.


– Bloglar e-ticaret konusunda oldukça önemlidir. Zira sattığınız ürün ya da hizmetleri tanıtmak bu sayede mümkün hale gelir. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, tüketiciler özelliklerini inceleyebildiği ürün ve hizmetlere daha çok ilgi göstermektedir. Sunduğunuz her şeyi açıklamak, detaylarına inmek ve çarpıcı biçimde tanıtmak müşterilerinizde merak uyandıracaktır.


– Orijinal olmak her zaman avantaj sağlar. E-ticaret sitenizin blog içeriklerinde orijinal olduğunuz takdirde Google arama sonuçlarında üst sıralara yükselirsiniz. Bu özgün tavır, size müşteri ve satış olarak geri dönecektir. Şirketinizin ruhunu yansıtacak paylaşımlar hazırlamak, sizi diğer rakiplerinizden bir adım öteye taşıyacaktır.


– Blog içerikleriniz aracılığıyla marka değeri yaratmanız mümkündür. İnternet kullanıcılarının ilgisini toplayacak içerikler oluşturarak markanıza duyulan güveni katlayabilirsiniz. Kullanıcıların sosyal medya kullanımındaki artış sayesinde blog içeriklerinin güven tesisindeki rolü daha da artmıştır.


– Değer sağlayan içerikler yaratmak blogunuzun kalite farkını ortaya koyar. Bu sayede okuyucularınız sizden bir şeyler kazandığı hissini yaşarlar. Sizi faydalanabilecekleri bir kaynak olarak görmek ise onların daimi takipçiniz olmalarını sağlar.


– İnsanlarla etkileşime geçmek blog içerikleri ile mümkündür. Sunduğunuz metnin sonundaki yorum kutucuklarına bırakılan fikirler ve eleştiriler sizi geliştirecektir. Bu gelişimden insanları haberdar ederek onları önemsediğinizi gösterebilirsiniz. Böylece hedef kitleniz sizi otomatik bir makine değil, samimi çizgileri olan bir marka şeklinde algılayacaklardır.


Daha fazla içerik için lütfen bu yazılarımızı sosyal alanda paylaşın.


Paylaşmayı Unutmayın;


E-Ticaret Dünyasında Blog İçeriklerinin Faydaları

Facebook Reklamlarınızın Gücünü Artırın

Facebook Reklamlarınızın Gücünü Artırın konulu yazımız ile karşınızdayız.


Facebook Reklamlarınızın Gücünü ArtırınE-ticaret dünyasında yeni bir soluk yaratmak istiyor olabilirsiniz. Bunun için güzel bir bütçe de yaratabilirsiniz. Ancak online mecrada en değerli şey olan reklamları etkin biçimde kullanamazsanız, tüm çabalarınız çöpe gidebilir. Çünkü e-ticaretin yapı taşlarından biri sosyal medya mecralarıdır. O mecraların en önemli parçası ise şüphesiz ki reklamlardır. Reklamları doğru biçimde kullanarak etkileşimlerinizi artırmanız mümkün. Bu etkileşimlerin internet sitenize trafik olarak dönmesi ise kaçınılmaz olur.  Peki Facebook reklamlarınızın gücünü artırmak ister misiniz? Eğer cevabınız evet ise sizi şöyle alalım…


Facebook Reklamlarınızın Gücünü Artırın


– Hedef kitlenizi belirleyin. Hedef kitlenizi belirleyin. Hedef kitlenizi belirleyin. Evet, defalarca söylenecek kadar önemli bir kural. Çünkü Facebook reklamlarının işe yaraması için önce kimlere hitap edeceğini seçmelisiniz. Doğru kitleye ulaşmak nokta atışı yapmaktır. Bu sayede sitenize hatırı sayılır oranda ziyaretçi çekmeniz mümkün.


– Birileri müşteriniz oldu fakat büyük çoğunluğu hala müşteriniz değil. Öyleyse onları da kendinize çekin. Belli başlı fırsatlar, cazip seçenekler, makul oranda indirimler… Tüm bunlar sizi ve ürünlerinizi daha ilgi çekici hale getirecektir.


– Reklamlarınıza vakit ayrılmasını sağlayın. Hedef kitlenizin evine ulaşıp bilgisayarları yönetme şansınız yok. Öyleyse sıkı ve çekici bir başlık kullanmayı deneyin. Bu sayede reklamlarınızın gözden kaçmasını önlemiş olursunuz. Klişeden ve tekdüze başlıklardan uzak durmanız, uzun vadede kurumunuz için faydalı olur.


– E-ticarette en önemli şeylerden biri kreatif düşünebilmektir. Bunu reklamlarınıza da yansıtın. Hatta en çok reklamlarınıza yansıtın. Bu yaratıcılığın arasına anahtar kelimelerinizi de sıkıştırırsanız, sonuç hiç fena olmayacaktır.


– Görmek dinlemekten daha etkilidir. Yazılı içeriklerinizde insanlar sizi dinleme durumundadır. Seçtiğiniz görseller ise, onların sizi görmesini sağlar. Mümkün olduğunca kaliteli ve dikkat çeken görseller kullanın. Renklerin parlak olmasına özen gösterin.


– E-ticaret dünyasında kalıcı olmak için reklamlarınızı da sürekli hale getirmelisiniz. Bu anlamda reklamınızı tek seferde yayınlamak yerine parçalara bölebilirsiniz. Ne kadar çok reklam yayınlanırsa, o kadar çok kişiye ulaşırsınız. Belli başlı içerikleri ön plana çıkarmanız bütçenizin sarsılmasına engel olacaktır. Gerisi tamamen yaratıcılığınıza bağlıdır.


Facebook Reklamlarınızın Gücünü Artırın yazımızı beğendiyseniz yorumlarınız ile destek olabilirsiniz.


Paylaşmayı Unutmayın;


Facebook Reklamlarınızın Gücünü Artırın

27 Eylül 2016 Salı

Sepet Tutarını Yükseltmenin Püf Noktaları

Sepet Tutarını Yükseltmenin Püf Noktaları


Sepet Tutarını Yükseltmenin Püf NoktalarıE-ticaret sitenizi faaliyete aldınız, her şey yolunda görünüyor ve kazanç da elde etmeye başladınız. Peki daha fazla kazanmak istemez misiniz? Sitenizin ziyaretçilerinin ortalama sepet tutarlarını yükselttiğinizde, doğal olarak satışlarınızı da artırmış olursunuz. Tüketicilerin daha fazla alışveriş yapmaları için belli yöntemler uygulamanız şarttır. E-ticaret sitenizde bu yöntemleri uygulamanız, tüketicilerin satın alma kararlarını etkiler. Peki sepet tutarını yükseltmenin püf noktaları nelerdir?


– Ürün tavsiyeleri daima avantaj sağlar. Müşteriler bir ürün incelerken o ürünle ilgili tamamlayıcı farklı ürünleri ya da en çok satan popüler ürünleri tavsiye etmeniz onların algılarında olumlu etkide bulunur. Bu sayede ilgilendiği ürünü satın almak isteyen müşteriler, o ürünün aksesuarlarını ya da diğer cazip ürünleri de satın alabilir. Bu da dolayısıyla satışlarınızı katlar.


– Online alışverişlerde tüketicilerin en tedirgin hissettiği konulardan biri de kargoya ödeyecekleri ekstra ücretlendirmedir. Şayet sepet ortalamaları yükselsin istiyorsanız, belli bir tutarın üzerindeki alışverişlere ücretsiz kargo imkanı sunabilirsiniz. Bu avantaj hem müşterilerinizi satın almaya teşvik eder hem de tek seferde daha fazla alışveriş yapmaları için onları motive eder. Zira ücretsiz ifadesi dahi psikolojide avantaj hissiyatı yaratır. Ücretsiz kargo stratejisini değerlendirerek sepet tutarını artırabilir ve e-ticaretinizden daha parlak kazançlar elde edebilirsiniz.


– Sitenizin arayüzüne özen göstermelisiniz. Müşterileriniz yolu hızlıca bulurlarsa sepetlerini de daha kolay biçimde doldurabilirler. Site navigasyonu bu anlamda önemlidir. Ayrıca sade fakat şık bir tasarım işinizi kolaylaştıracaktır. Çünkü hedef kitleniz belli olsa dahi, kolaylık olarak herkese aynı anda hitap edebilmeniz gerekir. Bu yöntem sepet tutarını yükseltmenin en görsel ağırlıklı yoludur.


– Müşteri kitlenizin ürünlerle ilgili bıraktığı yorumlar, sitenizi ziyaret edenlerin satın alma kararlarını etkileyecek etkenlerin başında gelir. Bir ürünü daha önce kullanmış kişilerin düşüncelerini okumak her zaman olumlu etki yaratır. Bu ürüne verilen puanları görmek de tüketicilerin ürüne olan yaklaşımını hızlı biçimde değiştirebilir. Tam da bu sebeple siteniz üzerinde kullanıcı yorumlarına ve ürün puanlarına yer vermelisiniz. Bu yöntem ortalama sepet tutarınızın artmasında fayda sağlayacaktır.


Sepet Tutarını Yükseltmenin Püf Noktaları başlıklı yazıyı beğendiyseniz yorum yapıp paylaşmanızı rica ederim.


Fatih Balkan


Paylaşmayı Unutmayın;


Sepet Tutarını Yükseltmenin Püf Noktaları

E-Ticarette Duygulara Hitap Etmenin Önemi

E-Ticarette Duygulara Hitap Etmenin Önemi konulu yazımız ile karşınızdayız.


E-ticaret sitenizle ilgili her şeyi planladınız, hazırladınız ve tamamladınız. Peki bir eksiklik yok mu? Elbette ki insan psikolojisi… Kitlenizin satın alma konusundaki kararlarına duyguların ne denli etki ettiğini biliyor musunuz?


E-Ticarette Duygulara Hitap Etmenin ÖnemiAslında bunu anlamak oldukça kolay. Çünkü doğum günü, sevgililer günü ya da başka pek çok zamanda satın alma oranları ciddi bir yükselişe geçiyor. Dolayısıyla tıpkı geleneksel ticarette olduğu online dünyada da duygular önemli bir yer kazanıyor.


Bu anlamda müşterilerinin duygularına hitap eden firmalar kazanırken, bu duyguları geçiştiren firmalar uzun vadede sıkıntılardan kurtulamıyor.


Duygulara hitap etmenin pek çok yolu olsa da fotoğraflar ve ürünü tanıtma biçiminiz bu konuda ön plana çıkıyor. Sizin doğru mesajı sunmanız, kitlenizin hareketlerini etkiliyor.


Peki e-ticarette duygulara hitap etmenin önemi nedir? Sizler için açıklıyoruz…


E-Ticarette Duygulara Hitap Etmenin Önemi


– Paylaştığınız tüm görseller kullanıcıların zihin dünyasında sandığınızdan daha fazla yer kaplıyor. Aslında zaman geçtikçe görsel ögeler daha da anlam kazanıyor. Çünkü insan beyni, görsel ögeleri hatırlamaya çok daha yatkın bir yapıya sahip. İşe bu yönden bakınca, e-ticaret sitenizdeki görsellere ekstra özen göstermeniz gerektiği yadsınamaz bir gerçek olarak karşınıza çıkıyor.


– Kullanıcılarınızın deneyimlerine hitap etmeniz onların duygularına da hitap etmeniz demektir. Bu sayede onlarla içten bir bağ kurabilirsiniz. Örneğin evlilik hazırlığında ya da bebek sahibi olma düşüncesinde bir çiftin fikirleri diğer insanlara göre daha farklıdır. Yeni bir yaşama başlama duygusunu ürünlerinizde yansıtırsanız bu kişilerin satın alma işlemi hızlanacaktır. Mutluluk veren çikolata kavramı hayatımıza başka türlü nasıl girebilirdi ki?


– İnsan psikolojisi karmaşık bir labirent gibidir. E-ticaret ise düz bir yolda kendinizden emin adımlarla ilerlemenizi gerektirir. Bu sebepten müşterilerinizi psikolojik açıdan ele almanız şart.


Pek çok insan kızgın, üzgün ya da gergin olduğu için alışverişe başvurabiliyor. Siz ne kadar çok pozitif mesaj verirseniz onların rahatlaması da o denli kolaylaşır. E-ticaret sitenizde mutluluk ve huzur içeren detaylara yer vermeniz onların stresini uzaklaştıracaktır. Negatif mesajlar daima negatif hisler uyandırır. Bundan mümkün mertebe kaçınmalısınız.


E-Ticarette Duygulara Hitap Etmenin Önemi yazımıza paylaşımlarınızla destek olmanızı rica ederiz.


Paylaşmayı Unutmayın;


E-Ticarette Duygulara Hitap Etmenin Önemi

B2B e-ticaretteki fırsatları biliyormusunuz ?

Türkiye’de firmalar için dijital dönüşümün başladığı ilk dönemde, yani ofislere ve işyerlerine bilgisayar girmeye başladığı zamanlarda ilk ve en yaygın olarak kullanılan yazılımlar masaüstü muhasebe programlarıydı. Bunları; benzin istasyonu, depo, mağaza ve kafe-restoran otomasyonu gibi yazılımlar takip etti.


b2b-eticaretteki-firsatlarVerimliliği artıran bu yazılımlar el terminalleri, barkod okuyucuları ve tabletlerle iş süreçlerini dijitale taşımış oldu. Ancak dijital dönüşüme tam anlamıyla geçilebilmiş değil. Hatta teknolojinin üst düzeyde olduğu havacılık sektöründe bile pilotların kilolarda kağıt taşımasını önleyen iPad kullanımı gibi basit bir dönüşüme bile THY 2014’te geçebildi. Dünyada da durum çok farklı değil aslında. ABD’de United Airlines da 2013’te iPad kullanımına geçti.


Bu, dijital dönüşüm sürecinin sadece görünen kısmı. Çok sayıdaki sektör, bu konuda daha henüz yolun başında. Hava yolu taşımacılığı örneğinde olduğu gibi daha nice sektörde hem dönüşüm hem de B2B iş yapma süreçlerinde çeşitli açıklar mevcut. Geçtiğimiz günlerde İsmail Hakkı Polat‘ın önderliğinde Dijital Dönüşüm Derneği‘nin kurulması da bu konuda yapılacak daha çok iş olduğunu bir kez daha gösteriyor.


Çeşitli sektörlerdeki açıklar, niteliksiz yazılımlar tarafından karşılanıyor


Dönüşümün yazılım ayağı, genellikle niteliksiz ama buna karşılık pahalı masaüstü programlarla karşılanıyor. Çünkü, özellikle küçük ve orta ölçekli yazılım firmaları, çeşitli sektörlerdeki genel açıkları farkedip bunlara muhasebe programı mantığı ile yaklaşarak, o sektör için yeteri kadar özelleşmemiş, kullanıcı deneyimi içermeyen yazılımlar sunuyor. Genellikle de tekel olmalarının verdiği avantajlarla bu niteliksiz yazılımları pahalıya satabiliyorlar.


Bir yazılımı SaaS haline getirip e-ticaret fırsatı yaratmak


İşte benzer bir durum B2B e-ticareti için de söz konusu. Dijital ortamda B2B iş yapma olanağı adına çoğu sektörde hala önemli açıklar söz konusu. Artık modası geçmiş olan masaüstü yazılımları yerine SaaS projelerigeliştirerek yazılımları internet üzerinden daha düşük ücretle kiralamak hem firmalar hem de e-ticaret girişimcileri için daha karlı bir iş modeli. Yani herhangi bir yazılımı alıp, SaaS modeli ile internete taşıyıp, bunu firmalara kiraladığınızda, anında bir e-ticaret iş modeline sahip oluyorsunuz.


Ben SaaS modeli üzerinden örnek veriyorum ancak B2B e-ticaret tabi ki bununla sınırlı değil. Firmadan firmaya ürün satışını e-ticarete taşımaktan tutun da firmalarla son kullanıcı arasında köprü oluşturacak çözümlere kadar daha birçok iş modeli geliştirerek B2B e-ticarette varolabilirsiniz.


Girişimciler genellikle B2C iş modellerine odaklanıyor


Girişimcilerin e-ticarete atılırken akıllarına gelen ilk temel iş modeli B2C, yani son kullanıcıya satış. Hayata geçen projelerin de çoğu B2C modelde iş yapıyor. Bu konuda net rakamlar veremiyorum malesef, çünkü Türkiye’de veri tutabilecek siteler ne yazık ki B2C/B2B ayrımını istatistiklerine dahil etmemişler. Ancak kendi gözlemlerime ve deneyimlerime dayanarak B2B iş modelinin oldukça düşük seviyelerde olduğunu ve birçok fırsatın değerlendirilmeyi beklediğini söyleyebilirim.


Sektörlerdeki açıkları nasıl tespit edeceğiz?


Genel odak B2C e-ticarette olduğu için de B2B’deki fırsatlar da gözden kaçıyor. Peki hangi sektörde hangi açığın olduğu nereden bileceğiz? İşte en kritik nokta da bu. Eğer herhangi bir sektörün doğrudan içinde değilseniz veya o sektörde çalışan ve bilişim konularına hakim bir bağlantınız yoksa, ilgili sektördeki yazılım ve B2B e-ticaret fırsatlarını tespit etmeniz çok da kolay değil. Yani bu konuda tüm bağlantılarınız üzerinden derin araştırmalara girmeniz gerekebilir.


Bazen de açığı, o sektörle küçük bir temas yaşarken siz de farkedebilirsiniz. Örneğin, Girişim Fabrikası & Turkcell hızlandırma programında, girişimcilerden Eray Hangül’ün, süreçlerdeki dağınıklığı ve manuel işleyişi gördükten sonra “sizin ERP’ye ihtiyacınız var” diyerek hızlandırma merkezi SaaS yazılım fikrini bulması gibi.


B2B e-ticaretin avantajları


Peki B2B e-ticareti cazip kılan, sadece sektörlerdeki açıklar mı? Tabi ki hayır. Bunun dışında da avantajları var elbette.


  • Firmalar, süreçlerini iyileştiren, satışlarını artıran çözümlere yatırım yaparlar

  • Firmaların alım gücü, son kullacının alım gücü ortalamasından daha fazladır

  • Özellikle küçük ve orta ölçekli işletme sahipleri, iletişime son kullanıcıdan daha açıktır

  • Ticaretin gereği olarak firmalar, kendilerine yapılan pazarlama faaliyetlerine karşı son kullanıcıdan daha fazla açıktır

  • Pazarın büyüklüğünü hesaplamak daha kolaydır

  • Sektördeki firmalar genelde benzer bir profile sahiptir. Bu profilin personasını çıkardıktan sonra onlara iş yapmak daha kolaydır

Bu avantajların yanı sıra pazarın da sektördeki firmalarla sınırlı olması gibi dezavantajlar da mevcuttur elbette. Ancak iş modelini, İngilizce içerikle yurtdışına açmak veya B2B2C şeklinde genişleterek mevcut pazarı büyütmek de mümkündür.


Özetle, ABD’de 1850’lerdeki Altına Hücum furyasında olduğu gibi son kullanıcıya (altına) odaklanmak yerine, bölgeye gelen altın arayacılarına kazma kürek satarak (B2B) köşeyi dönenlerin uyguladığı modeli de tercih edebilirsiniz.


 


Bu yazısından dolayı Ümit Büyükyıldırım’a teşekkür ederiz.


Kaynak : umityildirim.com


Paylaşmayı Unutmayın;


B2B e-ticaretteki fırsatları biliyormusunuz ?

26 Eylül 2016 Pazartesi

E-ticaret Siteniz İçin Seo Önerileri

E-ticarete başlamayı düşünüyorsunuz ürünleriniz hazır ve e-ticaret sitenizi kurdunuz .


Potansiyel müşterilerinize ulaşmak istiyorsunuz. İşte Size online pazarlama faaliyetleriniz için birkaç seo önerisi


Online pazarlama faaliyetlerinize Google adwords hizmetlerini kullanarak başlayabilirsiniz. Adwords hizmetlerini kullanmanızın sitenizin arama motorlarında yükselmesine de faydası olmaktadır.


Google adwords ile belirleyeceğiniz anahtar  kelimeler dahilinde sitenizin ilgili aramalarda çıkmasını sağlayabilirsiniz. Bütçenize göre günlük maliyetinizi belirleyebilir ve anahtar kelimelerinizin  tıklama başı ortalama maliyetlerinin ne olduğunu bu hizmet sayesinde  öğrenebilirsiniz.


Google adwords’e kayıt olmadan da google adwords’ün ücretsiz anahtar kelime aracına


http://adwords.google.com/ko/KeywordPlanner/Home


adresinden ulaşabilirsiniz. Burada belli bir anahtar kelimenin aylık ortalama ne kadar aratıldığını rekabetin ne düzeyde olduğunu ve ortalama tıklama başı maliyetini öğrenebilirsiniz.


Bir sonraki  uzun vadeli adımınız seo olmalıdır. Arama motoru optimizasyonu sayesinde ürünleriniz aramalarda daha üst sıralarda çıkmaya başlayacaktır. Seo hizmetleri içinde ilk adımınızda Google ın analytcs ve webmasters tools servislerinden faydalanmak olmalıdır. Seo çalışmalarınızın dönüşümünü izleyebilmeniz için bu iki servisten mutlaka yararlanmalısınız.


Seo çalışmalarınıza on page seo yani site içi seo çalışmalarından başlamalısınız. On page seo için birkaç öneri


  • E-ticaret sitenizde mutlaka adres biçimlendirmesi olmalıdır. www.eticaretgundem.com/e-ticaret  gibi

  • E-ticaret sitenizde site haritası oluşturma hizmeti ve Google araçları ile entegrasyon mutlaka olmalıdır.

  • E-ticaret sitenizdeki ürün sayfası başlığı kategori başlığı mutlaka özenle oluşturulmalıdır.

  • E-ticaret sitenizde mutlaka etiket sistemi bulunmalıdır.

  • Ürün, kategori ve marka sayfalarına sayfa başlığı ,açıklama ve anahtar kelime girebilmelisiniz.

  • Ürün resimlerinin adı otomatik olarak ürün ismi olarak değiştirilmeli veya manuel olarak düzenlenebilmelidir.

  • Ürün detay sayfanızda mutlaka bol bol açıklamalar bulunmalıdır.Bu bölümde oluşturulacak içerik özgün olmalıdır . Marka açıklaması , satıcı açıklaması gibi farklı açıklamalarda ekleyebiliriz.

  • E-ticaret sitemizde satılan ürünler veya ürün gruplarımızla ilgili bilgi ve öneri sayfaları oluşturmalıyız.

Site dışı seo çalışmaları için birkaç öneri


  • Öncelikle facebook ,twitter ve Google + da firmanızın adıyla hesap oluşturmalısınız ve bu sayfalarda ürünlerini ve sitenizi paylaşmalısınız.

  • Fiyat karşılaştırma siteleri ile sitemizi entegre edebiliriz.

  • Sitenizi aşağıdaki sitelere eklemeyi deneyebilirsiniz

Paylaşmayı Unutmayın;


E-ticaret Siteniz İçin Seo Önerileri

Ürün Fiyatlandırmasında Yapılan Hatalar

Ürün Fiyatlandırmasında Yapılan HatalarÜrün Fiyatlandırmasında Yapılan Hatalar ile ilgili bu yazımız umarız size bir katkıda bulunacaktır. E-ticaret alanında yer olmak ve o varlığı korumak için pek çok dinamiğe aynı anda hakim olmak şart. Çünkü dümeni ne kadar sıkı kavrarsanız, gemiyi fırtınada korumanız da o denli kolaylaşır. E-ticaret dünyasında ürün fiyatlandırmasının önemi herkesçe malum. Ürünleriniz için dengeli fiyat oranları belirlemek ve sektördeki rakiplerinize göre bu fiyatları düzenlemek firmanın devamlılığı için önemlidir. Daha da önemlisi, bu çalışmaların düzenli ve sürekli olarak takip edilmesidir. Şayet sektörde yeniyseniz, fiyatlandırma konusunda yönünüzü bulamamanız da muhtemeldir. Peki ürün fiyatlandırmasında en çok yapılan ve asla düşmemeniz gereken hatalar nelerdir?


Ürün Fiyatlandırmasında Yapılan Hatalar


– Piyasayı araştırın, fiyatlarınızı buna uygun belirlemeye özen gösterin. Fakat asla piyasadaki en düşük fiyatı belirleme gafletine düşmeyin. Çünkü bu durum Türkiye e-ticaret pazarında yaygın olarak görülen hatalardan biridir. Fakat avantaj sağlamasının aksine pek çok firmanın zarar etmesine sebep olmuştur. Düşük fiyatlarla mücadele etmek isteyen diğer şirketler de fiyatları düşürdüğünde ürün piyasada değer kaybediyor. Sonuçta kâr marjı düşen şirketler ise zararın eşiğine geliyor.


– Ürünlerinizin fiyatlarını çok uzun süre aynı düzeyde tutmayın. Pek çok şirket ürün fiyatlarını belirledikten sonra bu birimleri değiştirmekten kaçınırlar. Oysa ki hem e-ticaret sektörü hem de piyasanın durumu sürekli olarak değişkenlik gösterir. Ayrıca siteniz üzerindeki satış oranınızda her zaman aynı olmamaktadır. Dolayısıyla çok uzun süre belli bir fiyatın izinden gitmek yerine sektörü ve piyasayı takip ederek ürün fiyatlarında değişikliğe gitmelisiniz.


– Bir ürün yerine bir hizmet mi sunuyorsunuz? Bunda hiçbir sorun yok. Fakat hizmet alanında işlerin içeriğine göre farklı fiyatlandırmalar sunulur. Çok çeşitli fiyat seçeneği sunmanız müşterilerinizin kafasını karıştırır. Kafası karışan müşterinin karar verme süresi ise uzar ve belki de satın alma gerçekleştirmeden sitenizden ayrılır. Bunu önlemek adına fiyatlarınızı maksimum üçe bölmek faydalı olacaktır.


– Sürekli olarak indirime gitmekten kaçının. Her tüketici indirimi sever. Fakat bunu sürekli hale getirmeniz imaj kaybına yol açar. Aynı zamanda ciddi oranda zarar etmenize de neden olur. E-ticaret alanında marka güvenilirliğinizi korumak ve kâr marjınızı düşürmemek adına indirimleri belli dönemlere özel ayarlamalısınız.


Ürün Fiyatlandırmasında Yapılan Hatalar konu yazımıza katkıda bulunmak için yorumlarınızı esirgemeyiniz.


Fatih Balkan


Paylaşmayı Unutmayın;


Ürün Fiyatlandırmasında Yapılan Hatalar

25 Eylül 2016 Pazar

E-ticaret"in Kaderini Değiştiren Adam

jeffKurulduğu 1995 yılından bugüne attığı her adımla dünya e-ticaret sektörünün gidişatını değiştirenAmazon.com, kurucusu Jeff Bezos‘un dahiyane stratejilerinin ışığında yükseliş ivmesinden hiçbir şey kaybetmeden yoluna devam ediyor. Peki, Bezos’un bu yolculuğa nasıl adım attığını hiç merak ettiniz mi?


Steve Jobs veya Bill Gates gibi garajda kod yazan yarı “geek” bir karaktere sahip olmayan Bezos, teknoloji dünyasındaki diğer liderlerin aksine daha kurumsal ve sade bir yaşam öyküsüne sahip. Ama belki de onun şansı, hem garaj kültürünün inovatif yapısını tatması, hem de kurumsal dünyanın tüm inceliklerini öğrenmesiydi diyebiliriz. Detaylara bir takıntı derecesinde önem veren Bezos’un, Amazon’un servis ettiği basın bültenlerinin her satırını bizzat okuduğu ve gerektiği takdirde düzeltmelerde bulunduğu iddia edilir. Hatta müşteri konusunda da oldukça hassas olan Amazon kurucusunun, toplantılara boş bir sandalye getirdiği ve orada bir müşteri varmış edasıyla çalışanların sandalyedeki hayali müşteriyi memnun etmesini istediği de söylentiler arasında. Kim bilir, belki de dev bir online imparatorluğu yönetmek için bu kadar hassas olmak gerekiyordur.


Bazı İnsanlar Girişimcilik Ruhuyla Doğar


İlk olarak 1995 yılının Nisan ayında Douglas Hofstadter’ın “Fluid Concepts and Creative Analogies” adlı kitabını satarak başlayan yolculuğuna, bugün satışta olan 23 milyondan fazla ürünle devam edenAmazon’un kuruluş hikayesi de bir o kadar ilgi çekici. Hani bazı insanlar vardır ya, doğuştan girişimcilik ruhuyla doğarlar, işte Jeff Bezos da bu ruha sahip olan şanslı kişilerden. Öyle ki, 1994 yılına kadar New York’taki finansal hizmetler firması D.E Shaw’daki başkan yardımcılığı görevini üstlenen Bezos, dört dörtlük sayılabilecek bir hayata sahipken içinde her geçen gün büyüyen girişimcilik ateşinin etkisiyle bu işinden ayrılıp, kendi kaderinin peşinden gitmeyi tercih etti.


1964 yılında ABD’nin New Mexico eyaletinde dünyaya gelen Bezos, teknolojiye merak duyan birçok Amerikalı gibi garaj kültürünü de yaşama fırsatına erişmişti. Annesi Jacklyn Gise Jorgensen’in henüz 18 yaşındayken dünyaya getirdiği oğul Jeff, öz babası Ted Jorqensen’in doğumun hemen ardından evi terk etmesiyle üvey babası Miguel Bezos’un himayesinde bir çocukluk geçirdi.


Evlerinin garajını, ilgi duyduğu konularda araştırma yapabileceği bir laboratuvara dönüştüren Jeff, inovasyon ve teknoloji alanındaki yeteneklerini de bu garajda geliştirme fırsatı buldu. Küçük Jeff, sadece üstün yetenekli öğrencilerin kabul edildiği lise hayatının ardından, Princeton Üniversitesi‘nde Bilgisayar Bilimleri üzerine aldığı lisans eğitimini de birincilikle bitirme başarısını gösterdi. 1986 yılındaki mezuniyetinin hemen ertesinde Wall Street’te göreve başlayan Jeff, iş dünyasındaki azmi ve yeteneği sayesinde kısa sürede tüm dikkatleri üzerine çekebilmeyi başarmıştı. Global telekom firması Fintel’de veBankers Trust’ta şirketin en genç başkan yardımcısı olarak çalışmasının ardından, New York’taki finansal hizmetler firması D.E Shaw’dan teklif alan Bezos, burada da başkan yardımcılığı pozisyonuna kadar yükseldi.


Bezos, New York’taki İşini Bırakıp, Küçük Bir Garajda Amazon’u Kurdu


İş seyahatleri sırasında aklına yerleşen e-ticaret sitesi kurma fikrinin, yakın gelecekte insanların alışveriş alışkanlıklarını değiştiren bir fenomen haline dönüşeceğini Bezos bile tahmin edemezdi herhalde. Teknolojiye olan merakının yanı sıra, oldukça ileri görüşlü bir karaktere de sahip olan Amazon kurucusu, bir süredir zihninde filizlenmeye başlayan internetten satış yapma düşüncesini hayata geçirebilmek adına işinden ayrılıp, eşiyle beraber Seattle’a yerleşme kararı aldı.


Amazon, Kuruluşundan İki Yıl Sonra Halka Açıldı


Nispeten küçük bir evin garajında başlayan Amazon’un yolculuğu, oldukça kısa bir sürede dev bir online imparatorluğa dönüşmesi açısından tam bir başarı hikayesi aslında. Yalnızca iki aracın sığabildiği bu garajda online kitap satışı gerçekleştirmek amacıyla kurduğu girişimine ilk olarak “Cadabra” adını veren Bezos, bu kelimenin “kadavra” sözcüğünü çağrıştırdığını fark etmesinin ardından hemen bir değişikliğe giderek “Amazon” ismini kullanma kararı aldı. Girişimin test süreci başladığında, deneme amacıyla 300 arkadaşını siteye davet eden Bezos, gelen yorumların ardından son değişiklikleri de yapıp Amazon’u yayına aldı.


İnternetin şans perileri yanında olacak ki, oldukça kısa bir süre içerisinde yüksek satış rakamlarına ulaşan Amazon, kuruluşunun üzerinden henüz bir ay bile geçmemesine rağmen, ABD’deki 50 eyalet ve 45 ülkeye kitap satışı gerçekleştirmeye başladı. Haftada 20 bin dolar kazanmaya başlayan bu gözü kara e-ticaret dahisi, girişimi hakkındaki tüm olumsuz yorum ve iddialar karşısında dik durarak, başarıya ulaşmak adına gerekirse uzun bir süre kar etmemeyi göze almıştı bile. Ancak Jeff Bezos, arzu ettiği başarıya kısa sürede kavuştu. Hayata geçeli henüz iki yıl olmasına rağmen halka arz edilen Amazon, bu süre zarfında en büyük iki fiziksel rakibinin toplamından daha büyük bir değere ulaşmıştı.


1999 yılında Time dergisi tarafından “Yılın Adamı” ödülüne layık görülen Jeff Bezos, bir yıl sonra iseAmazon’un Fransa (Amazon.fr) ve Japonya (Amazon.co.jp) versiyonlarını da hayata geçirdi. Kullanıcıların gelecekte iyiden iyiye mobil cihazlara yoğunlaşacağını öngören Bezos, 2007 yılında ise, ilkKindle e-kitap okuyucusunu piyasaya sürdü ve ardından Kinde Fire adını verdiği tablet cihazıyla, taşınabilir cihaz kategorisinde ben de varım dedi. Şirketin karlılık durumu hala birçok tartışmaya konu edilse de Jeff Bezos, 23. 2 milyar dolarlık servetiyle iş dünyasının en zenginleri arasındaki yerini almış durumda. Hatta Bezos, geçtiğimiz gün yayınlanan bir araştırmaya göre dünyanın en etikili CEO’su ödülüne de layık görüldü. Jeff Bezos, günümüzde gerek medyatik kişiliği, gerekse her geçen gün bir yenisini duyurduğu girişimleriyle iş dünyasında farklı bir konuma sahip. Ülkemizde bir e-ticaret girişimi kurma niyetinde olanların, online dünyanın bu dahi adamını ve onun girişimlerini daha yakından tanımalarını tavsiye ediyoruz.


Eticaretmag.com kaynaklı alıntı haberimizi, e-ticarete meraklı girişimcilerimiz başta olmak üzere tüm okurlarmızın ilgi ve bilgisine sunuyoruz.


Paylaşmayı Unutmayın;


E-ticaret"in Kaderini Değiştiren Adam

E-Ticaret Satışlarında Paketlemenin Firma İmajına Etkisi

E-Ticaret Satışlarında Paketlemenin Firma İmajına Etkisi konulu yazımız ile size faydalı olmaya çalışacağız.


E-Ticaret Satışlarında Paketlemenin Firma İmajına EtkisiE-ticarette müşterileri memnun etmenin pek çok farklı yolu vardır. Reklam çalışmaları, indirim dönemleri ve sosyal medya içerikleri gibi seçenekler mevcuttur. Ancak detay gibi görünse de asıl etkiyi sağlayan şeylerden biri paketlemedir. E-ticarette paketlemenin firma imajına etkisi yadsınamayacak kadar büyüktür. Özenle yapılan paketleme, hem firmanın imajını koruyor hem de müşteri sadakatini önemli ölçüde artırıyor. Çünkü e-ticaret dünyasında her tercih farklı bir avantajın kapılarını aralıyor. Peki e-ticarette paketleme yapılırken nelere özen gösterilmeli?


E-Ticaret Satışlarında Paketlemenin Firma İmajına Etkisi


– E-ticaret sitenizde birden fazla ürünün satışı yapılmış olabilir. Bu yoğunluk sebebiyle bazı firmalar kullanıcıya birden fazla paket gönderir. Fakat siz bu karışıklığa son verebilirsiniz. Tüm siparişleri aynı paket içine yerleştirerek daha net ve makul bir duruş sergileyebilirsiniz. Üstelik bu durum bütçenize de olumlu yansır.


– Büyük kutular prestij tazelemeye yarar gibi görünse de bu büyük bir yanılgıdır. Çünkü bazen ebatlara uymadığı için de büyük kargo paketleri kullanılabiliyor. Bu tür durumlar da kullanıcılarda kafa karışıklığı yaratıyor. Tüketicilerin deneyimlerini negatif yönde etkilememek için uygun paketlemeye dikkat etmelisiniz. E-ticaret ya da fiziksel mağaza olmasına bakılmaksızın, doğru paketleme imaj kurtarır.


– Markanızla bir stil yaratın. Gönderilerinize küçük notlar ya da özel minik paketler ekleyebilirsiniz. Bu hizmet verdiğiniz alana göre değişebilir. Ancak özel gönderim olan her paket, müşterilerinizin memnuniyetini artırır. Hatta bu şekilde sosyal medya paylaşımında bulunmalarını bile sağlayabilirsiniz. Böylece yeni kitlelere hızlı bir biçimde ulaşmanız kaçınılmaz olur.


– Dayanıklı paketler kullanmayı kim istemez? Ama bunun biraz maliyetli olduğunun farkındayız. Yine de e-ticaretteki konumunuzu sağlamlaştırmak için belli başlı fedakarlıklarda bulunmanız gerekir. Taşıma aşamasında darbelere karşı dayanıklı paketler kullanmak, size uzun vadede sadık müşteriler sağlar.


– Paketlemeniz sizi, ürünlerinizi ve markanızı yansıtmalı. Örneğin e-ticaret sitenizden alışveriş yapan biri nazik bir teşekkür sayfasına yönlendirilmeli. Ya da gönderdiğiniz paketlere küçük teşekkür notları ekleyebilirsiniz. Belki de indirim dönemleri ile ilgili kuponlar sunabilirsiniz. Tüm bunlar sizi daha samimi ve değerlendirilmeye açık bir firma olarak kılacaktır.


E-Ticaret Satışlarında Paketlemenin Firma İmajına Etkisi yazımızı beğendiyseniz lütfen paylaşım ve yorumlarınız ile destek olunuz.


Paylaşmayı Unutmayın;


E-Ticaret Satışlarında Paketlemenin Firma İmajına Etkisi

24 Eylül 2016 Cumartesi

E-Ticarette Güvenilir Marka Olmanın Sırları

E-Ticarette Güvenilir Marka Olmanın Sırları yazımız ile karşınızdayız.


E-Ticarette GüvenilirE-ticarete adım atmak, uzun bir yolculuğa çıkmak gibidir. Her adım özenle planlanmalıdır ve sırt çantanızda daima yedek bir plan bulunmalıdır. Elbette yolculuğunuza eşlik eden ortaklarınız ve müşterileriniz de olacak.


Ancak bir yolculukta hissedilmesi gereken en önemli şey güven duygusudur. E-ticarette güvenilir bir marka haline gelmek, insanların size güven duymasını sağlar. Şık tasarlanmış bir site, eşsiz ürünler ve uygun ödeme koşulları…


Bunlar elbette ki tüketicileri size çekecektir. Ancak uzun vadede önemli olan şey marka değeri oluşturup oluşturamadığınızdır. Peki e-ticarette güvenilir marka olmak uzak bir hayal midir? Hayır! Platin Market olarak sizler için hazırladık…


E-Ticarette Güvenilir Marka Olmanın Sırları


– Zaman değişti ve alışveriş kavramı cep telefonları ile bilgisayarlara sığdı. Fakat bu, karşınızdakilerin gerçek insanlar olduğu durumunu değiştirmez. Çalışmalarınızda insan duygularını baz almanız markanızın samimiyeti açısından makul olur. Tüketicilerde bir hissiyat oluşturabilmek, çoğu zaman onlara satış yapmaktan daha zor olabilir. Bu sebepten hem müşteri hizmetlerinize hem de sitenizde verdiğiniz mesajlara özen göstermelisiniz. Onları heyecanlandırmak, onlara güven vermek ya da onları şaşırtmak birincil hedefiniz olmalı.


– Belli bir alanda faaliyet göstereceksiniz. Ancak marka bilinci asıl olarak ana bir ürün oluşturmakla başlar. Yani kullanıcıların aklına ilk geleceği marka olabilmeniz için belli bir ürünle özdeşleşmeniz gerekir. Ana ürününüz üzerinde odaklanmalısınız ve kullanıcıların gözünde belirli bir mevki edinmelisiniz.


– Rekabet her zaman başarı doğurur. Kendinize ve sektörünüze uygun bir rakip belirlemek motivasyonunuzu artırır. Ama bunun anlamı hırs küpüne dönüşmek olmamalıdır. Aksine amacınıza giden yolda eksiklerinizi görmek ve bu alanları geliştirmek için bir rakibe ihtiyaç duymalısınız. Sonrasında rakibinizi geçmek hem işinizin gelişimini görmek hem de moral bulmak açısından faydalı olacaktır.


– Her iş yeni bir başlangıçtır. Her girişimci de başlangıçta oldukça heyecanlı davranır. İçerikler üretilir, sosyal mecralara dalış yapılır ve devamlılık sağlanır. Ancak daha sonra bu süreklilik sekteye uğrar. Oysa ki bu ciddi bir hata… Belli bir süre devam ettirdiğiniz çalışmaları bir anda sonlandırmak müşterilerinizin zihninde kaybolmanıza yol açabilir.


E-Ticarette Güvenilir Marka Olmanın Sırları yazımızı beğendiyseniz lütfen yorum ve paylaşımlarınız ile bizlere destek olunuz.


Paylaşmayı Unutmayın;


E-Ticarette Güvenilir Marka Olmanın Sırları

SEO İle İlgili Sıkça Sorulan Sorular

SEO İle İlgili Sıkça Sorulan Sorular ‘a yanıt bulmanız için bu yazıyı oluşturduk. Değişen dünya, zamanı daha da hızlı hale getirmiştir ve tüketiciler zamanı daha verimli kullanmak adına online alışverişi tercih etmektedir. Bu duruma konfor da eklendiğinde e-ticaret giderek büyüyen bir pazar haline gelmektedir. Hızlı alışveriş tercih edilse dahi, tüketiciler alacakları ürün SEO İle İlgili Sıkça Sorulan Sorularya da hizmet ile ilgili bilgi edinmek ister. O ürünü nerden alacaklarına karar vermek için bilginin en yoğun olduğu alana odaklanırlar. Bu sebepten dolayı SEO, yani arama motoru optimizasyonu, e-ticaret sürecinizde size önemli ölçüde yardımcı olur. Siteniz SEO aracılığı ile hedef kitlenize ulaşır, ancak SEO’nun önemi günümüzde gerektiği kadar anlaşılamamıştır. Platin Market olarak SEO ile ilgili sıkça sorulan soruları derledik…


SEO İle İlgili Sıkça Sorulan Sorular


1) SEO nedir?


– SEO en yalın ve anlaşılır tanımıyla arama motoru optimizasyonudur. Sitenizdeki içerikleri arama motorlarına uyumlu hale getirir. Böylece kullanıcılar internetteki arama sonuçlarında kolaylıkla sitenize ulaşır. Özgün içerikler Google aramalarında üst sıralara yerleşmenizi ve görünürlüğünüzün artmasını kolaylaştırır.


2) SEO ortalama ne kadar sürede sonuç verir?


– Bu konuda net ve spesifik bir bilgi vermek oldukça zordur. Fakat ortalama 2 ila 12 hafta aralığında sitenizin gidişatını takip edebilirsiniz. Arama motoru optimizasyonu pek çok farklı etkene bağlıdır ve geliştireceğiniz yöntemlerle ilerler. Dolayısıyla sonuçlar da herkes için değişken olacaktır. Zaman aralığını anlayabilmek için sıkça sayfa analizlerinizi incelemelisiniz.


3) Aynı ürün açıklamalarını farklı yerlerde kullanmak kopya içerik midir?


– Ürün açıklamalarınızı tekrar etmek sıkça yaşanan bir durumdur ve belli bir ürün üzerinde çalışıyorsanız normal de bir durumdur. Her ürüne özel içerik üretmek mutlaka zorluk yaşatacaktır. Ya da ürünün özellikleri farklı içerik hazırlamanızı güç hale getirecektir. Ancak bu durum SEO konusunda olumsuz sonuçlar doğurmamaktadır. Zira bu şekilde ilerlediği halde yükselişe geçen pek çok site vardır. Yine de her ürüne farklı açıklama hazırlamak sizin rekabette öne geçmenizi sağlar.


4) Alan adının da anahtar kelime içermesi gerekir mi?


– Bu konuda içiniz rahat davranabilirsiniz. Çünkü alan adı seçiminde anahtar kelime kullanımı elzem değildir. Anahtar kelimeleri barındırmayan alan adlarını da seçebilirsiniz. Fakat markanız anahtar kelimelerden oluşuyorsa bu kelimeleri tercih etmeniz markanızın intibası açısından gereklidir.


SEO İle İlgili Sıkça Sorulan Sorular hakkındaki yazımız için siz ne düşünüyorsunuz ? Yorum olarak bizimle paylaşabilirsiniz. Diğer yazılarımız için tıklayın.


Paylaşmayı Unutmayın;


SEO İle İlgili Sıkça Sorulan Sorular