28 Şubat 2018 Çarşamba

Mobil Ödeme Hızla Artıyor.

VoucherCodes.co.uk ve Centre for Retail Research (CRR) tarafından yapılan araştırmaya göre, 2017 yılında Avrupa’da gerçekleşecen online alışverişlerin dörtte birinden fazlası (%27), mobil cihazlardan gerçekleşecek.


İngilizler mobil alışverişi çok sevdi


Bu yükseliş trendinde itici gücün ise İngiltere olacağı anlaşılıyor. 2017’de İngiliz kullanıcıların %40’ının online alışverişlerini mobil cihazlardan yapması beklenirken mobil cihazlardan yapılacak alışverişin maddi boyutu 33 milyar dolara yükselecek.


İngilizleri, 30 milyar dolarla Almanlar, onları da 14 milyar dolarla Fransızlar takip ediyor.


2016 boyunca, Avrupa’daki online alışverişin ortalama değeri 55 dolardı. 2017 ise bu rakamın 56 dolara çıkması bekleniyor. İngiltere özelinde ise 2016’daki 51 dolarlık ortalam alışveriş miktarının 2017’de 69 dolara yükseleceği tahmin ediliyor.



Mobil Ödeme Hızla Artıyor.

27 Şubat 2018 Salı

Yandex, Türkiye’deki 2. Yılını Kutladı

Yandex.Türkiye, 20 Eylül’de, SuAda’da düzenlediği ve Türkiye internet sektörünün önde gelen temsilcileri ile basın mensuplarını ağırladığı davette, faaliyete geçişinin ikinci yıldönümünü kutladı.


Yandex’in “Adalar” adlı yenilikçi olma hedefindeki arama platformunun da tanıtıldığı etkinlikte; Türkiye’de ve dünyada bir ilk olarak hedef kitlelerine arama sonuçları sayfası üzerinden hızlı çözümler sunmaya başlayan şirketlerin örnekleri de davetlilerle paylaşıldı.


Etkinliğe ev sahibi olarak Yandex’in Kurucusu ve CEO’su Arkady Volozh ile Yandex.Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ’ın yanı sıra tüm Yandex.Türkiye ekibi de katıldı.



Yandex, Türkiye’deki 2. Yılını Kutladı

26 Şubat 2018 Pazartesi

E-İmzada Yeni Kullanım Alanları

2016 yılından itibaren farklı illerde dağıtılmaya başlanan yeni çipli kimlik kartları e-dönüşüm sürecinde de önemli bir dönüm noktası. Yakın zamanda bütün illerde yaygınlaşacak çipli kartları ve Türkiye’nin e-dönüşüm sürecini E-Güven Genel Müdürü Can Orhun ile konuştuk. 


 


Kimliklere eklenecek e-imza günlük hayatta ne gibi kolaylıklar sağlayacak?




E-Güven Genel Müdürü Can Orhun



E-dönüşüm kapsamı içerisinde yer alan birçok uygulama ile iş süreçleri hızlanırken, zaman ve maliyetten önemli oranda tasarruf etmek mümkün. Çipli kimlik kartları ile e-devlet kapsamında sunulan hizmetlere, internetin bulunduğu her yerden kimlik kartı ile erişilebilecek. Uzun vadede isteğe bağlı olarak kimliklerin içerisine dahil edilebilecek olan e-imza, bireysel e-imza kullanımını daha fazla yaygınlaştıracak. Yeni çipli kimliklerle vatandaşlar; bankacılık, noter, okul, emniyet ve tapu işlemlerinin yanı sıra sağlık ve sigorta işlemlerinde de güvenli doğrulama işlemi yapabilecek. Çipli kimlik ve entegre e-imzanın en önemli faydalarından biri de kamu hizmetlerindeki bürokrasiyi azaltacak. Denetim yapılması ve usulsüzlüklerin önüne geçilmesi sağlanıp, mali kayıpların da önüne geçilecek. Biz de çipli kimlik kartları ile uzaktan kimlik doğrulaması yapan ilk kurum olarak, dijital dönüşüm süreçlerine katma değer yaratmaya devam edeceğiz.


E-İMZA’DA 7 KATMANLI GÜVENLİK SİSTEMİ KULLANILIYOR


E-imza ile birlikte güvenlik riski söz konusu mu? Buna karşın nasıl önlemler alınmalı?


E-imza yasasının çıkarılması ve ardından getirilen düzenlemelerle Türkiye bu alanda diğer ülkeleri yakalamak için önemli bir adım attı. E-GÜVEN’in 7 ayrı katmandan oluşan güvenlik sistemine sahip e-imza hizmeti ile tüm sistemler üzerinden güvenli işlem gerçekleştirilebiliyor. E-GÜVEN’de kişiye ait bilgilerin yer aldığı elektronik sertifikalara ait gizli anahtarlar, kullanıcılara verdiğimiz yüksek güvenliğe sahip cihazının içinde üretiliyor. Bu sayede kullanıcı bilgileri hiçbir zaman dışarıya çıkmıyor. Yine E-GÜVEN’de bu tokenlar ISO/IEC 15408 (-1, -2, -3)’e göre en az EAL4+ seviyesinde bulunuyor. Bugün çalışmalarımızı, ETSI gibi Avrupa’nın ve dünyanın ileri gelen standart kuruluşlarının belirlediği kriterler doğrultusunda gerçekleştiriyoruz.


E-imzanın kullanım alanlarının hangi alanlarda artması öngörülüyor?


Son birkaç yıl içerisinde hayata geçirilen KEP, e-fatura, e-defter gibi projeler, e-imza’nın kullanım alanlarını büyük oranda artırdı. Dünyaya baktığımız zaman ABD, Güney Kore, Çin, Japonya ve Avrupa’nın pek çok ülkesinde artan oranlarda e-imza kullandığını görebiliyoruz. Ayrıca çevre kirliliğinin arttığı ve kaynakların giderek tükendiği günümüzde çevreci çözümler yaratan ürünlerin sayısını artırmak ve mevcut ürünleri geliştirmek  önemli. Günümüzde mobile olan yönelimin artmasıyla dijital dönüşümün etkin bir parçası olarak hem mobil hem de diğer platformlarda kullanılabilecek yeni ürünlerimizin çalışmalarını sürdürüyoruz.


E-imza sağlayıcısı kurumların e-dönüşüm sürecindeki rolü nedir?


Türkiye’nin ilk ESHS’si olarak e-imzanın getirdiği pek çok avantajın yaygın olarak kullanılmasını, hem bireylerde hem de kurumlarda yerleşmesini sağlamaya çalışıyoruz. Bunu yaparken kurumların ve bireylerin zamanlarını etkin yönetebilmelerini, güvenlik ihtiyaçlarını karşılayabilmelerini, kolay ve etkin iş süreçleri kurgulayabilmelerini, günümüzün iş yapış modellerini ileri taşıyabilmelerini hedefliyoruz ve bu sayede e-dönüşüme katkı sağlıyoruz.


Sunduğumuz, E-İmza, Mobil İmza gibi temel ürünler,  İmzala–Gönder, Belgepro gibi Web tabanlı&lokal kurulumlu ürünler, EBİmza, PdfSigner gibi masa üstü çözümler ve JetOnay, Pikzum gibi mobil uygulamalarla kurumların ve bireylerin daha mobil olmalarını sağlıyoruz. Zaman damgası ürünü ile belgelerin oluşturulma zamanına hukuksal geçerlilik kazandırıyoruz. Yazılım çözümleriyle de kurumlara elektronik dönüşüme yönelik projeler kurguluyor ve danışmanlık yapıyoruz. Özel şirketlere ve meslek kuruluşlarına hem kamu alanında hem de kurum içi projeler kapsamında özel ürünler geliştirerek e-dönüşüme katkı sağlayarak, Türkiye’nin dijital dönüşümüne öncülük ediyoruz.


Atilla MEDE



E-İmzada Yeni Kullanım Alanları

Dünya eticaret devi mart ayında Türkiye"de

Mart ayı sonunda büyük bir lansmanla Türkiye’ye girmeye hazırlanan Amazon, diğer e-ticaret sitelerinden yüzde 10 daha az komisyon oranıyla satışlara başlayacağı belirtildi. Toptancı ve satıcılara “hazır olun” mesajı veren Amazon’un mart ayı sonu itibarıyla Türkiye’de test satışlarına başlayacağı belirtildi.


ABD’li e-Ticaret devi Amazon’un Türkiye’ye girişi tarihi belli oldu. Toptancı ve satıcılara “hazır olun” mesajı veren Amazon’un mart ayı sonu itibarıyla Türkiye’de test satışlarına başlayacağı belirtildi. Amazon’un Türkiye piyasasına ortalamanın altında bir komisyon oranıyla girmesi beklenirken e-ticaretten perakende sektörüne kadar tüm alanlarda kartlar yeniden karılacak.


eBay’in Gittigidiyor’u satın almasının ardından Amazon’un da Türkiye’ye yönelik bir hamle yapması bekleniyordu. Türkiye gazetesinin haberine göre, geçtiğimiz yıl bu yönde ilk adımını atan Amazon şirket kurduğunu ilan etmişti.


Lüksemburg merkezli Amazon Europe Core Sari’ye bağlı olarak faaliyet gösteren Amazon Turkey Services’in hiç beklemeden Türkiye’de toptancı ve satıcılarla irtibata geçtiği öğrenildi. Türkiye ekibiyle komisyon oranlarından ürün yelpazesine kadar pazar araştırması yapan firma, büyük tedarikçilerle de bir araya gelerek beklentilerini dinledi. Amazon’un en çok sorduğu soru ise “ne kadar komisyon ödüyorsunuz” oldu. Komisyon oranlarının ortalama yüzde 15’lerde olduğu sektöre Amazon’un ortalama yüzde 10 komisyon oranı ile gireceği konuşulanlar arasında.


KENDİ ADIYLA GİRECEK


Girdiği ülkelere o ülkenin en büyük e-ticaret platformunu satın alan Amazon’un Türkiye’de de Hepsiburada’yı satın alacağı iddia edilmişti. Hepsiburada daha önce yaptığı açıklama ile iddiaları yalanlarken, gelen haberler de o yönde. Gelen haberlere göre firmanın amazon.com.tr adıyla faaliyet göstereceği belirtiliyor. Amazon’un Türkiye’deki faaliyetlerine ise mart ayı sonunda büyük bir lansmanla başlaması bekleniyor. Toptancı ve satıcılara “Mart ayı için hazırlık” olun çağrısı yapan firmanın belirli ürün kategorisinde test satışlarına başlayacağı bildirildi. Ayrıca Lüksemburg ekibinin önümüzdeki hafta Türkiye’ye gelerek büyük firmalarla görüşmeler gerçekleştireceği öğrenildi.


KENDİ KARGO ŞİRKETİNİ KURDU


Türkiye’deki tüm hazırlıklarının tamamlayan Amazon müşterilerinin satın aldığı ürünleri üreticiden alıp tüketiciye ulaştıracak kendi kargo şirketini kuruyor. Shipping with Amazon ismini alacak olan kargo şirketi ilk aşamada Amazon müşterilerine daha avantajlı fiyatlarla kargo seçeneği sunacak. Böylece bir alışverişte hem alışveriş komisyonundan hem de kargo ücretinden kazanç sağlayacak olan Amazon aynı zamanda rakip kargo şirketlerinin de Amazon siparişlerinden elde ettiği kazancı keserek kargo şirketlerine ağır bir darbe vurmuş olacak. Amazon’un ikinci aşamada ise kargo şirketini tüm diğer kargo işlemlerine açması bekleniyor. Böylece Shipping with Amazon, UPS veya FedEx gibi dünya çapında dev bir kargo şirketine dönüşecek.


SAHİBİ DÜNYANIN EN ZENGİN ADAMI


Amazon’un kurucusu Jeff Bezos, servetini 2017 yılında 99 milyar dolara çıkararak dünyanın en zengin kişisi unvanını Bill Gates’ten almıştı. Amazon hisseleri, tarihinde ilk defa bin 500 doları aşarken Bezos’un serveti de 124 milyar dolara ulaştı.


E-TİCARET FİRMALARINI KORKU SARDI


Amazon’un sektörü büyüteceğini belirten sektör temsilcileri, diğer yandan sektörde esecek sert rüzgârlara karşı şimdiden hazırlıklara başladı. Sektörün en büyük oyuncularından biri olan Gittigidiyor, mağazalarında uyguladığı 2 bin 500 ürün sınırını 10 bine çıkardı. Böylece Gittigidiyor’da satış yapan dükkân sahipleri aylık 450 lira kira bedeliyle 2.500 ürün değil 10 bin ürün satabilecek. n11.com da daha kaliteli ürün satabilmek adına mükerrer hesapları bir bir kapatıyor. Bu konuda dükkân sahipleriyle irtibata geçen n11.com, ürün sayısını ise 5 bin ile sınırlandırdı. n11.com ürün fotoğrafları ve görselleri konusunda da artık daha katı kurallar uygulayacak. Düşük çözünürlüklü görseller konusunda dükkân sahiplerine şimdiden uyarılar gönderilmeye başlandı.


PlatinMarket Amazon Entegrasyonu ile ürünleriniz kısa süre içinde amazon.com.tr de yer alacak.



Dünya eticaret devi mart ayında Türkiye"de

E-Ticaret mobil ile daha fazla ivme kazanıyor.

iphone


Son yıllarda mobil kullanıcıların artması ve PC satışlarının azalması e-ticaret sitelerinin gözünü mobile çevirmesine neden oldu. Mobil cihazlar her ne kadar büyük programlar için yeterli performansı sağlamasa da, günlük kullanım için herkesin tercihi oluyor. Netbook üretimi durdu, ultrabook üretimi istenilen seviyeye ulaşamadı ve bunun yanı sıra mobil cihazlar yani akıllı telefon ve tablet satışları her geçen gün daha da büyüyor. Bu gelişmeleri yeni bir e-ticaret sitesi kurmak isteyenler nasıl yorumlamalı? Sanırım planlamamızda en etkili soru yada sorun bu olmalı. Peki neden önemli bu mobil siteler birlikte inceleyelim;


  • Mobil cihazların sürekli artması ve insanların ilgisini çekmesi

  • 7/24 kullanabilme imkanı

  • Sosyal ağlara girenlerin çoğu mobilden cihazdan girmesi (eticarete sosyal ağların katkısı tartışılmaz)

  • Kazancı bulunan kişilerde mobil cihazların olması (bu alışveriş potansiyeli olan kullanıcıları gösterir)

  • Tamamen kişisel cihaz olması

  • Mail ve telefonla müşterinize aynı cihazdan ulaşma imkanı

  • Bankaların mobil şubeleri

  • Gelecekte cep operatörleri ile ödeme seçeneğinin olma imkanı (vodafone’nun bu konuda ki çalışmalarını anlatmıştık)

Yukarıda ki saydığımız maddelerden dolayı e-ticaretin geleceğinin mobilde olduğunu söyleyebiliriz. E-ticaret sitenizin mobil desteği kesinlikle olmalıdır. Bunu iki türlü yapabilirsiniz.


  1. Mobil desteği olan e-ticaret siteleri

  2. Responsive tasarım desteği olan e-ticaret sitesi

  3. Mobil cihazlara uygulama yazarak

Bu 3 seçenekten en çok kullanılanı birinci seçenektir. Responsive tasarım ise sürekli yükselen bir e-ticaret sistemi olarak göze çarpıyor. Kişisel olarak ben responsive tasarıma çok önem veriyorum. Uygulama mağazasından uygulamanızı indirip kullanılmasını sğlamak zor olacaktır. Bunun için büyük bir müşteri kitlesine sahip olmanız gerekmektedir. Uygulamayı mobil cihazlara yüklenmesi size fayda sağlayabilir ama dediğim gibi müşterileri bu yöne çekebilmek gerçekten zor. Mobil uygulama yapmanız sitenizin responsive tasarım olmasına engel olmayacaktır.


Yazımızı öneri ile bitirelim: Bu yıl e-ticaret’e atılacaklar kesinlikle mobil desteğinin olmasını yada mobile uygun tasarımın olmasını akıllarından çıkarmamalı.



E-Ticaret mobil ile daha fazla ivme kazanıyor.

25 Şubat 2018 Pazar

Türkiye"de ofisi olmayan yabancı e-ticaret şirketleri mercek altında

Maliye Bakanı Naci Ağbal, elektronik ticaret (e-ticaret) yapan uluslararası firmalar nezdinde vergi incelemeleri yaptıklarını belirterek, “Türkiye’de kazanılan ve vergisi ödenmeyen tutarlarla ilgili muhataplara gerekli tebligatlar yapıldı.” dedi.


Ağbal, AA muhabirine, uluslararası faaliyet gösteren e-ticaret firmalarının vergilendirilmesi konusuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.


E-ticaret uygulamalarının son 20 yıldır hızla yaygınlaştığına işaret eden Ağbal, küresel ticaretin belli bir oranının elektronik ortamda yürütüldüğünü, bunun önümüzdeki yıllarda daha da artacağını söyledi.


Türkiye’nin de bu fırsatı iyi kullanması gerektiğini belirten Ağbal, ülke olarak sınırları aşan ve rekabette avantajlı konuma getiren uygulamalara çok fazla sahip çıkılması gerektiğini vurguladı. Ağbal, şu değerlendirmelerde bulundu:


“Ülke olarak bu ticaretin üzerinden Türkiye’nin üretim gücünü kullanıp, ihracatı, ticaret imkanlarımızı nasıl geliştiririz diye bakmamız lazım. İkinci olarak da küresel rekabet içerisinde, rekabeti belirleyen önemli faktörlerden biri de vergi rejimi. Nerede ticaret yaparsanız yapın vergi ödemeniz gerekiyor. O zaman ‘bu vergiyi kim ödeyecek, nerede ödenecek’ tartışması gündeme geliyor. Bugün küresel ticaretin vergilenmesi konusunda uluslararası düzeyde herkesin üzerinde mutabık kaldığı bir modeli henüz yakalayabilmiş değiliz. Mevcut durumda vergileme hakkı bizde olmalıdır diyen birtakım ülkeler var. ABD de bunun başını çekiyor. Küresel vergileme sistemi bakımından kazanç nerede elde ediliyorsa, aslında orada vergilemenin yapılması prensibi daha hakkaniyete uygun bir çözüm fakat mevcut durumda bazı ülkeler özellikle bundan kaçınıyorlar. Burada belki en fazla gayret gösteren, bu konu üzerinde çalışan platform OECD. ”


Ağbal, OECD düzeyinde ülkelerin talepleri olduğunu ancak gelinen noktada bir sonucun bulunmadığını anlatarak, bu konuda uluslararası düzeyde bir mutabakatın sağlanması gerektiğini söyledi.


“Ülkede kim para kazanıyorsa, vergisini ödemeli”


Maliye Bakanlığı olarak da ilk andan itibaren ‘ülkede kim para kazanıyorsa, vergisini ödemeli’ prensibiyle haraket ettiklerini dile getiren Ağbal, bu kapsamda Türkiye’de sanal ortamda ticaret yapan uluslararası e-ticaret firmalarının vergilendirilmesi konusunda hukuki değerlendirme ve teknik çalışmalar yaptıklarını kaydetti.


Ağbal, Türkiye’nin bir çok ülke ile çifte vergilendirmenin önlenmesi anlaşmalarının da bulunduğuna dikkati çekerek, “OECD’nin bir model anlaşması var ona uygun olarak yapılıyor. Oradaki en kritik kavram iş yeri, iş yerinin nerede olduğu. İş yeri deyince biz bir büro arıyoruz halbuki sanal ticaret buna uymuyor, bir büro yok ortada. Öyle ya da böyle Türkiye’de bu işi yapanlar, bir şekilde araya bir daimi temsilci koyuyor.” ifadelerini kullandı.


“Muhataplara gerekli tebligatları yaptık”


Ağbal, Bakanlık olarak, iş yeri ülkede olmasa bile, ülkede ticari faaliyet yürüten, para kazanan ve bu işini de bir şekilde aracılar vasıtasıyla yapan firmalar bakımından vergileme hakkının Türkiye’de olduğuna inandıklarını belirten Ağbal, bu konuda bugüne kadar bu işi yürüten firmalar nezdinde vergi incelemeleri yaptıklarını söyledi.


Vergi incelemeleri sonucunda Türkiye’de kazanılan ve vergisi ödenmeyen tutarlarla ilgili muhataplara gerekli tebligatları yaptıklarını bildiren Ağbal, şunları kaydetti:


“Bir kısmı gelip, bunu anlaşarak ödemek istedi, bir kısmı da dava etti. Bu konuda gerek hukuki değerlendirmelerimizi yapmış bulunuyoruz. Vergisini kendiliğinden ödemek isteyemeyenlere karşı da gerekli vergi denetim mekanizmalarını kullanıyoruz. Bir grup şirket Türkiye’nin bu konudaki tavrını gördüğü için Türkiye’de ofis kurdu, mükellef oldu ve vergisini ödüyor ama ısrarla ‘Türkiyede ticari faaliyet yapmıyoruz, ofisimiz yok’ diyenlere karşı da gerekli raporları yazdık, bunları takip ediyoruz. O firmalar da Maliye idaresindeki arkadaşlarımızla görüşüyorlar. Bir ara bana da geldiler, kendilerine çok açık ve net söyledik, uluslararası vergilendirme kurallarına göre vergilerini burada da ödemek durumundalar.”



Türkiye"de ofisi olmayan yabancı e-ticaret şirketleri mercek altında

24 Şubat 2018 Cumartesi

E-Ticarette Mobil Uyumun Önemi (infografik)

E-Ticarette Mobil Uyumun Önemi 


Sitenize mobil bir cihazdan bakan bir kullanıcı düşünün. Bu kullanıcı sayfanızı kolayca okuyarak aradığı bilgileri bulabiliyor mu, yoksa sayfanın kullanımı çok mu zor?


Bir sayfanın masaüstü sürümünün mobil bir cihazdan görüntülenmesi ve kullanılması zor olabilir. Kullanıcının, mobil uyumlu olmayan sürümü okuyabilmek için sıkıştırma veya yakınlaştırma yapması gerekebilir.


Kullanıcılar bunu moral bozucu bir deneyim olarak görür ve büyük olasılıkla siteden çıkarlar. Alternatif olarak, mobil uyumlu sürüm kolayca okunabilir ve hemen kullanılabilir.


PlatinMarket olarak hazırladığımız infografiği inceleyebilirsiniz.


3078d363-2557-4518-bf08-06f31231cbe0



E-Ticarette Mobil Uyumun Önemi (infografik)

23 Şubat 2018 Cuma

E-Ticaret'te Artık İyi Olan Kazanacak.


Fatih BALKAN - PlatinBOX Genel Müdürü

Fatih BALKAN - PlatinBOX Genel Müdürü


Bu yazımda e-ticaret sektörünün dününü ve geldiği noktada davranış biçimlerimizin nasıl olması gerektiğinden kısaca bahsedeceğim.



Öncelikle son 15 yıla baktığımızda e-ticaret’te ciddi dönemler ve kırılmalar yaşandı.


Hepimiz bu kırılmalar ve değişimlerden üzerimize düşen dersi çıkartmalıyız.


Bildiğiniz üzere tarih tekerrürden ibarettir. Seneryo ve oyuncular değişsede ana tema değişmeyecektir.


Umarım aşağıdaki yazı size yararlı olur.


 


Bu kırılmaları aşağıdaki gibi sınıflandırabiliriz.


  • 1998-2002 : E-ticaret giriş yılları ve büyük firmaların tekelciliği

  • 2002-2006 : Kolay e-ticaret ve iştah kabartan pazar payı

  • 2006-2008 : Tedarikçilerin çoğalması

  • 2008-2010 : Ödeme araçlarının çoğalması ve sosyal medya

  • 2010-2012 : Yeni modeller ile devler sahnede

  • 2012-2014 : Akıllı adımlar ve iyi girişimler


1998-2002 : Hoş Geldin E-Ticaret;


1998 – 2002 yılları arasında Türkiye’de ciddi internet gelişimi için adımlar atılıyor, Bu yılların sonlarına doğru ADSL kullanımı oldukça hızlı bir şekilde artmaya başlıyordu. Online olan kullanıcı sayılarında ciddi artışlar yaşandı. Bu süreçte hepsiburada.com,weblebi.com gibi B2C ve son dönemlerinde ise C2C konseptinde gittigidiyor.c0m un sektöre girişini görüyoruz. Bu bönemlerde B2C lerin kurulması ciddi maliyet ve çaba gerektiriyordu. e-ticaret yazılım altyapısı,ödeme, güvenlik,lojistik gibi bir çok alana yabancı olan Türkiye’de sanal pos almak bile inanılmaz meşakatli ve yorucu bir iş iken, lojistik altyapısını sağlama, tedarikçiliği varın siz düşünün.


Bu dönemlerde B2C ile sektöre girmek için ciddi maddi kaynak ve insan kaynağı ayırmak gerekliydi. Bu gibi imkansızlıklar yüzünden 2002 yılının sonuna kadar sektörde sadece büyük oyuncuları görebiliyoruz.


 


2002-2006 Kolay e-ticaret ve iştah kabartan pazar payı;


Bu dönem sektörün en kolay olduğu ve dev markaların yaratıldığı önemli dönemlerdendir. 2002 ile 2006 yılları arasında Türkiye’de ADSL nin oturması ile beraber interneti tanıyan bir nesil oluştu. Bu nesil internetin tüm kolaylıklarından yararlanmak istiyordu. Pazarda e-ticaret sitesi açanlar kısa sürede marka oluyor ve hızla büyüyordu. PlatinMarket gibi e-ticaret paketi üreten şirketler ürünlerini piyasaya birer birer sürerken e-ticaret ciddi maliyetli bir iş olmaktan çıkıyordu. Kurumlar e-ticaret için personel ve teknik altyapı sorunları ile zaman kaybetmiyor, bu işlemleri bizim gibi şirketlere devrediyorlardı. Bu dönem öyle bir dönemdi ki sektörde yapılan ciddi hatalar ve yanlışlar bile kabul edilebiliyordu. Sektör arkasına bakmadan hızla büyüyordu. Ancak hatalı projeler için kötü günler ileride onları bekleyecekti.


 


2006-2008 Tedarikçilerin çoğalması;


Bu döneme kadar sanal mağaza sahipleri büyük ölçüde ürünlerini kendi stoklarından veya toplancıların stoklarından  tek tek sitelere ekliyor ve ciddi operasyon gücü harcıyorlardı. Kur farkları stok değişkenleri e-ticaret’te mutsuz bir alıcı kitlesi oluşturmaya başlıyordu. Sipariş ettiğiniz ürünlerin teslimat süreleri ciddi zaman alabiliyor. Kitap gibi bir sipariş verdiyseniz teslimatı 15-20 günü bulabiliyordu. Bu süreç hem toptancıları hemde sanal mağaza sahiplerini zor durumda bırakıyordu. Çok az sayıda olan ve genelde bilişimcilerin elinde olan XML tedariği altyapıları bir çok sektöre yayılmaya başlıyordu. Artık sanal mağaza kurup bir günde binlerce ürünü siteden satmaya başlayabiliyordunuz. Müşterilerinizde elinizde bulunan stokları anlık olarak görebiliyor ve daha sonra bir sürpriz ile karşılaşmıyordu.


 


2008-2010 Sosyal medya ve Ödeme Araçlarının çoğalması;


Bu dönemde e-ticaret yine hızla yükseliyordu. Ancak rekabet artmaya başladığı için elde müşterileri tutmak için bişeyler yapmak gerekiyordu. Tamda o sırada sosyal medya patlama yaratmaya başladı. Artık müşterilerine firmalar sosyal medyadan ulaşarak sadakatlarını arttırmaya çalışyordu. Çeşitli sosyal medya kampanyaları ve viral reklamlar ile sektörde ciddi ayrışmalar yaşanmaya başladı. İlk kutuplaşma bu yıllarda oluştu. Sanal mağazalar bir domainden ibaretken artık markalaşmaya başladılar. Hatta bazı sanal mağazalar markalaşıp fiziksel mağazalar açmaya başladı. Tabi bu dönemde ikinci büyük devrim sanal pos ve ödeme altyapılarında yaşanmaya başladı. Çeşitli sanal pos hizmeti ve mobil ödeme hizmeti veren siteler bu dönemde boy göstermeye başladı. (odeme.com.tr,paydesk.net…) Sanal pos alamayan bir çok kullanıcı bu yöntemleri sevinçle karşıladı ve ciddi oranda hacimlerini arttırdı. Tabi uyanıklar yine bu döenmdede karşımıza çıktı. mobil ödeme ve diğer ödeme hizmeti veren şirketlerden parça kontör,sanal işlem satışı gibi işler ile bu şirketleri zor durumda bıraktı. Bu olaylar bankaları rahatsız etmeye başlamıştı. Bankalar pazar payını kaptırmak istemiyorlardu ve kontrolde elinde bulunsun istiyordu.Sanal pos operasyonlarında bir kolaylaştırmaya gittiler. Ve bu süreçte sanal pos almak bir nebzede olsa kolaylaştı. Tabi ödeme altyapısı sağlayan ilk şirketler çeşitli mevzuat eksikliklerinden dolayı ve sahtekarlıklardan dolayı kapanmak zorunda kaldı. Bu sahtekarlıklar bankalarıda 3D secure sistemini aktif etmek zorunda bıraktı.


 


2010-2012 Yeni modeller ile devler sahnede;


Bu dönemde ciddi kırılmaların yaşandığı bir dönemdir. İlk defa e-ticaret sitelerinin reklamları televizyonlarda görülmeye başlanmıştır. Büyük hisse alımları ve yeni e-ticaret yatırımları ile adından söz ettiren bir dönemdir.


ilk olarak yeni e-ticaret modelleri sektörde çıkmıştır. En düşük teklifi verin kazanın, tek ürün satışı,hergün yeni bir ürün satışı derken olay firsat sitelerine ve özel alışveriş kuluplerine dönmüştür. Bizim bahsedeceğimiz en önemli konu fırsat siteleri ve özel alışveriş kulupleridir.


ilk olarak  hergün yeni bir ürün ve özel fiyatlı bir ürün satan siteler türemiştir. Bu gibi siteler insanları sitenin başına kitliyor ve kullanıcılara ciddi indirimli ürünleri alma imkanı sağlıyordu. Ve çılgınlığın ilk tohumları bu gibi sitelerde atıldı.


Sonra sektöre fırsat siteleri girerek hergün farklı farklı hizmetleride indirimli alma imkanı sağlıyordu. İlk defa neredeyse fiziksel bir ürünün dışında bu tarz hizmetler satılmaya başlanmıştı. Ve inanılmaz bir şekilde benimsendi. Hatta mantar gibi fırsat siteleri çoğaldı. Sonra tabiki iyi olmayanlar balon sönünce bir bir gittiler.


Ancak büyük para sahipleri insanları can evinden vurmayı başardı. “Giyim”  anahtar kelimeydi. Hergün insan indirimli suşi yemiyordu. Veya hergün büyükada’da bir tatil yapmıyordu, ama her zaman giyim alıyordu. Üstelik bayanların tamda menzilindeydi. İlk özel alışveriş siteleri açıdıgında sabahları 08:00 da kalkıp yeni açılan butiklerdeki ürünleri almak için birbiri ile yarışan bayanlar oluşmaya başladı. Bu pazarlama stratejisi ile birer birer yeni özel alışveriş siteleri açılmaya başladı. Büyük markalar içinde bu bulunmaz bir fırsattı outlet magazalarında satmak için aylarca ugrastıkları seri sonu ve bedenleri olmayan ürünleri 1 günde satıyorlardı. Ne gönderirlerse gidiyordu. İnsanlar için ürünün kaliteli bir marka olması ve ucuz olması yeterli bir sebebti.


ilk olarak her iki tarafta çok beğendi bu sistemi. Ürün tedariği sağlayan bazı şirketler aracı kurumu aradan çıkartmak adına kendi sitelerini açmaya başladı. İşte o zaman yine mantar gibi özel alışveriş siteleri çoğalmaya başladı. Üstelik insanlar artık hergün ayni kampanyalardan dolayı giyimlerdende sıkılmaya başladı. Özel alışveriş kulupleri yine bir evrim geçirerek sadece tekstil değil, ev eşyaları, hediyelik gibi bir çok ürün satışına başlayarak ürün yelpazelerini genişletti.  Tabi her kategoride dikey özel alışveriş sitesi açıldı. Ancak birçoğu kapanmaktan kaçamadı ve siz bu yaıyı okurken hala kapanmaya devam ediyor olacak.


 


2012-2014 akıllı adımlar ve iyi girişimler;


İçinde bulunduğumuz bu dönem devletinde e-ticaret mevzuatına verdiği önem ile daha farklı bir boyut kazanıyor. Mesafeli sözleşmeler, bilgi güvenliği, kişisel bilgilerin kullanımı, e-fatura, e-imza gibi bir çok unsur hayatımıza daha fazla yer alacak. Müşteri bilgileri kullanımı ve reklam gönderimi bile daha titiz olunması gereken bir hal olacak.


Ayrıca artık e-ticaret’te başarılı olmak istiyorsanız “niş” sektörlerde faaliyet göstermeniz çok önemlidir. Örneğin hepsiburada.com’a rakip olmayın. hepsiburada.com’un sadece bir kategorisi hatta alt kategorisine odaklanın o kategoride mücadele edin. Daha az zaman ve kaynak ile bunu daha rahat yapabilirsiniz.


Farklı dikeylerde birden fazla sanal mağaza açarak başarıyı yakalama şansınız artacaktır.


Mümkünse danışmanlık alın, sektörü ve altyapıyı iyi inceleyin. PlatinMarket olarak bizler hem danışmanlıgı hemde altyapıyı bir arada sağlıyoruz. Sizi bu e-ticaret deryasında yanlız bırakmıyoruz.


 




E-Ticaret"te Artık İyi Olan Kazanacak.

22 Şubat 2018 Perşembe

3 kişiden 1'i e-ticaret ile alışveriş yaptı.

wpdevshed-ecommerceİnternet kullananlar arasında geçen yıl yüzde 24.1 olan e-ticaret ile yapma oranı son 3 ayda yüzde 30.8’e yükseldi. 2015 yılı programındaki bilgilere göre Türkiye’de 12 milyon 750 bin sabit telefon, 72 milyon mobil telefon ve 1 milyon 120 bin kablo TV abonesi bulunuyor.


Geçen yıl sonu itibari ile bilgi teknolojileri pazarının yüzde 61’ini telekominikasyon %39’unu bilgi teknolojileri sektörü oluşturdu. Pazar içinde en büyük payı donanım, paket yazılım ve hizmetlerin alt sektörleri aldı.


2013 yılı sonu itibari ile donanım pazarı büyüklüğü 8,46 milyar dolar yazılım pazarının büyüklüğü 730 milyon dolar, hizmetler pazarının büyüklüğü 1,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.


Türkiyede gerçekleşen e-ticaret hacmi son yıllarda önemli artış gösterdi.2013 yılında internetten kartlar aracılığı ile 34,6 milyar lira alışveriş yapılırken bu yılın ağustos ayı itibari ile internetten kartlarla alışveriş tutarı 27,7 milyar liraya ulaştı.




3 kişiden 1"i e-ticaret ile alışveriş yaptı.

Robot kurye ilk kargosunu teslim etti.

Lazer radar ve kamera donanımına sahip insansız kara aracı robot kurye, ilk kargosunu başkent Pekin’deki bir üniversiteye başarıyla götürdü.


Çin’de bir e-ticaret firması, geliştirdiği insansız kara aracı robot kurye ile kargo taşımacılığı hizmeti vermeye başladı.


Şinhua ajansının haberine göre, merkezi ülkenin başkenti Pekin’de bulunan e-ticaret firması Jindong, robot kurye ile ilk kargoyu kentin Haydien bölgesindeki Renmin Üniversitesine gönderdi.


Saatte 3-4 kilometre hızla ürünü alıcı adresine götüren robot kurye, tek seferde yaklaşık 50 kilogram kargo taşıyabiliyor. Robot kurye olarak adlandırılan araçlar, lazer radar ve kamera donanımına sahip. Bu sayede aracın, yoldaki engebeli yerlerden kaçınma ve trafik ışıklarını tanıma özelliği bulunuyor.


Robot kurye, kargonun gideceği adrese ulaşmak için en uygun rotayı takip ederek ürünü adrese ulaştırmadan 5 dakika önce alıcıya mesaj gönderiyor. Alıcı insansız araç içindeki ürünü yüz tanıma sistemi veya bir kod yardımıyla teslim alıyor.


E-ticaret firması Jindong, bu sene robot kurye filosunu 100’e çıkarmayı ve başkent Pekin, Şaanşi eyaletinin Şian, Cıciang eyaletinin Hangcou kentlerinde kullanmayı hedefliyor.



Robot kurye ilk kargosunu teslim etti.

21 Şubat 2018 Çarşamba

Markaların Senfonisi "Markafoni"

Stratejik İletişim ve Kariyer Danışmanı Duygu Eren Sabah.com.tr için Markafoni Kurucu Ortağı Tolga Tatari ile röpotaj gerçekleştirdi.


Garajda eticaret devri söylemini yitirirken, ülkemiz hala bu konuda çok açık ve doymamış bir pazar. Herkes pastadan pay almaya çalışırken bu işin aslında göründüğü kadar kolay olmadığını anlayanlar havlu atıyor. Birazdan hikayesini okuyacağınız marka bütün bunların arasında, açığı görerek giyim, aksesuar, spor malzemeleri ve kozmetik satan Türkiye’nin ilk özel alışveriş klubünü kurdu. Geçen seneki ciroları 95 milyon $. Bu başarı hikayesini, Markafoni’nin kurucu ortağı Tolga Tatari’den öğrenelim.Eğitiminiz ve özgeçmişiniz? Bu işe başlamadan önce iş hayatında tecrübeniz oldu mu, nerelerde çalıştınız?
Başarısız ve uzun bir eğitim hayatım oldu. Birkaç lise değiştirdim. 1996’da Bilkent’te başlayan üniversite eğitimimi 2005 yılında Bilgi Üniversitesi’nde tamamladım. 18 yaşıma bastığım günden itibaren hep kendi işimi yaptım. Önce Ankara’da bilgisayar parçaları satan ufak bir şirket kurdum. Üniversiteden atılıp İstanbul’a dönmek zorunda kalınca şirketi kapattım. 1998 yılında İstanbul’da konser organizasyonları yapan Hip Productions’ı kurdum. 4 sene sonra hisselerimi devrederek çıktım ve 2002 yılında ilk web projem olan evlilik.com’u kurdum. Aynı zamanda yazılım ve tasarım hizmetleri veren Akinon Design Studio adında bir şirket daha kurdum. 2005 yılında evlilik.com’u 40 bin dolar karşılığında bir e-ticaret şirketine sattık. 2008 yılına kadar Akinon ile yüzden fazla web tabanlı proje için yazılım ve arayüz tasarım hizmeti verdik. markafoni’nin başarıyı yakalamasının ardından Akinon’u bir yatırım şirketi haline getirip faaliyetlerini durdurduk. 2011 senesinde Akinon üzerinden yatırım yaptığımız 11 internet şirketi bulunmakta.

2008 yılında Türkiye’nin ilk özel alışveriş klübü olan markafoni’nin kurucuları arasında yer aldım. Şu anda markafoni.com’un yanı sıra markafoni grup şirketleri bünyesinde bulunan Türkiye’de markafonicity, Zizigo.com, MissPera.com, PayU ve ucuzu’nda, yurtdışında da Avustralya, Ukrayna, Yunanistan ve Polonya’daki özel alışveriş kulüplerinde hisselerim var.

Bu işe başlama fikri nereden geldi ve nasıl gelişti? Ne kadar sermayeyle ve nasıl bu işe başladınız?
Türkiye’de e-ticaret 2006 yılından itibaren yükselişe geçti. 2008 yılına gelindiğinde Türkiye’de başarılı e-ticaret siteleri vardı ancak tek bir özel alışveriş kulübü yoktu. Biz de yaptığımız pazar analizlerinden Türk e-ticaretinin Fransa’da ortaya çıkan ve dünyada hızla yayılan özel alışveriş kulübü modeline hazır olduğunu biliyorduk. Ortaklarım Ahmet Emre Sarı ve Sina Afra ile 2008 yılında markafoni’yi kurma kararı verdik. Giyim, aksesuar, kozmetik ve dekorasyon başta olmak üzere pek çok kategorideki seçkin markaları üyelerine özel avantajlı fiyatlarla sunmak üzere yola çıkan markafoni, tüketiciler tarafından kısa zamanda çok sevildi ve hızla büyüdü. İlk kampanyamızda 4 gözlük satmıştık, bugün ise ayda 500 kampanya gerçekleştiriyor ve yaklaşık 550 bin ürün satıyoruz.


Ekibinizi nasıl kurdunuz ve şu an kaç kişi çalışıyor?
E-ticaret girişiminin başarıya ulaşmasında doğru ekiple yola çıkmak önemli bir fark yaratıyor. Biz de markafoni olarak ekibimizi tutkulu, gerektiği zaman hayır diyebilen, kendi fikri olan ve konuyla ilgili, tecrübeli insanlardan seçtik. 4 kişiyle yola çıkılan markafoni’de şu an 500’den fazla uzman çalışıyor.


Markanızın ismi nereden geliyor?
markafoni ismini seçerken markaların senfonisinden yola çıktık ve bünyemizde pek çok farklı markanın bir araya gelerek uyum içinde bir güzellik yarattığını anlatmak için bu ismi seçtik. Ayrıca kolay telaffuz edilebilen, akılda kalan bir isim olması da bu tercihimizde etkili oldu.


İşe başlarken finansman veya rehberlik anlamında destek gördünüz mü?
markafoni’yi kurdugumuz zaman bir melek yatırımcıdan şirketin yüzde 15’i karşılığında 300 bin Euro yatırım aldık. İlk yatırımcılarımız Avrupa’nın en başarılı internet yatırımcılarının arasındaydı. Ayrıca benim ve ortaklarımın da internet ve e-ticaret konusunda hatrı sayılır bir bilgi birikimimiz vardı. İyi bir sinerji oluşturduk.


İşinizde sizin için dönüm noktası sayılabilecek bir zaman dilimi veya yardım eden kişi oldu mu?

2009’dan beri karlı bir şekilde işleyen markafoni’nin Mart 2010’da TechCrunch’ın Avrupa’nın en iyi 100 teknoloji şirketi listesine girmesi bizim için dönüm noktası oldu diyebiliriz. Hemen ardından , Skype ve Spotify gibi lider internet şirketlerine yatırım yapan Klaus Hommels’in de aralarında bulunduğu yabancı bir yatırım grubundan 11 milyon TL yatırım aldık. Bu yatırımı hizmet kalitemizi yükselterek yüzde 100 müşteri memnuniyeti sağlamak için kullandık. Temmuz 2011’de markafoni’nin hisselerinin yüzde 70’e yakınının 129 ülkede faaliyet gösteren Naspers’a bağlı MIH-Allegro tarafından satın alınması da markafoni’nin global bir marka olma sürecinin hızlanması açısından önemli bir gelişme oldu.


Şu an markanızın yönetimini nasıl yapıyorsunuz?
markafoni 2008 yılında kurulduğunda Türkiye’de tek bir özel alışveriş kulübü yoktu. Ancak şu an pazarda çok fazla oyuncu ve çok sıkı bir rekabet var. Kurulduğumuz günden bu yana sektörün lideriyiz. Liderliğimizi başarılı bir şekilde büyüyerek sürdürmek için markamızı daha da güçlendirmemiz gerektiğine karar verdik. Bunun için öncelikle, pazarlama ekibimizi yeniden yapılandırdık. Halihazırda bulunan online pazarlama ekibine ek olarak, marka pazarlama ve CRM departmanlarını oluşturduk. Bu yeniden yapılandırmayla pazarlama departmanımız daha da güçlendi.


Markafoni’nin marka olarak internette daha iyi temsil edilmesi ve tüketici ile diyalog kurması için dijital pazarlama stratejilerimizi gözden geçirdik. Başta Facebook ve Twitter olmak üzere sosyal medya yönetimini çok daha etkin bir şekilde kullanmaya başladık. Müşterilerimiz ile sosyal medya üzerinden de iletişimimizi güçlendirdik.


Bunun yanı sıra ilk ve lider marka olarak, markafoni’nin duygusal bir alanı sahiplenerek kendini ayrıştırması ve sadakat yaratması gerektiğini düşündük. Bu nedenle hem markamızın özüne uygun, hem de tüketici içgörüsüne dayanan, taklit edilemeyecek bir marka konumlaması belirlemek istedik ve “markafonik aşk” temalı kitlesel iletişim kampanyamızı gerçekleştirdik. Böylece Türkiye’deki özel alışveriş kulüpleri arasında kitlesel iletişim kampanyası düzenleyen ilk özel alışveriş kulübü olarak bir ilke daha imza atmış olduk.


Bu noktaya gelmenizin kısaca hikayesi nedir?
markafoni’de ilk olarak Ferre gözlük kampanyası yapılmış ve toplam dört gözlük satılmıştı. markafoni kurulurken pazar analizi yapmıştık. Dolayısıyla markafoni’nin bugün Türkiye’nin en büyük 3. e-ticaret kuruluşu olması tesadüf değil. “Her alışveriş bir aşk” sloganıyla faaliyet gösteren markafoni, ürün çeşitliliği, özel avantajlar, renkli kampanyalar, güvenilirlik, iade süreçlerinin kolaylığı, hizmet kalitesi, sponsorlukları ve marka bilinirliğiyle kurulduğu 2008 yılından bu yana özel alışveriş kulüpleri arasında liderliğini ve özel alışveriş kulüplerinden alışveriş yapan tüketicilerin zihninde ve kalbindeki ilk sırasını koruyor. 2010 yılında yüzde 700, 2011 yılında ise yüzde 300 büyüyen markafoni’nin bugün 4 milyon üyesi var.


Markanızı şu an kendi sektörünüz içinde, rakiplerinize göre nasıl konumlandırırsınız?
Türkiye’deki toplam internet kullanıcılarının yüzde 22’sine ulaşan markafoni grup şirketleri, Türkiye’nin lider e-ticaret grubu konumunda bulunuyor. Türkiye’nin ilk ver lider özel alışveriş kulübü markafoni de 3 milyon tekil ziyaretçisiyle özel alışveriş kulüpleri arasında liderliğini koruyor. Toplam sayfa görüntülenme sayısı 337 milyon olan markafoni en yakın rakibinin 3 katı toplam sayfa görüntülenme sayısıyla bir kez daha farkını ortaya koyuyor. Türkiye’nin kitlesel iletişim kampanyası gerçekleştiren ilk özel alışveriş kulübü olan markafoni, “markafonik aşk” başlıklı kitlesel iletişim kampanyasıyla televizyon, açıkhava, basın ve internet olmak üzere farklı kanallardan hedef kitlesine ulaşmayı amaçladı. Kitlesel iletişim kampanyası. kapsamında, markafoni’den alışveriş yapmak ile aşık olmak arasında merak, heyecan, kıskançlık, bekleyiş, mutlu son gibi ortak noktaların olduğu fikrine dayanan, “markafonik aşk” temalı reklam filmi çalışması gerçekleştirdi. “markafonik aşk” temalı kitlesel iletişim kampanyası sayesinde marka bilinirliğini artırdı ve geniş kitlelere ulaştı. Rakamlarla somut örnek vermek gerekirse markafoni’nin Alexa.com’da sıralaması 45’ten 27’ye yükseldi.


Sizce, sizin başarınızın sırrı nedir?
Türkiye’nin ilk ve lider özel alışveriş kulübü markafoni’nin başarısının altında sunduğu ürün çeşitliliği, özel avantajlar, renkli kampanyalar, sponsorlukları ve hizmet kalitesiyle üyeleri için her alışverişi bir aşka dönüştürerek benzerlerinden ayrılması yatıyor. markafoni, üyelerine giyim, aksesuar, kozmetik ve dekorasyon başta olmak üzere pek çok kategorideki seçkin moda markalarına yüzde 90’a varan indirimlerle, kolay ve keyifli bir şekilde sahip olma imkanı sunarak onlarda alışkanlık yarattı.


markafoni’nin müşteri memnuniyetine verdiği önemi hizmet kalitesine yansıtması da başarısının altındaki bir diğer etken. markafoni üyeleri 7/24 hem telefon ile hem de online olarak müşteri hizmetlerine ulaşabiliyor. markafoni’de iade işlemi de çok kolay gerçekleşiyor. Müşteriler iade etmek istedikleri ürünleri 30 gün içerisinde hiçbir ücret ödemeden iade edebiliyor. İade kargosu markafoni’ye ulaştığında müşteriye bilgi maili atılıyor ve pos iadesi, aynı gün müşteriye de SMS ve mail yolu ile haber verilerek gerçekleştiriliyor. İade süreçlerinin her aşamasında bilgilendirilen markafoni üyeleri özel alışveriş deneyiminin tadını çıkarıyor.


markafoni’nin moda ve yaşam tarzı sunan bir özel alışveriş kulübü olarak da fark yaratması onun başarılı olmasında önemli rol oynuyor. Türkiye’de satış mağazası olmayan dünyanın seçkin moda markalarını Türkiye’ye getirmesiyle bilinen markafoni, stil sahibi ünlülerle renkli kampanyalar gerçekleştiriyor ve üyelerine bir ünlünün üzerinde görüp beğendikleri bir ürünü %90’a varan indirimlerle alma fırsatı sunuyor. Bugüne kadar Ünlüler Kampanyası kapsamında Eda Taşpınar-Bora Kozanoğlu, Hande Ataizi, Ivana Sert, Tuba Ünsal, Tülin Şahin, Burcu Esmersoy-Fırat Çelik, Ebru Şallı, Arda Turan-Sinem Kobal, Tuğçe Kazaz, Hale Caneroğlu-Eda Taşpınar, Nur Fettahoğlu ve Deniz Akkaya ile işbirliği yapıldı ve bu ünlü isimler markafoni’nin yüzü oldular. Ayrıca markafoni, özel kampanyalar düzenleyerek Bahar Korçan, Hatice Gökçe, Deniz Kaprol, Derya Delice, Özlem Süer ve Ümit Ünal gibi ünlü tasarımcılara ait kişiye özel tasarım ürünlerine de yer veriyor. Bunun yanı sıra markafoni’nin her hafta farklı bir konseptte birbirinden şık kombinler sunduğu markafoni Lookbook Kampanyaları moda tutkunları tarafından çok seviliyor. Geçtiğimiz haftalarda markafoni’nin Audrey Hepburn’s Little Black Dress, Woman in Red, Glamour, Sıcak Kış ve Minimal Dress Kampanyaları kendi stilini yaratmak isteyen modaseverler tarafından yoğun ilgi gördü.


markafoni, 2010’dan beri, Istanbul Fashion Week’in Online Fashion Sponsorluğunu üstleniyor ve IFW’de yaşananlar dakika dakika http://blog.markafoni.com’da modaseverlerle paylaşılıyor. markafoni’nin Istanbul Fashion Week sponsorluğu 2012 yılında da devam ediyor. Bunun yanı sıra e-ticaret ile perakende sektörünü canlandırma misyonuyla hareket eden markafoni, her yıl Perakende Günleri ile Perakendeciler Zirvesi’ne sponsor olarak da perakende sektörüne olan desteğini gözler önüne seriyor.


Gelecekte nasıl büyümeyi hedefliyorsunuz?
2012 yılı Türkiye’nin ilk ve lider özel alışveriş kulübü markafoni’nin büyümesini sürdürdüğü bir yıl olacak. markafoni’nin yurt içi ve yurt dışı yatırımları devam edecek. Temmuz 2011’de markafoni’nin hisselerinin yüzde 70’e yakınının 129 ülkede faaliyet gösteren Naspers’a bağlı MIH-Allegro tarafından satın alınması markafoni’nin global bir e-ticaret marka olma sürecini hızlandırdı ve gelecek planlarını yakından etkiledi.

Türkiye’nin lider e-ticaret grubu unvanına sahip markafoni grubu olarak bünyemizde; yurt içinde markafoni, markafonicity, Zizigo.com, MissPera.com, PayU ve ucuzu olmak üzere 6 şirket ve yurtdışında Avustralya, Ukrayna, Yunanistan ve Polonya olmak üzere 4 şirket bulunuyor. Yurt dışında da lider özel alışveriş kulübü olarak önümüzdeki dönemde 6 ülkede daha özel alışveriş kulübü açmayı hedefliyoruz.


 


Önümüzdeki dönem için markafoni grup şirketleri olarak Türkiye’nin lider e-ticaret holdingi olmayı sürdürmeyi ve dünyanın önde gelen global e-ticaret markalarından biri olmayı hedefliyoruz.


Bir iş gününüz nasıl geçer?
markafoni’de mesai sabah saat 8’de başlar. İş günümün neredeyse tamamı toplantılarla geçer. Projesini takip ettiğim departmanlarla toplanırım, tedarikçiler ile toplantılar yaparım, marka sahipleriyle bir araya gelirim. Toplantı aralarında maillerime cevap veririm. Akşamüstü mesai bittiği zaman ise çalışmaya başlarım, yapmam gereken işleri bitiririm.


Sektörünüz, Türkiye’de sizce nereye gidiyor?
Türkiye e-ticaret pazarı, yılda yüzde 68 büyümeyle Hindistan’dan sonra, Çin ile beraber dünyanın en hızlı büyüyen ikinci e-ticaret pazarı konumunda. IWS’nin verilerine göre şu an Türkiye’de 35 milyon internet kullanıcısı var bu rakam Türkiye’yi Avrupa’daki en büyük 5. ve dünyadaki en büyük 13. internet toplumu yapıyor. Türk internet kullanıcısı aylık internette geçirdiği ortalama 29,4 saatle de Avrupa ülkeleri içinde 3. sırada bulunuyor. Türk e-ticareti sektörünün canlanmasında Türk kullanıcısının sosyal medyaya olan ilgisini de unutmamak lazım. Türkiye Facebook kullanımında dünyada beşinci, Friendfeed kullanımında dünyada birinci, Twitter konumunda ise dünyada sekizinci. Bunun yanı sıra 46 milyon kredi kartıyla Türkiye’nin kredi kartı penetrasyonu yüzde 60 civarlarında seyrediyor. Bunun yanı sıra Türkiye’deki lojistik altyapısı da oldukça güçlü. Kargo şirketlerinin etkili yapısı sayesinde ürünler hızla teslim edilebiliyor ve bu da müşteri memnuniyetinin sağlanmasında önemli rol oynuyor. Tüm bunlar Türkiye’yi e-ticaret açısından hem yerli ve yabancı, hem de bu sektörün dışında hali hazırda önemli girişimleri olan ve e-ticarete yatırım yapmayı düşünenler için oldukça cazip kılıyor ve Türk e-ticaret pazarına yatırım yapmaya teşvik ediyor.


Şu an Türkiye’de 6-9 milyon arasında online alışveriş kullanıcısı var. 2012’de hem online alışveriş kullanıcılarının sayısı artacak hem de mevcut online alışveriş kullanıcılarının internetten yaptıkları harcamaların hacmi yükselecek. 2012 yılında e-ticaret hacminin 25 milyar TL’yi bulması bekleniyor. 2012’de e-ticaret sektöründe tek bir ürüne odaklanan dikey siteler yükselişte olacak. 2012’de dikey sitelerin yanı sıra, “mass customization” diye adlandırılan kişiye özel üretim siteleri, sosyal medya ve sosyal ticaretle ilgili kurgular ön planda olacak. Türkiye’den teknolojik yeniliklerin çıkışına da şahit olacağımızı düşünüyoruz. Ödeme sistemleriyle ilgili de hareketlilik yaşanacak. Büyük medya grupları e-ticarete bakış açılarını yeniden değerlendirirken, geniş kitleleri ulaşmak isteyen Türk e-ticaret sitelerinin kendi aralarında da satın almalar yaşanacak. Online alışverişte tüketici olarak hayli etkin olan kadınlar, 2012’de girişimci olarak da önemli rol oynacaklar.


Pazarın hızla büyümeye devam edeceği 2012 yılında pazara hem yerli hem de yabancı yeni oyuncular katılacaktır. Bunun yanı sıra önümüzdeki dönemde girişler kadar çıkışlara da sahne olacağız. Piyasada belli birkaç oyuncu kalacak. Kullanıcılara özel bir alışveriş deneyimi sunabilen, müşteri ilişkileri yönetimini başarıyla yapabilen, satış öncesi ve sonrası süreçleri iyi yöneten, diğerlerinin üstünde hizmet kalitesi sunabilen ve marka değerini koruyan alışveriş siteleri başarıya ulaşacak ve piyasada kalıcı olacak. Son olarak 2012’de Türkiye’de e-ticaretin yüzde 50 büyüyeceğini tahmin ediyorum.


Kendinizi hangi platformda gösteriyorsunuz? Sosyal medya mı, yazılı basın mı, sektörünüze özel hafta veya günlerde mi?
Türkiye’nin ilk ve lider özel alışveriş kulübü markafoni’nin hedef kitlesi interneti hayatının bir parçası olarak gören ve çoğunlukla sosyal medyayı aktif olarak kullanan kişilerden oluşuyor. Dolayısıyla Facebook ve Twitter başta olmak üzere sosyal medya sitelerinde yoğun olarak varlık gösteriyoruz. Kullanıcılarımızla doğrudan iletişim kurmak açısından sosyal medyayı çok önemsiyoruz.


Şu an 680 binin üzerinde takipçisi olan Facebook sayfamızda, 18 binin üzerinde takipçisi olan Twitter hesabımızda ve açıldığı günden bu yana 1 milyondan fazla ziyaret alan markafoni Blog’ta takipçilerimize özel yarışmalar yaparak hediyeler dağıtıyoruz. Özellikle markafoni’nin Online Fashion Sponsorluğunu üstlendiği Istanbul Fashion Week’in olduğu günlerde tüm bu mecralarda daha fazla hareketlilik yaşanıyor. Facebook üzerinde yaptığımız çalışmalar, Facebook’un global örnek vakaları arasına girdi ve markafoni burada yer alan ilk Türk markası oldu.


 


Ayrıca Mayıs 2010’dan beri faaliyette olan markafoni Blog’ta iki bine yaklaşan post sayısıyla moda, tasarım ve yaşam tarzıyla ilgili zengin bir içerik sunuyoruz ve markafoni Blog okuyucuları ile sürekli iletişim halinde modayı konuşuyoruz. Temmuz 2011’de daha geniş kitlelere ulaşmak için markafonik aşk temalı kitlesel iletişim kampanyasını gerçekleştirerek Türkiye’de kitlesel iletişim kampanyası düzenleyen ilk özel alışveriş kulübü oldu.


İlgi alanlarınız nelerdir, nelerden beslenir ve ilham alırsınız? Ne okur, ne seyreder ve neyi takip edersiniz?
İyi bir film arşivim vardır. Sinema tarihine çok meraklıyım, dünya sinemasını yakından takip ederim. Sinemaya gitmek yerine evde film seyretmeyi tercih ederim. Edebiyatla aram iyidir. Ağırlıklı bilim kurgu okurum. Çizgi Roman merakım da vardır. Hem konsol hem masaüstü oyun oynamayı severim. Fırsat buldukça da yurtdışına çıkıp gezmeye çalışırım.


Türkiye ve dünyadaki girişimcilerin farkları ve benzerlikleri sizce nelerdir?
Dünyadaki girişimciler bulundukları konumdan dolayı daha rahat davranabiliyorlar. Girişimciliğin batı ülkelerinde daha fazla cesaretlendirildiği bir gerçek. Aileler çocuklarının girişimci olmalarına daha sıcak bakıyor ve okullar da çocukları buna yönlendiriyor.


Türkiye’de ise durum biraz daha farklı. Genellikle aileler çocuklarının belli başlı şirketlere girip orada kariyer yapmalarını tercih ediyor. Bu yolu daha güvenilir buluyorlar ve çocukları için başarı kriteri olarak bunu belirliyorlar. Ancak son senelerde, özellikle girişimci gençlerin başarı hikayeleri dikkat çekici bir boyuta ulaşıp daha görünür olunca bu biraz kırılmaya başladı.


Yeni girişimcilere destek veriyor musunuz?
markafoni’nin yanı sıra çeşitli e-ticaret sitelerinde ortaklıklarım var. Ayrıca Almanya, ABD ve Türkiye’deki çeşitli internet girişimlerine de “melek yatırımcı” olarak destek veriyorum.


Girişimciler başarılı olmak için neleri yapmalı ve neleri yapmamalı? Girişimcileri yol gösterebilecek ve rehber niteliğinde söylemek istedikleriniz nelerdir?
Girişimci, hayalleri olan kişidir. Risk alabilen fırsatları gözlemleyebilen, yatırımı yapıp organize koordine ve kontrol eden, sermayenin sahibi, riski üstlenen, gerekli bilgi ve beceriye sahip kişidir. Kendine güvenmeli, iş fikrine inanmalı, gerçekçi olmalı, zorlukların üstesinden gelebilmeli, detaylara özen göstermeli, stres altında kontrollü olmalı, disiplinli ve akılcı davranmalıdır. Diğer taraftan kriz anında panik olmamalı, işi yarım bırakmamalı ve sürekli fikir değiştirmemelidir.


Türkiyedeki girişimcilik kültürü geçmişte nasıldı, şimdi nereye gidiyor?
Günümüzde farklı sektörlerin ön plana çıkmasıyla beraber girişimcilerin yatırım alanları değişti. Ülke sınırlarının önceden belli olduğu yatırımlar ve girşimcilik hikayeleri sınırları aştı. Girişimciler artık dünyada ekonomik, kültürel ve teknolojik gelişimleri yakından takip ederek daha verimli ürün ve hizmetlerin peşindeler. 2011 girişimciliğin çok konuşulduğu bir yıl oldu. Artık Türkiye’de hatırı sayılır bir girişimci kitlesi var. Önümüzdeki dönemde daha da artacak.


Sizin girişimcilik alanında açık olarak gördüğünüz sektörler nereler?
E-ticaret sektörünün gelişen ve geleceği olan bir sektör olduğunu düşüyorum.


Her potansiyel işadamı ve girişimcinin sizce, alması gereken eğitim, katılması gereken seminer ve kişisel gelişim programları nelerdir?
Girişimcilik eğitimle desteklenebilir ama biraz da kişinin karakter yapısıyla ilgili olduğunu düşünüyorum. İyi üniversitelerin işletme fakülteleri bir iş kurmak ya da bir işi yürütmek açısından fayda sağlar ama önemli olan dünyadaki trendleri takip etmek, çok araştırıp çok okumak ve bu çerçevede fırsat yaratabilmektir.


Gelecekli ilgili kendi hayaliniz ve stratejiniz nedir?
Önümüzdeki dönem için markafoni grup şirketleri olarak Türkiye’nin lider e-ticaret holdingi olmayı sürdürmeyi ve dünyanın önde gelen global e-ticaret markalarından birini yaratmayı hedefliyorum.


Duygu Eren


Stratejik İletişim ve Kariyer Danışmanı


Yazarla iletişim için: duygu@dpdanismanlik.com


Kaynak: www.sabah.com.tr


 


 


 


 




Markaların Senfonisi "Markafoni"

20 Şubat 2018 Salı

Türk Tüketiciler Dünya’nın En Çok Harcama Yapan Milletleri Arasında

Dünyanın önde gelen yönetim danışmanlığı şirketlerinden The Boston Consulting Group (BCG) her yıl yaptığı Tüketici Hissiyatı Araştırması’nın 2013 yılı Türkiye sonuçlarını açıkladı. 12 şehirde her gelir seviyesinden tüketici gruplarıyla yüz yüze görüşülerek yapılan araştırma, Türk tüketicilerin dijital dünyayı kullanma ile alışveriş ve tasarruf alışkanlıklarına ışık tutuyor. Araştırmaya göre, alışveriş konusunda son yıllarda eskisine göre çok daha bilinçli bir tutum sergileyen Türk tüketiciler internetten alışveriş yapma konusunda ise hala temkinli davranıyor.


22092257


Tansan: Türk tüketiciler internet üzerinden alışveriş yapmak konusunda hala temkinli


The Boston Consulting Group (BCG) Tüketici Hissiyatı Araştırması, Türk tüketicilerin hayatlarında dijitalin yerine dair de çarpıcı sonuçlar ortaya koyuyor. Araştırmaya katılanların toplam yüzde 62’si iş dışında günde 1 saatten fazla zamanını internet başında geçiriyor. Ancak bu yoğun kullanım, Türkiye’yi internet üzerinden etkin bir şekilde alışveriş yapılan ülkeler arasına sokmaya yetmiyor. Türk tüketicilerin yüzde 64’ü interneti bilgi kaynağı olarak kullanırken, yüzde 53 de çoğunlukla sosyal medyada aktif olmayı tercih ediyor. Tüketicilerin yüzde 21’i internette film ve video izlediğini belirtirken, internetten alışveriş yapanların oranı ise sadece yüzde 8’de kalıyor.


Türkiye’nin internetten alışveriş konusunda hala dünyanın çok gerisinde olduğunun altını çizen BCG Türkiye Genel Müdürü ve Yönetici Ortağı Burak Tansan, “Türk tüketiciler internet üzerinden alışveriş yapmak konusunda hala temkinli. Araştırmamıza göre sadece küçük bir kesim alışveriş konusunda interneti bir aracı olarak kullanıyor. Ödeme sistemleri ve güvenliği bu kesimin kararsızlığının temel nedeni olarak ortaya çıkıyor. Bu nedenle, ROPO (Research Online Purchase Offline) yani internetten araştırıp mağazadan satın almak ülkemizde yaygın bir alışkanlık. Ancak yine araştırmamızdaki verilere göre, daha önce internet üzerinden alışveriş yapmamış ancak bu davranışa sıcak baktığını belirtenlerin oranı yüzde 34’lere dayanıyor. Bu da ülkemizde bu trendin değişebileceğini gösteriyor” dedi.


Çalışmanın özet bulgularına göre;


  • Türkiye’de, ROPO (Research Online Purchase Offline), yani internetten araştırıp mağazadan satın alma, internetten satın almanın oldukça önünde. İnternet kullanıcılarının %8′i internetten satın alma yaptığını söylüyor.

  • İnternetten alışveriş yapmayan kişilerin gösterdiği en önemli sebep, ödeme sistemlerine güven duymamaları

  • Türkiye, dünyanın en çok harcama yapan ülkeleri arasında yer alıyor.

  • Türk tüketiciler, alışverişlerinde daha ‘akıllı’ davranmayı, indirimleri ve promosyonları takip etmeyi planlıyor. Bu durumun indirim marketlerinin artan başarısını daha da desteklemesi bekleniyor.

  • Türk tüketiciler, imaj (kıyafet, araba, mücevher-takı gibi) ve sağlıklı gıda ürünlerinde (organik ve taze) daha pahalı alternatiflere yönelmeyi planlıyor.

Türkiye’de tüketiciler internet için televizyon ve romantizmden vazgeçiyor


İnternet üzerinden alışveriş yapanların daha sonrasında sosyal medya üzerinde aldıkları ürün hakkında paylaşımlarda bulunması da araştırmada dikkat çeken bir başka unsur olarak göze çarpıyor. Buna bağlı olarak sosyal medya, Türkiye’de tüketicilerin satın alma kararlarında en önemli etkenlerden biri. ‘Alışveriş yaparken en çok kimlerden etkileniyorsunuz?’ sorusuna sosyal medya, blog paylaşımları ve forumlar olarak cevap verenler, Tüketici Duygusu Araştırması’na katılanların yüzde 20’sini oluşturuyor.


  • %44       Sevgili

  • %20      Sosyal medya/Bloglar

  • %18       Aile

  • %11       Arkadaş

  • %7          Diğer

Araştırmaya katılanların “Teknoloji, internet ve sosyal medyadan önce nelerden vazgeçersiniz?” sorusuna verdikleri yanıtlar da yine çarpıcı veriler ortaya koyuyor.


  • %39       Şeker (Tatlı)

  • %38       Televizyon izlemek

  • %38       Arkadaşlarla vakit geçirmek

  • %38       Çikolata

  • %37       Spor karşılaşmalarını izlemek

  • %35       Romantizm ve dışarıda akşam yemeği

  • %34       Egzersiz yapmak

  • %34       Çay-kahve alışkanlıkları

  • %33       Araba

 


Türk tüketiciler dünyanın en çok harcama yapanları arasında


Tüketici Hissiyatı Araştırması’nda harcama alışkanlıklarına ilişkin sonuçlara bakıldığında ise bir çarpıcı sonuç daha ortaya çıkıyor. Türkiye, dünyanın en çok harcama yapan ülkeleri arasında yer alıyor. Buna rağmen son yıllarda tüketicilerin alışveriş alışkanlıklarının daha bilinçli olduğu da gözlemleniyor. “Gelecek 12 ayda, geçmiş 12 aya göre harcamalarınızda nasıl bir değişiklik olacak?” sorusuna araştırma kapsamındaki kişilerin yüzde 41’i “Daha az harcayacağım” cevabını verirken, 2011 yılında yapılan aynı araştırmada bu oran yüzde 49 olarak belirlenmişti. Diğer yandan aynı soruya 2011 yılında “Daha fazla harcama yapacağım” cevabını verenlerin oranı yüzde 4 iken, bu yıl yapılan araştırmada oranın yüzde 8’e yükseldiği gözlemleniyor.


Dışarıda yemekten ve tatilden vazgeçip, giyim ve araba için daha çok harcıyoruz


Dünyayı etkileyen mega trendlerden biri olan ‘Trade up/Trade down’ (satın alma tercihlerinde tüketicilerin bir kısmının daha pahalı ürünlere diğer kısmının ise daha ucuz ürünlere yönelmesi ile orta fiyat grubunun yok olması) diğer ülkeler gibi Türkiye’de de geçerli. Türk tüketiciler gıda-dışı kategorilerde kıyafet, araba, mücevher-takı gibi imaj ürünlerinde daha pahalıya, tüketici elektroniği, dışarıda yemek, tatil harcamalarında ise daha ucuz alternatiflere yönelmeyi planladıklarını belirtiyorlar. Gıda kategorilerinde ise artan sağlıklı yaşam tercihlerinin etkisini organik ve taze gıdada pahalı alternatiflere yönelme; şekerleme, donmuş gıda, hazır gıda gibi kategorilerde daha ucuz alternatiflere yönelme planı kapsamında gözlemleniyor.


BCG Türkiye Genel Müdürü ve Yönetici Ortağı Burak Tansan, çalışmanın özet bulgularını şu şekilde değerlendirdi: “Türk tüketicilerin diğer ülke tüketicilerinden, özellikle gelişmiş ülkelerdekilerden, farklılaştığını görüyoruz. Evinde mutlu olan ve evini kalesi olarak gören Türk tüketiciler yaşadığı hayattan memnun ve tasarruf etmektense alışveriş yapmayı tercih ediyor. Harcama yapmak konusunda dünyanın önde gelen ülkelerinden biriyiz. Bu harcamalarda artık daha bilinçli tercihlere yönelsek de alışverişi hala geleneksel yöntemlerle gerçekleştirmeyi tercih ediyoruz. Mesela internetten bir ürün beğensek de onu gidip mağazadan almayı tercih ediyoruz. Bunlar, Tüketici Hissiyatı Araştırması’nın çarpıcı sonuçlarından sadece birkaçı. Bu araştırma bize her yıl tüketicilerin ekonomik koşullara ve kendi harcama kararlarına dair yapmayı planladıkları değişiklikleri görme imkânı sunuyor. Tüketicinin planlarını anlayıp bunlara uygun önerilerle yaklaşan şirketlerin rakiplerinin önünde yer alacağına inanıyoruz.”


Kaynak: Pazarlamasyon



Türk Tüketiciler Dünya’nın En Çok Harcama Yapan Milletleri Arasında

E-Ticaret te B2B ve B2C Nedir

B2B: Business To Business
B2C: Business To Consumer


Bu iki terimin arasındaki fark, müşterinin kim olduğudur. Genel olarak müşteriler şirket olduğunda B2B yani Business To Business (şirketten şirkete), müşteriler şahıs olduğunda ise B2C Business To Costumer (şirketten müşteriye) terimi kullanılır. Örneğin bireylere kitap satan bir internet sitesi B2C tarzında, sanayi şirketlerine kimyasal malzeme satan bir şirket ise B2B tarzında çalışır.


Kaynak: Bu yazı, Kolay İletişim tarafından, KobiFinans için derlenmiştir.



E-Ticaret te B2B ve B2C Nedir

19 Şubat 2018 Pazartesi

Dünya e-ticaret hacmi 680 milyar dolara ulaştı

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, geleceği öngören ticari aktörlerin artık hamlelerini internet ekonomisi üzerine şekillendirdiğini belirterek, ”2011 yılı itibariyle dünya e-ticaret hacmi 680 milyar dolara ulaşmıştır. 2016 yılına kadar dünya nüfusunun yarısının, yani yaklaşık 3,5 milyar kişinin internet kullanıcısı olacağı öngörülmektedir. Yine aynı dönemde ülkemizin de içinde bulunduğu G-20 ülkelerinde yaklaşık 800 milyon internet kullanıcısı olacağı ve bu ülkelerdeki internet ekonomisinin 4 trilyon 200 milyar dolara ulaşacağı tahmin edilmektedir” dedi.


19 Eylül 2012 Çarşamba 13:05  İnteraktif Pazarlama Zirvesi’nin açılışında konuşan Yazıcı, bu toplantıların, kamu kesiminde bu alandan sorumlu olan kendilerini hem motive ettiğini, hem de çalışmalarını kamuoyuyla paylaşmalarını, bir araya gelerek görüş alışverişi yapmalarını ve fark edilmeyen sorun alanlarını bir kez daha gözden geçirmelerini sağladığını kaydetti.


Dünyada ve Türkiye’de interaktif pazarlama sektörünün çok hızlı büyüdüğünü aktaran Yazıcı, bugün dünyanın küreselleşmesinden bahsediliyorsa bunun medyaya yeni ve daha geniş etki alanları kazandıran teknolojik gelişmeler sayesinde olduğunu ifade etti.


Ekonomisiyle, siyasetiyle, tüketim alışkanlıklarıyla global bir dünyanın değiştirici ve dönüştürücü gücünü medyanın oluşturduğunu vurgulayan Yazıcı, ”Medyanın bu gücü dünyayı küreselleştirirken; yereli globale taşımakta, ama bu arada yerel olanı da değiştirip, dönüştürüp, yeniden üreterek biçim ve içeriği etkilemektedir” dedi.

Tüm dünyada alışveriş merkezlerinde aynı markaların mağazalarının hızla yayıldığını dile getiren Yazıcı, belli yarışma formatlarının tüm dünyada satıldığını, insanların aynı dizi filmler ve filmleri tekrar tekrar izlediğini anımsattı.


Uluslararası toplantılarda, etkinliklerde hükümet temsilcilerinin sözlerine bir yere kadar ilgi gösterildiğine dikkati çeken Yazıcı, sözlerine şöyle devam etti:


”Oysa sosyal medyadaki ‘basitçe/kolayca’ söylenen ve sadece birkaç kelimeden oluşan cümleler zaman zaman çok daha inandırıcı ve doğrudan etki sahibi olabiliyor. Bugün herkes hemfikirdir ki; Facebook, Twitter ve elektronik yazışmalar olmadan Arap Baharı olamazdı. Tahrir Meydanı 2011 yılının Ocak ayından Nisan ayına kadar boş olurdu. Binlerce genç gösterici, Mayıs ve Haziran’da haftalarca İspanya şehirlerinin meydanlarında kalabalığı toplayamazlardı. İnternet ve dolayısıyla sosyal medya; haksızlığa uğrayanların davalarını duyurabilmeleri için bir miktar daha iyi bir şans sunmaktadır. Bununla birlikte; insan gruplarının ‘kalabalıklar’ biçiminde ‘fikirden yoksun’ iletiler ummanı haline getirdiği iletişim ağları karşısında çok da umutlu olmak, en azından bugün için mümkün görünmemektedir. Sosyal medyanın politik söylemi şudur: ‘İsimsiz online kalabalıklar içinde milyonlarca insan birbirine bağlanmaktadır ve bir şeyin doğruluğu; kolayca pek çok insanın tekrar etmesiyle sağlanabilmektedir.”


-”İnternet bir çeşit unutkanlık teknolojisi”-


Bugün elektronik ortamın, insanların ilişkilerinin ve faaliyetlerinin derecesini ve biçimini kontrol eden ve şekillendiren bir araç haline geldiğini belirten Yazıcı, yeni medyanın eski edebi kültürü bir kenara ittiğini dile getirdi.


Günümüzde gençlerin, kısa formlarda yazıp okuduğunu anımsatan Yazıcı, ”Araştırmalar 2009’da Amerika’da 12-17 yaş arası gençlerin yüzde 72’sinin mesaj gönderip aldığını gösteriyor. 2008 yılı Şubat ayından 2009 yılı Eylül ayına kadar Amerikalı gençlerin günlük mesajlaşması yüzde 38’den yüzde 54’e çıkmış” şeklinde konuştu.


2009’da ortalama bir Amerikan gencinin ayda 2 bin 272 metin gönderdiği ve aldığı bilgisini veren Yazıcı, Amerika’da 2010’da 15-19 yaşları arası gençlerin günlük ortalama 6,8 dakika kitap okuduğunun altını çizdi.


Tüm dünyada gençlerin, 140 karakteri aşmayan ve sıklıkla daha da az olan mesajlarla sosyal medyada okuyup yazmayı tercih ettiğini vurgulayan Yazıcı, internetin bir çeşit unutkanlık teknolojisi olduğunu dile getirdi.


Çağımız insanının neredeyse gözünü dünyaya açmasıyla beraber televizyon izlemeye başladığını dile getiren Yazıcı, konuşmasına şöyle devam etti:


”Türkiye’de televizyon izlenme oranı yüzde 94’e ulaşırken, gazete okuma oranı yüzde 22, kitap okuma oranı ise yüzde 5’te kalıyor. Ayrıca son on yılda sosyal iletişim ağlarındaki teknolojik gelişmeler de sosyal ağlarda geçirilen zamanı hızla artırmaktadır. TÜİK ağustos ayında bununla ilgili bir istatistik açıkladı; Türkiye’de bilgisayar kullanım oranı yüzde 49, internet kullanım oranı yüzde 48, internete erişim imkanı olan hane oranı yüzde 47, internet erişim imkanı olan hane oranı kentlerde yüzde 56, düzenli internet kullanım oranı ise yüzde 38. Türkiye, artık 10 yıl, 20 yıl öncesinin Türkiye’si değil. Hemen hemen her evde bir bilgisayar ve internet var. Köy okullarımızda bile artık bilgisayar sınıfları var. Eğitimde tablet teknolojisinden söz ediyoruz. Fatih Projesi ile Sayın Başbakanımızın dediği gibi ‘Kara tahta kavramını tarihin tozlu raflarına kaldırıyoruz.”


-”ABD’de 2011’de elektronik ticaret hacminin yüzde 16 artarak 195 milyar dolara ulaştığı tahmin ediliyor”-


Sosyal medyanın kendi kurallarıyla, kendine özgü kültürüyle hayata hükmettiğini ifade eden Yazıcı, ticaretin bu alanın dışında kalmasının düşünülemeyeceğini söyledi.


Ticaret kavramının günümüzde artan bir şekilde ”elektronik ticaret” olarak ortaya çıktığını belirten Yazıcı, bu değişimi yakalamak ve ona öncülük etmek için bugünün ve yarının dünyasının iyi okunması, olup bitenlerin iyi analiz edilmesi gerektiğini ifade etti.


Bu yeni yapının, ekonomilerin büyüme dinamiklerinde kalıcı değişiklikler oluşturduğuna dikkati çeken Yazıcı, daha önceleri klasik tabirle ifade edilen; ”reel piyasalar, finansal piyasalar, türev piyasalar”ın yerini; ”online pazarlara, elektronik platformlara, sanal alışveriş merkezleri”ne bıraktığını belirtti.


Artık ülkelerin büyüme dinamiklerine interaktif ekonomilerin etki ettiğini vurgulayan Yazıcı, geleceği öngören ticari aktörlerin artık hamlelerini internet ekonomisi üzerine şekillendirdiğinin altını çizdi.


Bugün e-ticaret yoluyla yapılan alışverişlerin hacminin hızla arttığını aktaran Yazıcı, şöyle konuştu:


”2011 yılı itibariyle dünya e-ticaret hacmi 680 milyar dolara ulaşmıştır. 2016 yılına kadar dünya nüfusunun yarısının, yani yaklaşık 3,5 milyar kişinin internet kullanıcısı olacağı öngörülmektedir. Yine aynı dönemde ülkemizin de içinde bulunduğu G-20 ülkelerinde yaklaşık 800 milyon internet kullanıcısı olacağı ve bu ülkelerdeki internet ekonomisinin 4 trilyon 200 milyar dolara ulaşacağı tahmin edilmektedir. Bu dönüşüm süreci ekonomimiz için iş dünyamıza önemli fırsatlar sunuyor. Bu fırsatları değerlendirebilmek için, kamu ve iş dünyası olarak birlikte hareket etmemiz önem arz ediyor. Dünyanın önde gelen ülkeleri elektronik ticaret alanında ciddi bir paya sahip. Örneğin, Amerika’da 2011’de elektronik ticaret hacminin, bir önceki seneye göre yüzde 16 artarak, 195 milyar dolara ulaştığı tahmin ediliyor. 2012 yılı Mayıs rakamlarıyla; Avrupa’da toplam 427 milyon internet kullanıcısı bulunmaktadır. Bu kullanıcıların yüzde 87’si online alışveriş işlemlerini elektronik ortamda gerçekleştirmektedir.”


-”E-ticaret işyeri sayısı 2008 yılına göre 3 kat artışla Eylül 2012’de yaklaşık 55 bine ulaştı”-


Türkiye’de elektronik ticaret hacminin 2011 yılında yaklaşık 23 milyar liraya ulaştığını belirten Yazıcı, 2011 yılında kartlı sistemle 265 milyar liralık alışveriş yapıldığını ve bunun yüzde 8’inin elektronik ticaret yoluyla gerçekleştiğini söyledi.


2012 yılının 7 ayında e-ticaret hacminin yaklaşık 17,5 milyar liraya ulaştığını anlatan Yazıcı, ”Bu da geçen yıla göre yüzde 40 civarında bir artış demektir” dedi.


Bu bağlamda, Türkiye’nin 2011 yılında oransal olarak, Hindistan’dan sonra dünyada en hızlı büyüyen ikinci e-ticaret pazarı olduğunu aktaran Yazıcı, Türkiye’de bugün 53 milyon kredi kartının kullanıldığını kaydetti.


E-ticaret işyeri sayısının ise 2008 yılına göre 3 kat artışla Eylül 2012’de yaklaşık 55 bine ulaştığı bilgisini veren Yazıcı, Türkiye’de e-ticaret yapan doğrudan pazarlama, sigorta, hava yolları şirketlerinin cirolarının; bu alanlardaki toplam cirolarına oranının yüzde 60 olduğunu ifade etti.


Türkiye’de işletmeden tüketiciye yapılan elektronik ticaret hacminin toplam perakende ticaret hacmine oranının; Avrupa Birliği’ne göre 8 kat, Amerika Birleşik Devletleri’ne göre 20 kat büyüme potansiyeline sahip olduğunu kaydeden Yazıcı, Türkiye’nin elektronik ticaret alanındaki bu potansiyelinin özellikle yabancı yatırımcılar tarafından dikkatle izlendiğini söyledi.


Türkiye’ye elektronik alanında 2010 ve 2011 yılında yaklaşık 750 milyon dolar doğrudan yabancı sermaye girişi olduğu bilgisini veren Yazıcı, şunları ifade etti:


”Bu da doğrudan yabancı yatırımların yaklaşık olarak yüzde 3,7’sidir. Elektronik ticaret sektörü ülkemizde son 3 yılda ortalama yüzde 50 büyümüştür. Elektronik ticaret sektöründeki bu hızlı büyüme şüphesiz ki pazarlama yöntemlerinin değişmesiyle gerçekleşmektedir. Artık geleneksel pazarlama faaliyetleri yerini interaktif pazarlamaya bırakıyor. Firmalar, müşterileriyle dijital ortamda buluşuyor, ürün ve marka tanıtımları, satış işlemleri yine bu mecrada yapılıyor. Dolayısıyla interaktif pazarlama teknikleri tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de giderek önem kazanıyor. Şunu da ifade etmek istiyorum; katma değeri artırmak başlı başına bir sistematiğin ürünüdür. Ürünü çeşitlendirmek, ürün kalitesini uluslararası düzeyde rekabet edecek biçimde yükseltmek gereklidir. Pazarlama faaliyetleri işte burada hayati bir önem taşımaktadır. Yeni interaktif pazarlama metotlarını korkmadan, çekinmeden ama rekabeti zedelemeden, kimseye mağduriyet yaşatmadan kullanılmalıdır. Bu noktada ise kamunun piyasaları düzenleme yetkisi önem kazanmaktadır. Başta tüketiciler olmak üzere bu sektördeki tüm aktörlerin güvenini inşa edecek düzenlemeleri hayata geçirmek bu anlamda stratejik bir öncelik taşıyor.”

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, Yeni Türk Ticaret Kanunu’na ilişkin, ”Bu kanun sadece bir mevzuat düzenlemesi değil, 2023 hedeflerimize ulaşmada bir rehber değil, adeta ticaret erbabı için otoyoldur” dedi.


Yazıcı, İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen İnteraktif Pazarlama Zirvesi’nin açılışında yaptığı konuşmada, e-ticaretteki yasal düzenlemelere değinerek, bu alanı düzenleyen Gümrük ve Ticaret Bakanlığı olarak şirketlerin önünü açmak, vatandaşı elektronik ticarete yönlendirmek, ikili ve çoklu ticari ilişkilerde bir güven ortamını oluşturmak için gerekli yasal düzenlemeleri yaptıklarını kaydetti:


Kredi kartı kullanımının yaygınlaşmasının Türkiye e-ticaret pazarının gelişimini etkilediğini ifade eden Yazıcı, şunları kaydetti:


”Bu bağlamda, Merkez Bankası’nın ‘Ödeme Sistemleri Hizmetleri ile Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun Tasarı Taslağı’ çalışmaları; güvenli ödeme kanalları ve alternatif ödeme sistemleri açısından son derece önemlidir. Bakanlık olarak, ‘Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısını’ hazırladık ve Meclis’e yasalaşması için gönderdik. Bu alanda en önemli ve beklenen yasa çalışması budur. Tasarıda; elektronik ticaretin yaygınlaştırılması, tüketiciler ile elektronik ortamda işlem yapanların korunması, istenmeyen ticari elektronik iletilerin önüne geçilmesi hedeflenmektedir.


Hizmet sağlayıcıların, elektronik iletişim araçları ile yapacakları ticari iletişimde uyması gereken kurallar, elektronik ortamda yapılan sözleşme öncesi bilgi verme yükümlülükleri, sipariş verme sürecine ilişkin yükümlülükleri, bu yükümlülüklere aykırı hareket etmeleri halinde uygulanacak yaptırımlar hüküm altına alınmıştır. Ayrıca kişisel verilerin korunması yasal güvenceye bağlanarak, özellikle internet üzerinden yapılan ticari faaliyetlerin daha güvenli ve şeffaf bir şekilde yapılması öngörülmüştür. Yine bu tasarıda başkalarına ait iktisadi ve ticari faaliyetlerin yapılmasına elektronik ticaret ortamını sağlayan, ‘aracı hizmet sağlayıcıları’ tanımlanmıştır.”
-”E-ticarette güven ortamı”-


Yazıcı, tasarının, e-ticaret alanına ilişkin yasal çerçeveyi genel hatlarıyla çizdiğini anlatarak, ”Tasarının yasalaşmasına müteakiben sektörle yakın işbirliği içerisinde, sektöre ilişkin ulusal ve uluslararası düzeydeki gelişmeler de izlenerek e-ticaret ikincil mevzuatı hazırlanacaktır. Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ikincil düzenlemelerle, elektronik ticaret alanında ‘güven ortamını’ tesis etmeyi hedefliyoruz. Elektronik ticaret alanına güven ortamı oluşunca, bu sektör hepimizin tahminlerinin ötesinde bir hızla büyüyecektir” diye konuştu.


Özellikle mesafeli satış, internet aracılığıyla satış, kredi kartı ile satış gibi yeni satış yöntemlerinin gelişmesinin, mal ve hizmetlerin satın alınmasını kolaylaştırdığını belirten Yazıcı, şunları söyledi:


”Ancak tüketicilerin alışveriş imkanları artarken buna paralel olarak sorunları da artmıştır. Bu nedenle yürürlükte bulunan ‘Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da gerekli düzenleme çalışmalarını Bakanlık olarak yürütüyoruz. Bu çalışmanın da kısa bir süre içinde tamamlanarak yasalaşmasını planlıyoruz. Bakanlığımızın sorumluluk alanı içerisinde yer alan 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da yer alan ‘Mesafeli Sözleşmeler’e ilişkin yönetmelik çıkardık. Buna göre; taraflardan birinin tüketici olduğu internet ortamında yapılan mesafeli sözleşmelerde, satıcılar tarafından tüketicilere işletmeye ilişkin bilgilerin verilmesi, satılan ürünün temel nitelikleri, fiyatı, teslim süresi ve cayma hakkı gibi konularda bilgilendirmesi zorunluluğu getirilmiştir.


Mesafeli sözleşmelerde tüketici, yedi gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin sözleşmeden cayma hakkına sahiptir. Cayma hakkının kullanıldığına dair bildirimin bu süre içinde yazılı olarak veya bir sürekli veri taşıyıcısıyla bildirilmesi yeterlidir. 2011 yılında, mesafeli satışlara ilişkin olarak Bakanlığımızın yaptığı inceleme ve denetimlerde toplam 905 bin 709 lira idari para cezası uygulanmıştır. Tüketicilerin, mağduriyet oluşmadan önce korunması amacıyla mesafeli satışın gerçekleştiği internet sitelerini bu yıl daha yoğun biçimde denetlenmekteyiz.


Bu kapsamda, 2012’nin ilk 8 ayında 53 firma denetlenmiş ve toplam 1 milyon 284 bin 941 Lira idari para cezası uygulanması için ilgili İl Müdürlüklerine talimat verilmiştir.


Özellikli Bazı Kaçakçılık Türleriyle Mücadele Eylem Planı Elektronik ticaret yoluyla gerçekleştirilen ticari işlemlerin çeşitliliği ve parasal tutarları çok hızlı bir şekilde artıyor. Bu ister istemez kaçakçılıkla mücadele faaliyetlerini de ön plana çıkarıyor.”


-Yeni Ticaret Kanunu-


Yazıcı, Bakanlık olarak, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının katkılarıyla bir eylem planı hazırladıklarını ifade ederek, şunları aktardı:


”Özellikli Bazı Kaçakçılık Türleriyle Mücadele Eylem Planı’nda elektronik ticaret yoluyla gerçekleştirilen kaçakçılıkla mücadeleye ilişkin eylemlere yer verildi.


Söz konusu Eylem Planı 16 Nisan 2012 tarihinde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına gönderilerek yürürlüğe girdi. Yeni Türk Ticaret Kanunu şirketlerimize birçok işlemi elektronik ortamda yapma imkanı sunuyor. Yeni TTK ile bilişim ve teknoloji alanında yaşanan gelişmelere paralel olarak, bilişim teknolojilerini kullanmak isteyen gerçek ya da tüzel kişilere bir alternatif sunularak maliyetlerin azaltılması, emek ve zamandan tasarruf edilmesi bakımından önemli düzenlemeler yapılmıştır. Şirketlerimizin mal ve hizmetlerini tüm dünyaya pazarlayabilmesi, yabancı yatırımcıların ilgisini çekebilmesi için elektronik ortam büyük bir fırsat sunmaktadır. Yeni Türk Ticaret Kanunu ile bunun hukuki altyapısı tamamlanmıştır.”


Şirketlerin elektronik platformları kullanmasının, 24 saat kesintisiz ticaret imkanı sağladığını belirten Yazıcı, ”Bu Kanun, sadece bir mevzuat düzenlemesi değil, 2023 hedeflerimize ulaşmada bir rehber değil, adeta ticaret erbabı için otoyoldur” dedi.


Yazıcı, elektronik ticaret alanında yaptıkları çalışmalarda temel hedeflerini şöyle anlattı:


”Elektronik ticaret alanında kuralların belirlenmesi, yatırımcılara hukuki güvencenin sağlanması, haksız rekabet ortamının olmadığı bir yapının tesis edilmesidir. Gerek hukuki, gerek teknik altyapısıyla sağlıklı ve güvenli bir şekilde büyüyen bir elektronik ticaret ortamı oluşturmak arzusundayız. Bu noktada sadece kamu kuruluşlarına değil özel sektöre de önemli görevler düşmektedir. İnternet ve elektronik ticaret gibi hızla gelişen sektörlerde, gelişimi sürdürülebilir kılmanın ilk ve en önemli şartı, bilgi ve deneyimin paylaşılmasıdır. Bu konuda bizim kapımız bu alanda çalışan herkese açıktır.


Bu alandaki düzenlemeleri birlikte yapmamız sektörün sağlıklı büyümesine büyük katkı sağlayacaktır. Bu zirve vesilesiyle bu alanda dil sorununa da bir çözüm bulmamız gerektiğini hatırlatmak istiyorum.”


-”Dünya elektronik bir mahalleye doğru göç ediyor”-


Dünyanın elektronik bir mahalleye doğru sessizce göç ettiğini belirten Yazıcı, ”Bu alanda kullanılan terminolojiyi oluşturmak konusunda daha fazla geç kalmamalıyız.


Gümrük ve Ticaret Bakanlığı olarak, interaktif pazarlama sektöründe bilgi paylaşımının önünü açan ve binlerce sektör profesyonelini bir araya getiren İnteraktif Pazarlama Zirvesi’ni desteklemekten büyük mutluluk duyuyoruz. Bu konferans ve zirveler dünyadaki farklı interaktif pazarlama tekniklerinin paylaşılması, geliştirilmesi ve yeni fikirlerin ortaya çıkması açısından değerlendirildiğinde eşi bulunmaz fırsatlar sunan platformlardır” şeklinde konuştu.


AA



Dünya e-ticaret hacmi 680 milyar dolara ulaştı